DİKEN ÜSTÜNDE BEKLEMEK
Telefonun karşı tarafında ise genç ve oldukça güzel bir kadın vardı. Ela gözleri cin gibi bakıyor ve kumral sarıya çalan saçlarının ucuyla oynayarak karşı tarafta konuşan kadını dinliyordu. Oğlu ve kızı az önce uyumuştu ve sevgili kocası arkadaşıma gidiyorum diyerek evden alelacele çıkmıştı. Çocukları bugün erkenden uyumuşlardı. Genç kadın ise şimdi evde yalnızdı.
Seval teyzesinin son yorumunu da dinledikten sonra "Tamam Seval teyze benim ufaklıklar uyudu. Ben şimdi çocuk telsizlerini kurup geliyorum. Gelince daha ayrıntılı konuşuruz." Diyerek düşünceli bir ifade ile telefonu kapattı.
Eşinin bu ara tehlikeli bir davası yoktu. Hatta Yusuf'un da yoktu. O halde kimin başı beladaydı da bu ikisi bir anda böyle ateş almış gibi ortadan kaybolmuştu! Sema son zamanlarda Tahir ile yaptığı konuşmaları hatırlamaya çalıştı. Ofiste Nusret hocanın bir öğrencisi işe başlayacaktı.
Bir boşanma avukatıydı ve kocası ne demişti geçen akşam 'Kız o kadar değişik ki ona ne zaman baksam gözümün önüne sen geliyorsun!' Sema beynini biraz zorlayınca hatırlamıştı.
İyi de dediği gibi bir kızsa herhalde başını belaya sokmazdı. Ama genç kadının içine bir kere kurt düşmüştü. Hemen telefonundan Cemre hanımı aradı ve ona bugün büroda yeni gelen avukatla ilgili bir şey olup olmadığını sordu.
Cemre telefonda Sema hanımın sorusunu duyunca bir an düşündü ve ardından da "Aslında önemli mi bilmiyorum ama bugün Melek hanım bir müvekkilini görmeye gidecekti. Sanırım kadın bir süredir telefonlarını açmıyormuş. Tahir bey ile Yusuf beyde bunu duyunca yalnız gitmemesini söylediler. Başta Tahir beyle gidecekti ama kendisi erken çıkınca Yusuf bey ile gitmek zorunda kaldı. Başka da bir bilgim yok. Hayırdır Sema hanım bir şey mi olmuş?" sözleri ile genç kadın da telaşlandığını belli etti.
Sema hanımın ise "Önemli bir şey yok Cemre ciğim teşekkür ederim eşine selamlar" sözleri ile telefonu hemen kapatması bir oldu.
Telefonun kapanmasından sonra şaşkınca telefona bakan Cemre ise genç kadını düşündü. Melek fazlası ile güzel ve şuh bir kadın olmasına rağmen şu ana kadar bir edepsizliğini görmemişti. Hatta tam aksine erkelerin olduğu ortamda oldukça dikkatliydi. Sadece Yusuf bey ile aralarında garip bir iletişim vardı. Buda onu ilgilendirmezdi. Sonuçta her ikisi de bekardı.
Sema elindeki telefona düşünceli bir şekilde baktı. Cemre'nin bu söyledikleri ve bu akşam olanlar genç kadına hemen, hemen neler olduğunu az çok anlatmıştı. Anlaşılan Seval teyzesi düşüncelerinde fazlasıyla haklıydı. Tek korkusu o avukat kadının ve müvekkilinin başına kötü bir şey gelmemesiydi. Seval teyzesine söylediklerini yaparak önce çocuklarının başlarına bebek telsizini bıraktı ve salon ve mutfağın ışığını açık bırakarak yan tarafa Seval hanımların evine geçti.
Sema'nın geldiğini gören yaşlı kadın kapıyı açtı ve "Hoş geldin Sema ne olduğunu anlamadım. Bunlar apar topar gitti. Kime ne olmuş öğrenebildin mi?" Diyerek genç kadının yüzüne telaş ile baktı.
Sema karşısındaki kadına sempati ile bakarak "Eve girelim de anlatırım Seval teyze!" diyerek genç kadın içeriye girmişti. Ardından da Cemre'den duyduklarını anlatmaya başladı.
Yaşlı kadın duydukları ile şaşkına döndü! Ne yani önce müvekkil ortadan kaybolmuştu şimdi de avukat kız Melek!
Seval hanım karşısında oturan Sema'ya bakarak "Acaba bizimkileri arayıp bilmiyormuş gibi neredesiniz, ne yapıyorsunuz diye bir sorsak mı ki? Ne dersin?" diyerek genç kadına fikir danıştı.
Genç kadın gülerek "Merak etme Seval teyze ben de aynı şeyi düşündüm. Sen dur hele bir sessiz ol da hoparlörden sesi vereyim tamam mı?" diyerek kocasını aradı.
Sema elinde telefonla kocasını ararken Yusuf beyin annesi Seval hanımda kime yanacağını bilemez bir haldeydi. Daha yeni işe başlayan o avukat kıza mı yoksa masum sabisi ile nerde olduğu belli olmayan o kadıncağıza mı? Kim ne isterdi ki bu güçsüz kadınlardan!
Tahir elinde titreşime aldığı telefona kaşlarını çatarak baktı. İçinden de 'Ahh be Sema şimdi aramanın sırası mı?' diyerek söylenmeyi ihmal etmedi. Zira Yavuz her an arayabilirdi. Ama Sema'nın telefonunu açmazsa bu seferde sürekli arayacaktı.
Yusuf arkadaşının ikilemini anlamış gibi "Tahir boşuna çaldırma telefonu nasılsa Sema sürekli arayarak rahatsız edecek. Aç gitsin." Sözleri ile arkadaşının yaşadığı bu duruma bir son verdi.
Tahir derinden bir çekerek telefonu kulağına yaklaştırdı ve "Efendim Sema söyle canım karıcığım" diyerek bıkkınlığını saklamaya çalışıyordu. Tek sorun telefonun karşısında duran iki kadının da bunu anlamış olmasıydı.
Sema yanındaki Seval teyzesine bakarak, "Hiç merak ettik sadece sizden de ses çıkmayınca!" diyerek kocasına sevimli bir görüntü çizme derdindeydi.
Tahir karısına gözlerini devirerek "Sorun değil hayatım, az önce Cemre mesaj attı. Onu aramışsın! O yüzden bana doğrudan sor da ne sen yorul ne de ben" diyerek genç kadını açıkça ifşa etti.
Salonda oturan Sema ve Seval hanım ise bu sözlerden sonra rahat bir nefes aldı. Yaşlı kadın hemen "Tahir oğlum sizin avukata bir şey mi oldu? Cemre kızım bir şeyler dedi ama?" diyerek aklındaki soruları sormaya başladı.
Tahir eğer bir an evvel olayı kısadan anlatmazsa bu kadınlar telefonu kapatmadığı gibi onları daha fazla oyalamaya devam edecekti. O yüzden hemen bugünün kısa özetini geçmeye başladı.
Kelimelerine genç kadını tanıtarak başladı "Melek hanım yeni avukatımız. Akşam Yusuf ile beraber bir müvekkilinin evine bakmaya gittiler kadına ulamamışlardı. Anladığımız kadarıyla kadın zorla ve tehditle bir yerlere götürülmüş. Polis falan gelip evden delil toplayıp, çevreden görüntü alıp, komşularından bazılarının ifadesini almışlar. Ardından da Yusuf ile gidip polis merkezinde ifade verip sonrada ayrılıp evlerine dağılmışlar. Bende akşam Melek hanımı birkaç defa aradım ulaşamadım. Sonra işte Yusuf'un yanına geldim. Oda bende bir deneyeyim dedi. Bir açtı ki karşıdan bağırış çağırış sesleri birileri bunları zorla alıkoyuyor. Bizde hemen polisi aradık işte. Yani müvekkilini kaçıran her kimse bizim avukatı da kaçırdı. O yüzden şimdi bizi oyalamayın da kızcağızı bulalım." Diyerek onlara daha fazla cevap hakkı vermeden telefonu kapattı.
Salonda iki kadın ise olayların bundan daha kötü olduğundan korkuyordu. Zira hem Tahir hem de Yusuf evden çıkarken acele ile çıkmışlardı. Ayrıca Tahir telefonda oldukça gergin bir sesle konuşuyordu.
Tahir arkadaşına bakarak "Mümkün olduğunca kısa kestim ama, İnşallah fazla anlatmamışımdır. Keza bizim hatun devreye girmeden bitirdim çok şükür!" diyerek kendi kendini tebrik etti.
Yusuf ise kulaklığından duyduğu seslerle çenesini sıkmaktan dişleri kırılacaktı. Şerefsiz herif her iki kadını da dövüyordu! Yusuf'un anladığı kadarıyla ikisinin de eli kolu bağlıydı. Bazen Melek'in seslerini duyuyordu bazen de diğer kadının. Ancak diğer kadının durumu sanki daha kötü gibiydi!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜMÜŞ KANATLAR
FantasyMelek dışarıdan bakıldığında işten eve evden işe o mahkeme senin, bu dava benim, günü gelişine yaşayan bir avukattır. İş arkadaşlarının gözündeki Melek ise; Fettan, erkekleri baştan çıkartan, kavgacı gürültücü bir kadın. Ama birde tüm ülkede bilinen...