ÖZGÜVEN? (DÜZENLENDİ)

19 4 0
                                    

ÖZGÜVEN?

Melek ise adamın az önce ofisi ifade ederken kullandığı kelimelere takılmıştı. Uzun zamandır bu tarz ofislerde kendilerini böyle tanıtan ortaklara pek rastlamamıştı. Onaylarcasına başını salladı. Avukatların ortaklıklarını gerçek ifade şekli buydu. Demek ki burası birkaç ortağı olan bir avukat ortaklık bürosuydu. Ancak tabelada olan İnan & Sağlam isimleri herhalde büyük ortaklardı. Tahir beyin yönlendirdiği odaya giren genç kadın oldukça lüks fakat bir o kadar da sıcak bir oda bulmayı beklemiyordu.

Genelde avukat odaları kasvetli, ağır ve sıkıcı olurdu ama burada öyle bir hava yoktu beğeniyle etrafı süzen genç kadını dikkatli gözlerle izleyen adam "Beğenmenize sevindim eşim ve 3 yaşındaki kızım geçen ay son dokunuşları yaptılar. Birkaç ayda bir gelip yeniden dizayn ederler" yüzünde mutlu bir ifade ile gülmüştü genç adam.

Tabi karşısındaki kadın ne bilsin, küçük kızı ortalığı savaş alanına çevirip her yeri kırıp döktüğü için yeniden dizayn etmek zorunda kaldıklarını! Melek ise genç adamın bu sözlerinde ciddi mi yoksa kendisi ile eğleniyor mu olduğundan emin olmadığı için, sakin bir baş hareketi yaparak beğenisini belli etmişti.

Karşısına oturan adam genç kadını daha fazla rahatsız etmeden "Melek hanım sizin işinizde ne kadar iyi olduğunuzu biliyorum. Siz bizi nasıl araştırdıysanız bizde sizi araştırdık. Biraz nasıl desem sorunlu bir kişiliğiniz olmasına rağmen, 'müvekkil dövmek, patronu tekmelemek, meslektaşı darp etmek' gibi eminim iyi bir nedeniniz vardır. Ama burada buna benzer sizi rahatsız edecek bir eylemle karşılaşırsanız eğer sizden ricam kimseyi dövmeden bana ya da Yusuf beye gelmeniz ya da siz en iyisi bana gelin ben sizin yerinize sorunu çözerim" diyen adama garip garip bakmıştı Melek.

O kendi problemlerini eliyle, diliyle hatta ayağıyla gayet de güzel bir şekilde çözerdi, kimseye ihtiyacı yoktu evvel Allah! Hem kimdi ki bu Yusuf? Ayrıca neden son dakikada ona gitmesini istemişti ki? Ne diyordu bu adam Allah aşkına!

Birden kafasına dank eden şey ile kaşları çatıldı. Bu adam bütün bunları söylediğine göre davranışlarındaki gerçek sebepleri de biliyordu! Ama nasıl öğrenmişti ve nereden biliyordu?

Melek gözlerini kısmış ve hafif öne eğilerek "Siz tüm bunları yapma sebebimi biliyor musunuz?" diye genç kadın sessizce sordu. Sanki biri duysun istemiyordu.

Karşısındaki adam da onu taklit ederek vermişti cevabını "Hem de tüm ayrıntılarıyla" Tahir gülmemek için kendisini güçlükle tutuyordu.

Genç kadın bu cevapla kan beynine sıçramıştı eh tabi kendisi de sandalyeden! "Hah, hangi münasebetsiz benim hakkımda size tüm bunları anlatıyor acaba? Kim o, ha, kim? Söyleyin bana!" diye deliren kadına kocaman gözlerle bakmıştı Tahir.

Allah'ım bu kadın hocasının dediğinden de beterdi! Saman alevi gibi ne zaman parlayacağı belli olmuyordu. Oysa az önce nasıl da uysal bir kız gibi görünüyordu şimdi ise içine şeytan kaçmış Sadako ya dönüşmüştü. Kendini durduramadan gür bir kahkaha attı genç adam. Karısı bu kadına bayılacaktı. İnşallah bulduğu bu yetenekli avukatı karısına kaptırmazdı!

Melek ise karşısındaki adama deli görmüş gibi bakıyordu. O genç adamı hakkında bu kadar ayrıntı veren kişiyi söylemesi için azarlıyordu. Ama adam karşısında kahkaha atıyordu. Bu nasıl işti anlamamıştı ki!

Masanın karşısında ayakta durmuş ellerini masaya dayamıştı. Öne doğru hafifçe eğilip karşısında oturan adama kaşlarını çatarak "Tahir bey hiç komik değil, cidden nerden biliyorsunuz bunları?" Diyerek sorusunu tekrarladı genç kadın.

Tahir masaya dayanmış bir şekilde duran kadının iyice gerildiğini görerek gülmesini bastırdı ve ciddi olmasını umduğu bir sesle "Nusret hocadan tabi ki" diye gayet rahat cevap verdi.

Melek bu ismi duyunca kollarını göğsüne bağladı ve koltuğa oturdu. Ardından da gözlerini kısıp dudaklarını büzerek "O yaşlı bunak orda burada benim dedikodumu mu yapıyor? Oysa bana kimsenin dedikodusunu vermez, halbuki ağzım da çok sıkıdır!" diye birde küskünce cevap verdi.

Melek'in bu cevabı karşısında ondan büyük tepkiler bekleyen genç adam da ipler kopmuştu. Tahir daha da delirmesini beklerken, bu seferde hocasından şikâyet ediyordu deli kadın!

Melek karşısında kahkahalara boğulan Tahir beye yüzünü buruşturarak baktı. İlk kez birileri genç kadına yatağa atmaya hazır biri gibi değil de palyaço görmüş gibi davranıyordu! Anlaşılan tüm cazibesini yitirmişti! Bıkkınca gelecekte patronu olacak adamın gülmeyi bitirmesini bekledi.

Tahir ise kendini durmaya zorlamış ve kıkırdamalarının arasında genç kadına "İşe alındınız, önceki işinizdeki maaşın %10'u ayrıca her işinizden de bir o kadar prim" diyerek çıkardığı evrakları uzatmıştı. Ama dikkat etseydi aynı zamanda genç kadını ikinci bir şoka soktuğunun da farkına varırdı!

Bu nasıl iş görüşmesiydi yahu? Melek ne kendini anlatabilmişti ne de patronu olacak bu adam hedeflerini sormuştu, gülmüş, kahkaha atmış sonrada genç kadını işe almıştı,

Melek kafası karışmış bir halde "Palyaço olarak mı, avukat olarak mı?" diye sormaktan kendini alamadı. Ne yapsındı yani, daha önce birini güldürdüğü için hiç işe alınmamıştı!

Tahir bu sözlerle daha da bir gülerek "Hayır yanlış anladınız. Sizin olağanüstü bir avukat olduğunuzu zaten biliyorum. Mesleki yeteneğinizi bence konuşmaya bile gerek yok. Diğer konuya da gelince oldukça ilginç bir espri anlayışınız var. Sizden ricam eşim ve kızım ofise geldiklerinde odanızda kalın. Ne kızım ne de eşim Sema sizi görmesin. Açıkçası ben bu kadar yetenekli bir avukatı karıma kaptırmaktan korkuyorum. Yoksa sonraki hayatınızı bizim evde geçirirsiniz" diye kızı daha da bir şoka uğratmayı başarmıştı! Anlaşılan ailecek deliydi bunlar!

Adam zar zor evrakları hazırlayıp gelmesini söylemişti ama hala içten içe kıkırdıyordu. Melek yüzü sinirden kızarmış halde ofisten çıktı. Nasıl bir deliyle karşılaşmıştı böyle. Kendine olan özgüvenini yitirmişti resmen binadan biraz uzaklaşmıştı ki kendine bakma isteği duydu, acaba yüzünde bir şey vardı da adam ona bu yüzden mi bu kadar gülmüştü.

Peri tarafını o göstermediği sürece zaten kimse göremezdi. Zaten gördüklerinde gülmek değil ağlamak ya da yalvarmaktan öteye gidemezdi herhalde! Sonuçta dünya gözü ile peri görmek herkese nasip olmazdı!

Biraz ilerisin de duran simsiyah bir cipin yanına geldi. Cipin hem kendisi hem de camları koyuydu ve rengi o kadar parlaktı ki ayna niyetine çok rahat kullanılabilirdi. Önce etrafının tenha olup olmadığına bakarak çevreyi gözlemledi. Ardından da önündeki aracın camına biraz eğildi ve yüzünü kontrol etti.

Dolgun dudaklarını içeri dışarı emdi ve dilini üzerinde gezdirdi, yüzünü sağa sola çevirdi, dalgalı saçlarını sırtına attı ve doğrularak ceketini düzeltti. Vücudunun üzerine tam oturan elbisesini göğsünden başlayarak aşağı doğru elleri ile sıyırdı. Kendini sağa sola çevirerek elbisesine ve bedenine baktı.

Yooo gayet güzel ve alımlıydı, şapşal bir görüntüsü de yoktu! Üzerindeki kırmızı ceketini düzeltti ve camdaki görüntüsüne bir kez daha beğeni ile bakarak kendine göz kırptı. Ardından da dudaklarına kondurduğu işveli bir gülümsemenin ardından da etrafına belli etmeden kendisine bir öpücük attı. Ahhh kendini şimdi nasıl iyi hissediyordu. Patronu olacak adam yüzünden resmen depresyona girmişti...

GÜMÜŞ KANATLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin