Wandayı ikna ettikten sonra her şey bir anda gerçekleşti. Hepimiz zaman makinesinin çevresinde dikilmiş birbirimizi izliyorduk. Açıkçası hiçbirimiz ortaya atılmaya cesaret edemiyordu.
"Daha ne kadar birbirimizi izleyeceğiz" diye sitem etti Clint.
Üzerinde zaman aşımından korunmak için giydiği özel yapım bir kostüm vardı. Şuan bambaşka ortamda olsaydık onunla sabaha kadar dalga geçerdim.
"Başlayalım!" dedi Steve ve Tony'nin gösterdiği düğmelerin başına geçti. Tony ve Wanda onun işaretini bekliyorlardı. Steve işaret verdiğinde ikisi de zaman makinesine doğru güç aktarımında bulunacaktı. Clint gidecek Carolu alıp gelecekti. Hiçbir sorun çıkmayacaktı.
Ve o işaret geldi. Ortalığı inanılmaz bir ışık kümesi kapladı. Makine çalıştı ve Clint ortadan kayboldu. Işık kaybolduğunda Tony'e döndüm.
"Saniyeler içinde döneceğini söylemiştin"
"Öyle olacağını düşünüyordum" zırhının yüzünü açtığında stresten oluşan ter damlacıkları gözüme takıldı.
"Düşünüyorum da ne demek?" Steve sesini biraz yükselterek Tony'e seslendi "Ne olacağını bilmiyor muydun Stark?"
"Tabii ki biliyordum"
Yalan söylüyor. Onu o kadar iyi tanıyorum ki, yalan söylediğinde alnında oluşan kırışıklıkları bile ezberlemiştim.
"Bunun nasıl bir sonu---"
Etrafa yeniden bir ışık kümesi kapladığında hepimiz ellerimizi gözümüze siper ettik.
Ellerimi gözümden çektiğimde yerde çömelmiş duran Clint ve Carolu gördüm.
"Tanrım!!!" koşarak Clint'i kollarımın arasına alarak ayağa kaldırdım.
Artık hepimiz bir aradaydık. Artık hepimiz normal hayatlarımıza dönebilecektik.
"Çocuklar size minnettarım. Benim için bu kadar çabalamış olmanız..."
"Biz bir takımız" dedi Steve gülümseyerek "Ne gerekiyorsa yaparız"
Carol hepimize minnettar bir şekilde gülümsedi. Aradan oluşan ufak bir sessizliğin ardından Tony, Clint'e döndü.
"Saliseler içinde burada olmanız gerekiyordu. Bir sorun mu çıktı?"
Clint sırıtarak Carol'a baktı. Carol da aynı şekilde ona karşılık verdi. Daha bir kaç güne kadar birbirlerine boğuyorlardı. Ne ara bu kadar yakın arkadaş olmuşlardı.
"Ufak bir açlık sorunu çıktı" hepimiz Clinti büyük bir dikkatle dinliyorduk "karnım çok acıkmıştı bir yerlerde oturup bir şeyler yedik"
Gözlerimi devirmek için çok uygun bir zamandı.
"Böyle bir talimat verdiğimi hatırlamıyorum?"
"Senden talimat aldığımı hatırlamıyorum"
İkisi birbirine sırıtarak baktığında hepimizi bir gülme dalgası aldı. Ne derler bilirsiniz, kahkahalar bulaşıcıdır.
Bu katta işimizi bitirip hep birlikte aşağı indik. Merdivenlerden inerken biraz geride durup Steve'in koluna girdim. Elimi okşayarak bana baktı.
"Seni ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezsin romanoff"
"Edebilirim çünkü aynı şeyleri hissediyorum rogers"
Gözlerinin içi gülüyordu. O güzel mavileri parıl parıl parlıyordu. 'İşte' dedim kendi kendime 'karşında duran bu güzel gözler senin tek şansın Natalia'.
