BÖLÜM 16 "FAZLALIK"

108 7 5
                                        

Alanın ortasında bir hedef tahtası gibi tek başıma duruyordum. Kimse yanıma yaklaşmıyordu. Bunun nedeni yeni gelen uzaylı olmam ve liderler tarafından istenmeyen ilan edilmemdi. O yüzden kimse bana bulaşmayı tercih etmiyordu. Sessizce kollarımı göğsümde birleştirmiş ve korkusuz bir tavır takınmaya çalışarak Freedom'a bakıyordum. Sanki; bakışlarımı çekmem ve saygı göstermem gerekiyormuş gibi davranıyordu. Beni tanıyor olsaydı asla böyle bir şey yapmayacağımı bilirdi. 

Freedom o sert ve keskin sesiyle konuşmaya başladığında bakışlarımı yine yere çevirmiştim. 

"Yeni eğitim dönemi bugün sizinle başlıyor! Öncelikle bilmeniz gereken şey; bu bir savaş değil. Burada öğrenebileceiğiniz tek şey; aciz bedenlerinizi nasıl koruyabileceğiniz. Ama bu bile; kolay olmayacak. O yüzden hafife almayın. Çünkü af yok. Acıma yok! İkinci bir şans asla yok!! Yaptığınız tek hata; sizin ölüme götürür." Çocuk sanki insanın içine korku ve karamsarlık tohumu serpmek için doğmuştu. Baştan aşağıya bir muammaydı ve sinir bozucuydu. İstifimi bozmadan dinlemeye devam etmiştim. 

"Bugün ısınma hareketlerinden başlayacağız. Eğitmeniniz ben, Zeta ve Liam olacak. Ve ilk kural; koşulsuz itaat." Bunu söylerken gözlerini sertçe bana çevirmişti. Uzun uzun ve hiç çekinmeden bana bakıyordu. Daha sonra sert ifadesinin yerini birden kocaman bir gülümseme almıştı. Onu ilk defa gülerken görmenin sersemliğiyle alık alık bakarken adımı duyar gibi olmuştum.

"İlk eğitimde bize arkadaşımız Lgrace eşlik edecek. Kendisi öne çıkacak kadar cesur. Değil mi?" Gülümseyişinin sırrı çözülmüştü. Gerçekten çıkmamam gerekirdi. Irena olsa beni olduğum yerde tutar ve üstüne bir de Freedom' a küfür eder giderdi. Ama o burada değildi ve ben de korkak değildim. 

İki üç adım atarak alanın içine doğru girdim. Zeta çılgın ve kindar bakışlarla iliklerime kadar beni izliyordu. Freedom bana yavaş adımlarla yaklaştı ve neredeyse kibar denecek hareketlerle ellerini kollarımda gezdirmişti. Sanki el altından beni muayene eder gibiydi. 

"İlk öğrenmeniz gereken şey: vücudunuzu iyi tanıyın. Bu sizin en büyük avantajınız olur." Bana dönüp sesini biraz daha alçaltmıştı.

"En zayıf noktanı biliyor musun Lgrace." Beklemeden;

"Omzum." dedim. Mantıklı cevaplar vermeye çalışıyordum. Ama o beklemediğim bir hareketle elini karnımın alt kısmına koymuştu. Hareketleri ağır ve titizdi. Okşar gibi yukarı doğru kayan elleri göğüs kafesimin üzerinde durmuştu. 

"Yanlış." dediğini duydum ve sonra birden o nazik eli bir balyoz gibi göğüs kafesime inmişti. Geri doğru sendeledikten sonra dizlerimin üzerine düşmüştüm. Nefesim durmuştu ve gözlerimin önünde en kötü kabuslarım canlanıyordu. Kütüphane, Mona, Köprü.... 

Sırtıma hızla inen darbeden sonra ancak tekrar nefes alabilmiştim. 

"Arkadaşınızın; en zayıf noktası; göğüskafesi. Çünkü kendisi panik atak ve nefes düzeni orantısız. Siz de Kendi zayıf yönünüzü bilmelisiniz." Başım deli gibi dönerken nazik eller beni omuzlarımdan tutup ayağa kaldırmıştı. Çenemden tutarak yüzümü havaya kaldırmış gözlerimin içine bakıyorudu. Tatlı bir tonda;

"İyi misin?" diye sordu. Bir şeytan ancak bu kadar güzel rol yapabilirdi. Cevap vermemi beklememişti. 

"İkinci bilmeniz gereken şey; dikkatli bir gözlemci olabilmek. İyi bir savaşçı olmak size ağır yaralar, galibiyetler ve ölüm verebilir. Ama iyi bir gözlemci olmak; her zaman kazandırır. Şimdi ellerimi takip et Lgrace. Söz veriyorum yavaş davranacağım." 

MALIVA: DEVRİMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin