Media: Poyraz Karayel
-
Güneş'in şaşkın bakışlarının ardındaki özlem, kendini göstermeye başladığında Batı daha fazla dayanamayıp ona sımsıkı sarılmıştı. İkisinin de birbirini çok sevdiği her hallerinden belliydi.
Güneş'in özlemle yanıp tutuşan bakışları, Batı'nın pişman olmuş gözleriyle birleştiğinde ortadaki aşkı görmemek neredeyse imkansızdı.
Öyle seviyorlardı ki birbirlerini, ne bir romana sığardı, ne bir gökyüzüne. Bunu en mükemmel şair, en iyi yazar, ödüllere doymamış bir yönetmen dahi anlatamazdı..
Bir saat sonra herşey normale dönmüştü. Kısa süre sonra Batı sessizliği bozup su istemişti. Gözlerimi kısıp Batı'ya baktığımda yalnız kalmak istediklerini anlamıştım. Gülüp mutfağa geçmiştim. Poyraz da arkamdan gelmişti.
"Seni özledim" dedikten sonra beni kapıya yaslayıp mutfağın kapısını kitlemişti. Elini dudaklarımda gezdirirken, diğer elini belime koymuştu. Poyraz'ın okyanus kokusunu içime çekmiştim. Huzur doluydu. Poyraz, huzurdu.
Güneş'ten...
Nefes mutfağa gittiğinde Poyraz'ın peşinden gitmesini biraz garipsemiştim. Nedenini çözmeye çalışırken Batı'nın cevabı rahatlatmıştı..
"Ben, yalnız kalmak istedim," dedi. Derin bir nefes alarak konuşmasına devam etti. "Güneş, ben seni çok özledim. Her şey için özür dilerim, seni asla bırakmamalıydım," parmakları yanağımda dolanıyordu. Pişmanlığı gözlerinden okunuyordu. Batı, pişmandı. Yüzünün her ayrıntısını inceliyordum. Ne onun en ufak bir mimiğini kaçırmak istiyordum, ne bu konuşmayı dinlemek..
"Batı," dedim. Sustu. Onu dinlemek istemediğimi biliyordu. "Her şey bitti." diyebilmiştim.
Batı parmaklarını dudaklarıma götürdü.
"Güneş, Güneş'im.. Sensiz olmuyor. Bir daha asla bırakmayacağım seni. Asla. Sana söz veriyorum."
Dinlemiştim. Onu dinlemiştim. Sol yanağıma düşen göz yaşı her şeyi daha da kötüye götürecek gibiydi.
"Ağlama n'olur. Sen ağlarsan," eliyle göz yaşımı sildi. Parmağındaki ıslaklığı öptü, ve devam etti "ben kendimi asla affedemem."
"Batı," cümlemi bitirmeme izin vermeden eliyle dudaklarımın üstünü örttü.
"Güneş, benimle evlenir misin?"
Gözlerimi sımsıkı yummuştum. Batı elini ağzımdan çekmişti. Uzun bir sessizlik olmuştu. Cevap vermemiştim. Veremezdim.
Çok seviyordum. Çok. Ama, affedemezdim. Affettim desem bile, burukluğum kalacaktı bana. Bir süre cevapsız bırakmayı, düşünmeyi tercih etmiştim.
Batı konuyu değiştirip film izleyelim demişti. Film seçmiştik. Kısa süre sonra uyuyakalmıştı. Onu izliyordum. O güzel kirpiklerini.. Yanağını öpüp dış kapıya doğru ilerledim. Ona dönüp gülümsedim. "Seni seviyorum" diyebilmiştim.
Kapıya dönüp kısa süre yere baktıktan sonra dışarı çıkabilmiştim..
Nefes'ten...
"Poyraz, dur kapı sesi duydum"
Poyraz'ın dudakları boynumdan ayrıldığında bana bakıp saçmalıyormuşum gibi bir bakış attı. Ama duyduğuma emindim.
"Pekala Nefes hanım, artık gitmeliyiz. Ama unutmayalım ki bana bir öpücük borcunuz var." demişti çok ciddi bir tavırla. Ardından sırıtıp göz kırpmıştı.
Yerdeki tişörtümü tam alacakken Poyraz'ın eline geçtiğini gördüğümde şansıma küfretmiştim. Poyraz fazla oynatmadan tişörtümü vermişti. Şaşırmıştım. Normalde genç bir Poyraz Karayel'den tişörtümü alabilmek için en az 10 tur atmak gerekiyordu..
Poyraz kararını değiştirmeden tişörtümü alıp giymiştim. Neyse ki 3-5 dakika içinde mutfaktan çıkabilmiştik.
Batı öfkeyle kendi kendine söyleniyordu. Bir şey olduğu apaçık ortadaydı. Ve biz bilmiyorduk.
"Batı, Güneş nerde?" Benden önce Poyraz'ın sorması şaşırtmıştı. Ama şimdi buna şaşırmanın sırası olmadığına emindim.
"Bilmiyorum, kahretsin!"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GECE: Psikolojisi Bozuk Olanından
Romance"Normal bir psikoloğun hayatından daha tuhaf bir hayatım vardı. Bunca hastayı aynı seansta toplamak hangi zekinin aklına gelirdi merak ediyorum doğrusu."