"KAYIP"

8 2 0
                                    

Baran Demir. Baran Demir. Baran Demir. Ne oldu biliyor musunuz? O adam mahkemede yargılandı. Ama ne ceza aldı, ne başka bir şey. Tabi adam zengin, soylu, çevresi geniş. Adalet ona neden işlesin ki? Adalet diye bir şey kaldı mı ki? Ve biliyor musunuz? Ben o adamın mahkemesine gitmedim. Ben onun her adımından haberdar olurken, onun beni canlı canlı karşısında görmesini istemedim. Kuru toprak altında yatan sevgilimin mezarının başında ağladım gözyaşım daha akmadan kuruyana dek. Her şeyi unutmuştum. Gözüm kör olmuştu. Hırstan, intikam hevesinden, türlü türlü ölüm düşünceleri beni bırakmıyordu. Kısasa kısas yapmak istedim. Bana yaşattığının ne eksiği, ne fazlası. Düşündüm. Çok düşündüm. Kendi hırslarım için masum birini mi öldürecektim gerçekten. Ben ya ben. Sedef. Her gün sokaktaki hayvanlar için kapısının önüne su ve yiyecek bırakan ben. Nasıl masum birini öldüreyim. Üstelik doktorum ben. Yeminim var. Yapamazdım. Masum birini canından edemezdim. Zaten o adamın da hayatında biri yoktu -şıllık eski sevgilisi Tuğçe'yi saymazsak- Kene gibi yapışmış kalmış. Şirketinde hisseye mi ne sahipmiş.

Bütün bunları öğrenmek, kafamda planı kurmak sadece üç haftamı aldı. Bu üç hafta kendime gelmem için yeterliydi. Geriye kalan tek şey, bu adamı kendime aşık etmekti. Planımın kusursuz olduğunu düşünüyordum. Yiğit... Onu kandırmak çok zoruma gidiyor. Ama onun karşısına geçip 'Baran ile tanışacağım, onu kendime aşık edeceğim ve sonra intihar edeceğim.' diyemezdim herhalde. Bak bu da var. Onları üzeceğim. Çok üzeceğim. Yiğit'i... Defne'yi... Birisi 18 yıllık arkadaşım, diğeriyse kan bağım olan tek insan, kuzenim. Onları üzecek olmak beni bitiriyor olsa da, Baran'ın perperişan olacağı zamanı düşünmek garip bir şekilde bana huzur veriyordu. Pamuk gibi kalbi olan ben, bir insana acı çektirmekten zevk alıyordum.

İznim bitmişti. Hastaneye dönüp çalışmak zorundaydım. Herkes ne güzel hayatına devam ediyor. Dünyadan göçen bir insanın yokluğunu hissetmiyorlar. Ben hissediyorum. Kendimi yapayalnız hissediyorum. Sanki artık yaşamıyorum gibi. Hayat yine yaptı yapacağını. Bir tekme attı, koydu kapının önüne. O bana ne kadar acımasız olursa olsun, ben ona güler yüzümü göstermiştim bu zamana kadar. Ve şimdi de ödülümü alıyordum. Şans yüzüme güldü. Hasta isimlerinin arasında o isim gözüme çarptığında, yüzümde kin dolu bir tebessüm belirdiğine emindim.

Üç hasta kaldı beş hasta kaldı derken sıra o isme geldi. 'Baran Demir.' Gel bakalım. Gel.
Kapı yavaşça açılıp kapandı. Asla yapmamam gereken şeyi yapıyordum. Put kesilmiş, gözlerinin içine bakıyordum. Konuşmuyor, ne yaptığını izliyordum. Benim konuşmamı beklemeden perdeyi kenara toplayıp hasta yatağına oturdu. Tişörtünü yakalarından tutup çıkardı. Son derece yapılı bir vücudu vardı. Öyle bir teni vardı ki güneşten mi, doğuştan mı esmer olduğu belli olmuyordu. Gözleri... Asla tek bir renk olduğunu söyleyemezdim. Sarı, yeşil, mavi, kahverengi ve hatta turuncu. Kıvırcık ve birbirine dolanmış saçları yüzünü tamamlamaya yetiyordu. Onu bu denli dikkatli süzdüğümü benimle birlikte o da fark etmiş olacak ki, anlamaz bir ifadeyle bana bakıp kafasını salladı.

"Kendi kendimi de tedavi edeyim mi?"
Sesi... Hiç kimsenin sesine benzetemeyeceğim tondaki sesi, bana 'beni bırakma' derken düşünmek ruhumu dinlendiriyordu. Nasıl oldu da bana mutluluk veriyor bu düşünceler? Diye düşünürken onun kalın, ama son derece nazik, bir o kadar da soğuk sesi beni kendime getirdi.
"Siz şöyle oturun da sizi bir kontrol edeyim doktor hanım."
Dalga geçiyor benimle hadsiz!
"Şikayetiniz neydi?"  diyiverdim tiz sesimle.  Bir cevap vermek yerine hafifçe arkasını döndü. Sırtında, biraz sola kaymış olan morluk vardı... Yaklaşıp önce gözlerimle, sonra elimle kontrol ettim. "Hematon." dedim kendi kendime. Ama sesli olarak söylediğim için bana cevap verme ihtiyacı duymuş olacak ki konuştu benimle. "Hematon?" Eh anlamaması normaldi tabi. "Kan toplanması." diyerek geri çekildim. Bilgisayarın başına geçtim ona ilaç yazmak için. Kadere bak. Sevgilimi öldürten adam iyileşsin diye ilaç yazıyorum...

İnti-AşkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin