Capítulo Quince🦄

136 7 14
                                    

Dün öğrendiğimiz bilgilerin ardından, gün doğar doğmaz Strange ile konuşmuştuk. Yapacağımız şey Thanos'u beklemek değil, ona gitmekti. Uzay gemisinde olan bir kaç malzeme ile hazırlanıyorduk. Tony zırhı ile uğraşıyor, Wanda ve Carol da ona bakıyordu. Clint oklarını düzeltiyor, ben de silahlarımı dolduruyordum. Steve ise---

"Steve nerede?!" 

"Kalkanını evde unuttuğunu söyledi. Onu almaya gitmiş olabilir" dedi Wanda.

Arkamı dönmüş giderken Tony duyabileceğim bir şekilde söyleniyordu.

"Ölüme gittiğim insanlarda olan sorumluluk duygusu içimi ürpertti" 

Steve'i elinde kalkanla koltukta otururken buldum. Yanağına bir öpücük kondurup yanına oturdum.

"Ne yapıyorsun burada? Birazdan çıkacağız"

 Oflayarak arkaya doğru yaslandı. Kafasını koltuğa yasladığında açıkta kalan çenesine de bir buse kondurdum. Çok hoş kokuyordu. Yağmurdan sonra gelen toprak kokusu gibi rahatlatıcıydı.

Bana hiçbir şey söylemeden ayağa kalktı ve elini uzattı.

"Tony bize küfür etmeden gidelim"

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Uzay gemisinden sorunsuzca indiğimizde herkes etrafını inceliyordu.

"Thanos mide bulandırıcı biri olmalı" dedi Clint burnunu tutarak. Etraf gerçekten de iğrenç kokuyordu. 

Karanlık olması bir yana oldukça sis de vardı. Birbirimizi kaybetmemiz çok olanaklıydı.

"Çok karanlık" dedi Steve öksürerek "Burada birbirimizi kaybedebiliriz"

"Ayrılmayalım! Tek sıra halinde ama bağlantılı yürüyelim" dedi Carol güven verircesine.

Yüksek ağaçlar ve dayanılmaz koku başımı döndürmeye başlamıştı.  Üstelik daha 10 dakika bile olmamasına rağmen, saatlerdir yürüyor gibi hissediyordum. 

"Eğer Strange yanılmıyorsa yer altında binlerce yol olmalı. Bu şekilde yukarıdan giderek doğruca Thanosa yem oluruz" 

Herkes Steve'e katıldığında yerin altından ilerlemeye karar verdik. Üstelik burası yukarı kadar karanlık ve pis kokulu değildi. Ama korku bedenimi ele geçiriyordu. Üstelik bu kendim için duyduğum bir korku değildi. Arkadaşlarım için endişeleniyordum. Yere damlayarak korkunç sesler çıkaran su damlaları da bana hiç yardımcı olmuyordu.

Korkuyu uzaklaştırabilecekmişim gibi başımı iki yana salladım.

Kimseye bir şey olmayacak

Tek yapmam gereken buna inanmak. Sonuçta bir şeylere inanmak biz insanlar için kolay olmalıydı. Bunun için doğduk. İnanmak için.

Bir dakika dinlen, bir adım at. Nefes al, dinlen, adım at. 

Tam her şeyi yoluna koyduğumu düşünürken aniden her yer karanlık oldu. İşte, tamam yarım saat süren yürüme yolculuğumuz burada son buluyor, ölüm ile.

"Birbirinizden ayrılmayın! Carol, Wanda destek sistemim çalışmıyor" diye bağırdı Tony. Sesindeki korku fark edilmeyecek gibi değildi.

"Güçlerimi...kontrol edemiyorum!" Wanda büyük bir çığlık attığımda ona doğru koşmak istedim ancak duvara fırlatılmıştım. Steve'in kullandığı kalkanın sesi bir silah gibi çıkıyordu. Kulaklarım her an patlayacak gibi uğulduyordu. Ayağa kalktım ve ayak seslerini dinledim. Önümde olup biteni görmesem de hissediyordum. Hislerim o kadar kuvetliydi ki boynuma sarılmaya çalışan elleri hissedip büktüm.Acı çığlıklar metroda yankılanırken kemerimden çıkardığım iğneleri bedene sapladım. 

Romanogers //Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin