"Ben Jeno, tanıştığımıza memnun oldum."
Karşısındaki sarışının kendisine uzattığı eli nazikçe, kırmaktan korkarcasına sıktı donghyuck. Jeno'nun kendisinden daha yapılı, daha uzun olmasına rağmen onu kırmaktan korkarcasına. Kendi eli arasındaki sıcak ve büyük eli hafif bir sallamayla karşıladı. Kelimeleri bulması biraz zor olsa da birkaç yutkunuşun ardından konuşabildi.
"Ben de memnun oldum Lee Jeno, ben de."
Kimse donghyuck'daki değişimi fark etmedi, zaten o da hemen kendini toparlayıp elini büyük elin srasından çekti.
"Jaem ve Jeno da yeni gelmişti." Herkes armutlara yerleştiğinde sessizliği bölmüştü doyoung.
"Kendinden bahsetsene bize Jeno."
Jeno çekingen bir tip değildi. Kendisi hakkında konuşurken ayrı bir özgüvenle doluyordu her kelimesi. İlk bakışta sertmiş gibi gözükse de konuşurken kullandığı mimikleri, el hareketleri ve her zaman gülen yüzü kendine has bir olgunluk veriyordu çocuksu ruhuna sanki.
Donghyuck Jeno'nun anlattıklarını pek dinliyor gibi değildi. Nerede okuduğu nereden geldiği ne zaman döneceği o an onun için önemli değildi. Jeno'nun her kelimesinde göz teması kurmak için yanıp tutuşan göz bebeklerini üzerinden çekmiyordu. Konu bir süre sonra Jeno'dan kaymış, sıra gruptakilerin kendisini tanıtmasına gelmişti.
"Ben anlatayım uzatmadan. Uzun zamandır arkadaşız ama çoğumuz sadece yazları burada görüşebiliyor. Chenle ve Donghyuck çocukluk arkadaşı, biz hepimiz onlar sayesinde tanıştık denebilir." Diyerek herkesi büyük bir yükten kurtaran Doyoung, sadece isimlerin söylenmesinin yeterli olacağını gerisini zamanla zaten öğreneceğini de eklemişti.
Jeno yüzündeki gülümsemeyi düşürmeden dinledi herkesi ve tanışma faslı bittiğinde köşede chenle ile konuşan bedene dikti gözlerini.
İzlendiğini hisseden Donghyuck ise gözlerini yavaşça chenle'dan çekmiş, titrek hareketlerle loş ışığın aydınlattığı bedenle göz teması kurmuştu. O an ise geldiği andan beri yüzünden gülümsemesini düşürmeyen Jeno, bakıştıkları her saniye daha da ciddileşmişti. Geldiğinden beri sıcak bakan gözleri, Donghyuck'la birleştiğinde sanki okyanusa dönüşmüştü. İçine çekildiğini hissediyordu yine Donghyuck. Uzun sayılabilecek göz teması Kun'un Jeno ile konuşma başlatması ve Jeno'nun gözlerindeki eski sıcaklıkla birlikte yüzündeki gülümsemenin geri gelmesiyle son bulmuştu. Donghyuck ise aniden bozulan bu göz teması ile boşluğa düşmüş gibi hızla Chenle ile olan sohbetine geri döndü.
Gecenin geç saatlerine kadar oturduktan sonra bugünün es geçilmesine karar verilmiş, sadece hoş sohbetler çınlanmıştı kulaklarda. Ara ara ayrılanlar olmuştu bu saate kadar ve sona kalan 6 kişi de ayaklanmış, evlerinin olduğu sokağa kadar birlikte yürümeye karar vermişlerdi.
Kun, Jaemin, Doyoung ve Chenle aralarındaki sohbete daldıklarından olsa gerek; Jeno ve Donghyuck'un kendilerinden birkaç adım geride olduklarını fark etmemişlerdi. İkili ise aralarına belli bir mesafe koymuş onları takip ediyordu.
Bu boşluğu kapatıp yanına yaklaşan bedenle birlikte Donghyuck ilk başta şaşırsa da sonrasında kulağına eğilen bedenle adımlarını durdurmuştu. Diyecek bir şeyi olduğunu anladığı Jeno'ya dönmüş ve hafif kafasını kaldırarak kendisinden uzun bedenle bu akşam bi alışkanlık edinmiş gibi gözlerini buluşturdu.
"Chenle ile Jaemin..."
Kısık tuttuğu sesinin Donghyuck tarafından duyulduğunu anladığında diğerlerini kontrol etmiş ve uzaklaşmaya devam ettiklerini fark ettiğinde sözlerine devam etmişti. Donghyuck'un içini eriten kısık ama tok sesiyle.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
O Sole Mio | NoHyuck
Fanfiction• O Sole Mio by SF9 • ["Yaz aşkın olarak kalmak istemiyorum, Lee Jeno."] •bxb •smut! 🥇 #1 nohyuck #1 jeno
