Dün akşam gelen mesajın kimden geldiğini düşünürken üstümü değiştiriyordum. Şimdilik kimseye bir şey demeden kendim bulacaktım kim olduğunu. Giyindikten sonra kahvaltımı yapmadan bahçeye çıktım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yanıma gelen Sarp'a onun kullanmasını söyleyip arabaya geçtim.
"Şirkete geçmiyoruz. Tufan'ın yanına uğrayacağız."
"Bir sorun mu var Duru Hanım? Bir şey olmadığı sürece gitmezsiniz Tufan Bey'in yanına." Aynadan gözlerimiz kesişti.
"Önemli bir şey değil. Marcel ve Mehmet gittiğimi bilmeyecekler."
"Siz nasıl isterseniz." Şehir dışına yakın büyük bir evin önünde durmuştuk. Yüksek duvarlı kapının önüne gelince güvenlikteki korumalar bizi tanıyıp kapıyı açtılar. Ben daha arabadan inerken Tufan'ı kapıyı açmış beni beklerken gördüm. Eve yaklaştığımızda dahi nasıl haberi olabilirdi?
"Kapılarda karşılanıyorum." Ben sırıtırken o da güldü.
"Burnumda tüttün ondan." Evin içerisine girdiğimde çantamı koltuğun üstüne attım ve oturdum.
"Medya hala çalkalanıyor. Kaldırtayım mı asılsız olanları?"
"Gerek yok. Konuşsunlar ne konuşacaklarsa." Ellerini cebine sokarken sordu.
"Bir sorun var. Ne oldu?"
"Dün gece telefonuma bir mesaj geldi. Kimden geldiğini bulmanı istiyorum."
"Hallederim de Mehmet zaten gelecekti bugün. Ona verseydin. Sırf bunun için mi geldin? Hem de habersiz. Daha önemli bir şey sanmıştım."
"Onlar öğrenmeyecek. Zaten yeterince uğraşıyorlar." Telefonumdan mesajı atıp ona verdim.
"Peki. Bakalım kimdenmiş." Salondaki masanın üstüne bilgisayarını yerleştirip otururken ben de mutfağa ilerledim. Tezgahın üzerindeki simitin yarısını kırıp tabağa koydum. Çayımı da doldurup Tufan'ın yanındaki sandalyeye oturdum. Tufan benim okul arkadaşımdı. Hem şirket için hem de benim için çalışıyordu. Bu yüzden bu kadar rahattım. Bana yandan bir bakış atıp konuştu.
"İnsan bana da bir çay getirir." Söylediği şeye güldüm ve kahvaltımı ettim.
"Buldum." Bakışlarımı ekrana çevirdim.
"Kimmiş?"
"Kemal Yılmaz diye birisi. Tanıyor musun?" Tanıdık birisinin çıkmasını umarken tahmin ettiğim gibi bilmediğim birisi çıkmıştı. Bu camiadan olsa tanırdım. Muhtemelen benimle uğraşmak isteyen kişi sıradan birisinin üstünden bana ulaşmıştı.
"Hayır. Sarp'a söyleyeceğim bir baksın." Tufan telefonumu bana uzattı. Ayağa kalkıp ceketimi giydim.
"Teşekkür ederim."
"Ne demek. Görevimiz Duru Hanım." Çantamı da alırken aklıma gelen şeyle durdum.