Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Natalia!"
"James?"
Tam karşımda duruyordu. Yaşıyordu, nefes alıyordu hatta şuan bana gülümsüyordu. Ama ben kontrolü kaybetmiş gibiydim. Plana sadık kalmıyordum. Olduğum yere çivilenmiştim. Steve koluma dokunup beni kendine çekti. Bir bana bir James'e bakıyordu.
"Gitmemiz gerekiyor Natasha"
Sesine tutunmaya çalıştım ama olmadı. Hipnoz olmuş gibiydim. Bakışları beni ele geçirmişti.
Kulaklıktan Tony'nin sert sesi çıktı.
"Plana sadık kal Romanoff!! Birazdan bir süper asker sürüsü üzerimize atlayabilir!"
Önce Steve'in kolumdaki eline sonra da yüzüne baktım. Donuktu. Tek bir kas bile oynamıyordu. Sanki tek görevi beni oradan çıkartmak gibi davranıyordu.
"Hadi" dedi fısıldayarak "çıkalım buradan"
Başımı salladım ve elini tuttum. James'e son bir kez bakmadan hızla koşmaya başladım. Arkamızdan gelmedi. Tesseract'ı aldık ama bize engel olmaya çalışmadı bile.
Yukarı çıktığımızda Doctor Strange bizi eve ışınladı. Araba yok. Sıkıcı ve uzun yolculuklar yok. Saniye içinde evdeydik ama ben saatlerce yolculuk yapmış gibi hissediyordum. İçeri girer girmez Wong odalarımızın hazır olduğunu söyledi. Böyle bir durumda Tony de, Clint de şaka yapıp gülerlerdi ancak ikisi de sert bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Wong odalarımızın yerini söylemeden Steve çoktan yukarı çıktı. Peşinden koşmam gereken an tam olarak bu andı. Merdivenleri koşarak çıkarken Clint arkamdan söyleniyordu.
Steve'i çatıda, ellerini korkuluklara dayamış aşağı bakıyordu. Nefesimi düzene soktuktan sonra yavaşça yanına yaklaştım ve omzuna dokundum.
"İyi misin?" sesim titriyordu ama bu umurumda bile değildi.
"İyi miyim?" güldü "İyi olup olmadığımı gerçekten merak ediyor musun ki?"
Bakışlarını gözlerime çevirmişti. Yorgun bakıyordu. Ama o güzel gözlerinde asla görmek istemeyeceğim bir ifade daha vardı.
"Özür dileri---"
"Hayır! özür dilemen yeterli değil Natasha! Delirmiş gibiydin. O askere baktığın an kalbinin nasıl attığını ben bile duydum" gözlerindeki o ifade gittikçe çoğalıyordu ve ben ağlamak istiyordum "Bana bir açıklama borçlusun ama ben o açıklamayı dinlemek bile istemiyorum"