Decimotercera Parte🦄

143 8 8
                                    

Sabah büyük bir gürültüyle uyanmış, apar topar hazırlanmaya başlamıştık. Kendimi tatile gidiyor gibi hissediyordum. Benim dışımda kimsenin panik yapmıyor olması da canımı sıkıyordu tabiî ki. Belki de belli etmiyorlardı, her neyse. Doctor Strange sayesinde kısa bir yolculuk yapmış olacağız ve tabiî ki Tony sayesinde uzay gemisini kimse göremeyecekti. Strange bize yapacaklarımızı tekrar, tekrar ve tekrar anlattı. Gideceğimiz yer Satürn. Bize orada da yaşamın olduğunu, halkın misafirperver olduğundan bahsetti.

Her şeyimiz hazır olduğunda gemiye bindik. Her ne kadar Stephen tarafından yönlendirilecek olsak da geminin bir pilota ihtiyacı vardı. Clint kimseye bırakmadan geminin başına geçti.

" Çok şanslıyım, sevgilimle uzayı gezeceğim" dedim yanımda oturan Steve'e bakarken.

Gemi havalanmış ve yola koyulmuştu. Wanda ve Tony gülerek bizi izliyorlardı. Steve kolunu omzuma atıp, saçlarıma öpücük kondurdu.

"Şanslı olduğunu inkâr etmeyeceğim"

Koluna zararsız bir yumruk attım. Gülüşlerimiz birbirine karışıyordu ki aklımı yine o sorulardan biri meşgul etti. Bizi gülerek izleyen Wandaya döndüm.

"Uzay gemisiyle direk şehrin ortasına inmeyeceğiz değil mi?"

"Ücra bir köşede ineceğiz merak etme. Her şey kontrolüm altında olacak"

Başımı salladım ancak sorularım hala bitmemişti. Çok sık soru sorarak onları rahatsız etmek de istemiyordum ama bu sorularla baş başa kalmak çok daha korkutucuydu.

"Wanda..." dedim sessiz bir şekilde.

"Strange bize kalacak bir yer ayarladı Nat. Diğer yerliler gibi davranacağız. Hiçbir problem çıkmayacak" diye atıldı Tony. Bana bakışlarında sakin olmamı söyleyen bir şeyler vardı ve daha sorumu bile sormadan cevap vermesi, beni ne kadar iyi tanıdığının kanıtıydı.

Kollarımı Steve'in beline sarıp gözlerimi kapadım.

...

"New york gibi" Steve elini gözüne siper ederek etrafı inceliyordu.

"New yorkta şehir merkenize saman dikildiğini düşünmüyorum dostum" dedi Clint Steve'in omzuna vurarak.

Daha çok ilkel bir yere benziyordu. Köy yerleri gibi sessizdi.

"Neresi burası?"

"Titan"

Başımı salladım. Çok soğuk bir yerdi aynı zamanda. Vakit kaybetmeden yerliler gibi giyinip içlerine sızdık. Gözlerimizde Tony'nin yaptığı lensler vardı. İstediğimiz zaman açıp kapatabiliyor olmamız çok işimize yarayacaktı.

Ayrı ayrı yürüme kararı aldık. Beraber yürürsek çok dikkat çekebilirdik. Kulaklıklarımız sayesinde ise birbirimizi duyuyorduk, tabiî ki Strange'i de.

Halk çok yorgun duruyordu. Yaşamaktan hiç zevk almıyor, uzun süredir çalışıyor gibilerdi. Çoğunun suratı asıktı ve kimseye gülmüyorlardı. Zaten yabancılara niye gülsünler??

"Bizi dövecekler diye çok korkuyorum" Clint'in sesi beni güldürmüştü çünkü gerçekten korkuyor gibiydi.

"Fazla mutsuzlar"

"Zavallılar. Sahi ne oluyor bunlar uzaylı mı?"

"Titanlı oluyorlar tabiî ki Clint"

"Herkes senin kadar bilgili değil Maximoff"

"Geyiğiniz bitti mi arkadaşlar?" Tony'nin sesi Wanda ve Clint'i susturmuştu.

Romanogers //Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin