Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
İnsanlar ikiye ayrılır; kazananlar ve kaybedenler.
Kaybetmek kavramı sadece somut olarak düşünülse de asıl kaybetmek soyut olandı. Kötü bir şey de olsa mutluysanız kazanan sizdiniz.
21 yıllık, karmaşalarla dolu hayatımda ne zaman kaybettiğimi ya da kazandığımı bilmiyordum. Hislerim ve duygularım o kadar yüzeysel şeylerdi ki en son ne zaman gerçekten kazandığımı hatırlamıyordum. Mesela Jeno'yla tanıştığım gün kazanan ben olmuştum. Kimse bir şey kaybetmemişti ama şu an kaybeden kişi Jeno'ydu. Omuzlarında ne kadar ağır bir yük olduğunu biliyordum. Sebebi bendim.
Ona ikimiz için yaşa demiştim. 1 yıldır kendisi için çabalarken şimdi de benim arkamda bıraktıklarımla uğraşmak zorunda kalacaktı. Onun hayatında onu kandıran, ona yalan söyleyen kimse yoktu. Tek başınaydı, aynaya baktığında kendisinden destek alabilirdi ama bana kimse destek veremezdi. Çünkü ilk hedefleri bana destek vermek değil, beni kandırmak ve mutlu etmeye çalışmaktı. Mutlu olduğumu düşüneceklerdi.
Kazanmayı niteleyen kavram mutluluksa kaybetmeninkisi kesinlikle üzülmek değildi, ölümdü. Arkanda bıraktıkların için pişmanlık duymaktı. Bundan 1 ay öncesine kadar kazanırken mutluyken ve nefes alabiliyorken şimdi asıl kaybedenin ben olduğunu düşünüyordum.
Ama kaybetmemiştim. Aksine kazanmıştım. Yalanlarla, sahte gülücüklerle olan bir hayatı kaybetmiş ama bir ölümü kazanmıştım. İstediğim de bu değil miydi zaten? İstediklerime kavuşuyordum.
Sanırım benim kaybetmemi sağlayan şey aşktı. Eğer aşk olmasaydı belki de bir anlamı kalmazdı yaşamamın. Okul sonrası, iş sonrası merak edip arayacağım biri yoksa anlamı kalmazdı yaşamanın. Artık olmadığına göre yaşamamın da bir anlamı yoktu. Üzülmüyordum.
Havanın eksi derecelerde kulaç attığı sessiz ve karanlık bu yerde korkmamak imkansızdı ama korksam da beni koruyacak kimse yoktu. En iyisi böylece durmaktı. Hareket etmeden, sadece karşıyı izleyerek. Karanlık olduğu için göremesem de. Son manzaram olduğunu bilsem de. Eğer annem burada olsaydı kulağımı çeker ve neden böyle şeyler düşünüyorsun derdi. Ölümden bahsetmemi, bahsedilmesini İstemezdi.
Ama atladığı bir şey vardı. Yıllardır aklımda ölüm düşüncesinin dönüp durmasından tek sebebi de onlardı. Bana böyle davranmasalardı, daha iyi bir yaşantımız olsaydı kendimi dışa kapamaz, sadece birine gitmezdim. Kendimi aşka kaptırmazdım. Bu yüzden de burada olmazdım ama buradayım, ölüm beni çağırıyordu.
Büyük ihtimalle hatırlamıyordu. Onunla İlk tanıştığımızda bir kolye vardı boynumda. Bana verdiğinden değildi ama çok daha farklıydı. Kolyen ucunda kanat vardı, küçükken sürekli melek olmak istediğimi söylerdim. Bu yüzden de sürekli o kolyeyi takarım. İlk tanıştığımızda bunu bunun anlamını sorduğunda sadece sevdiğimi söylemiştim. Melek olmak, istediğimi insanlardan uzaklaşmak istediğimi söylememiştim.
Sormamıştı zaten. Beni iyileştirecek olan kişi olduğunu düşünürken bana zarar vermeye başladı. Onu suçlamadım. Birini sevmekye haklıydı. Ben onu seviyorsam o da başkasını sevebilirdi.
Ama hak etmedim.
Nankörlük olacak belki ama hak ettiğimi düşünmüyordum. Daha iyi bir hayat isterdim. Arkadaşlar, aile. Aile. Zaten her şeyin başlangıcı değil miydi? Aile anahtar kelimeydi. Yaşama tutunmanı değil de o bıçağı kendine saplamanı sağlayan bireylerdi. Artık acıtmıyordu.
Eger Jeno'yu son kez görecek olsaydım ki artık imkansızdı. Ona onu gerçekten çok sevdiğimi söyler, dayanmasını isterdim. Ne kadar mümkün olurdu bilmiyordum.
Her zamanki gibi düşüncelerimi bir kenara bırakmayı düşündüm. Ama sadece düşündüm. Beni asla rahat bırakmıyorlardu. Kendime söz verdim. Son kez söz verdim kendime tutabilmek için. Önceki sözlerim hiçbir zaman tutulmamıștı çünkü. Ne benim sözlerim ne de insanların bana verdiği sözler. Ama bu sefer emindim, kendimden emindim.
Üzülmeyecektim. Bu sözümü tutabilir miydim bilmiyordum ama üzülmek yoktu bundan sonra. Sıra onlardaydı. Arkamda bıraktıklarım bu seferlik üzülsün. Ben çok üzüldüm çünkü, ilk defa kendime saygı gösterip üzülmeyecektim.
O karanlık gecede kendimi aşağı bırakırken de hiç üzülmedim. Bedenim sert kayalara çarptığında da, kalbim ezildiğinde de üzülmedim. Laura Jiseul Park ölmüştü. Kanlar içinde olmasa da yapayalnız ölmüştü. Her şeyin belli olduğu o gün kimse bunu söyleyemedi kendine. Öleceğim düşüncesi onlara saçma geldi. İmkansız geldi. Ama ben öldüm. Kendimi öldürdüm. Kimse için de üzülmedim. Yine söylüyorum, hak etmedim.
Bunların hiç birini hak etmedim.
🌸🌸🌸
tam 2 ay olmuş ve bir kurgunun daha sonuna geldik... wAoW
şahsen şu an kötü hissetmiyorum neden bilmiyorum amaGWYDIWIWSH umarım beğenebileceğiniz bir kurgu olmuştur, ben çok severek yazdım çünkü heheueuehheh
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
bence bunların yaşanması mantıksız değildi 😪
REKLAM
dün boyfriend adında yeni bir jaemin fici yayınladım bakarsanız çooookk mutlu olurum heuruehrheh
REKLAM SONA ERDİ
lütfen kendinize iyi bakın ve kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin, teşekkür ederim 🥺💫💙💙🐬🥣🌍🌊