Parte Cuatro🦄

289 30 0
                                    


Clint

2 gündür natasha odasından çıkmıyordu. Canım yanıyor çünkü onun da canı yanıyordu. Kendimi koltuğa atıp ayağımla masada nat'e götürdüğüm tabağı ittirdim.
Bu kız tony ile ne konuşmuş olabilir.
10 kez hatta belki de 20 kez aradım ama açmadı. Telefonunu kapattı. Ailem etrafımdan siliniyor gibi hissediyorum. Daha da içine çekti beni koltuk.
Televizyonda boş bir reklam acıktı. İnsanlar bu saçma reklamlarda ne buluyor da izliyor?
Ah daha fazla düşünürsem delireceğim birini çağırmalıyım ama..
Delicesine çalınan kapı beni gerçekliğe döndürdü. Ayağa hızlıca kalkınca başım döndü. Sanki biri gerçeklikle oynuyormuş gibi hissediyorum. Kafamdaki düşünceleri silip hala öküzce çalınan kapıyı açtım.
Karşımda gördüğüm 5 silahlı adam sertce yutkunmama neden oldu.
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.
Delicesine korkuyordum ama korkum kendime değil natasha içindi.

Natasha

Başım ağrıyor, duygularım acıyor.
Ayağa kalkmaya çalıştım ama bedenim beni reddetmişti sanki. Biz çok çok fazla uzun zamandır arkadaştık. Yemin ediyorum, benim olan her şeyin üzerine yemin ediyorum, bir kez bile böyle kavga etmedik.
.

.
Birisi kapı ziline hayvanca yükleniyordu. Clint aşağıda olmalı. Kapıyı açar diye düşündüm ama sabredemedim. Yavaşça ayağa kalkmaya çalıştım. Odam dikdörtgen şeklinde. Yatağım tam ortada sağında pencere, solunda kapı ve tam karşısında da lavoba var. Pencerenin yanında üst üste asılı ipler var. Üzerinde de bizim üçümüzün resimleri vardı. Yatağımın yanında komidin ve üzerinde tony'nin doğum günümde, kendi elleriyle yazdığı mektuplar vardı.

Çıplak ayaklarım soğuk parke zeminle buluştu ve tüm bedenin titredi. Kapı zili susmuştu. Biraz daha acele ederek pencereden baktım.

"CLINT!!!!"

Dudaklarımdaki çığlık sokağı inletti.  Boş ve ıssız sokakta inledi. 1 adam direksiyonda 3'ü de clintin başındaydı. Kolundan çekiştirerek arabaya bindirdiler.
Kıpırdayamıyorum. Tanrım resmen kıpırdayamıyorum.
Araba çalıştı ve ilerlediler. Lanet olsun romanoff ilerlesene!!
Bacaklarım hatta tüm bedenim titriyordu.
Sesimi duymuş olacak ki steve koşarak bahçeye çıktı.
Göz göze geldik..
Göz gözeyiz.
.
Bacaklarım beni yanıltmadı olduğum yere yığıldım.
Gözümü kapıya kilitledim. Hala kıpırdayamıyordum.
Steve kapının eşiğinde kapıya tutunuyordu. Bir elini karnına koydu ve başını eğdi. Nefes nefese bana baktı. Koşarak gelmiş.
Kalk romanoff kalk ve aileni kurtar. Hadi!!
.
Steve koşarak yanıma geldi önümde diz çöktü.
Ellerimi tuttu

"Romanoff bana bak"

"Zaten sana bakıyorum gerizekalı"

Gözlerim geldiğinden beri gözlerine dikiliyken bana bak diyor. Salak mı bu?

"Natasha bana gerçekten bak. Kendine gel kendine gel romanoff!!"

Gözlerimi sıkıca kapatıp derin bir nefes aldım.
Ellerimi geri çektim.
Gücümü toplayıp kalkmayi denedim ama daha sertçe olduğum yere çöktüm.
Gözlerim bana ihanet ederek göz yaşı dökmeye başladı.
Romanoff arkadaşın, ailen şuan ölüyor olabilir kalk!!

"Tony..."

Steve elimi tuttu. Ne dediğimi anlamak için eğilir gibiydi. Hıçkırıkla karıştığı için ne dediğim anlaşmamıştı.

Elimi tutan kollarını tuttum bende.

"S-steve bir şey yapmalıyım"

"Kimdi onlar? Polis olmadıkları çok açıktı"

Derin bir nefes aldım.

"Sana bunu tam olarak söyleyemem" boş boş yüzüme bakmayı sürdürdü. "A-ama clint onlardan çok önemli bir şey aldı" gözlerimi kapattım. "

Ağzı neredeyse yere kadar açılmıştı. Aniden kapattı ve elimi daha da sıktı.

"Yanındayım. Sonuna kadar yanındayım"

Alaycı bir şekilde güldüm.
Hızlıca ayağa kalktım yataktaki ceketimi sırtıma geçirdim. Kapıya vardığımda  "yardımına ihtiyacım yok rogers" dedim.
Koşarak merdivenlerden inerek yola çıktım.
Bir sağa bir sola baktım.
Ve o kocaman ormana. Orman...
Clint ormanın sonuna bu adamlara ait bir malikâne olduğunu söylemişti. Derin nefes alarak gücümü topladım ve ölümüne koştum. Arkamda steve'i bırakarak koştum. Peşimden geliyor duyabiliyorum ama bir önemi yok çünkü asla yavaşlamayacağım...

Romanogers //Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin