2

3.8K 267 301
                                        

"Kanka bu çocuk nasıl biri biliyor musun?"

Jisung, duvar kenarındaki sırasında sırtını duvara yaslamış cam tarafındaki çocuğun arkadaş grubunu izliyorken arkadaşına seslenmişti.

"Böyle dışarıdan sessiz duran ama aslında bütün arkadaşlarının sırlarını bilen, istese tüm grubun ağzına sıçabilecek biri. Sessiz ve sinsi."

Felix arkadaşının tasvir ettiği cümleleri karşıdaki çocuğa bakarak bağdaştırmaya çalışırken 'hmm'ladı. "Evet bu arada. Sessiz kısmını bilemeyeceğim ama sinsi kısmı kesinlikle doğru. Bununla oyun olmaz."

Changbin ve Chris ellerindeki tostlarla sıralarına geldiklerinde Chris merakla ikiliye bakıp, "Kimle oyuna giriyoruz. Bakayım şarjım var mı?" derken cebinden telefonunu çıkarıyordu. Changbin yanındaki zekasızın kafasına vurup, "Ne uydurdun amına koyayım. Bahçede basketbol oynayacakmışız, onu diyorlar," demişti.

Felix gözlerini devirirken alnına vurdu arkadaşlarının aptallığı yüzünden. "Abi salak mısınız yoksa şizofren mi?" diye söylenip kafasını onlara doğru yaklaştırıp sesini alçalttı. "Minho'dan bahsediyoruz. Sinsi bir tipe benziyor gibi geldi bize. Oyuna gelmez dedik."

İkiliden birer 'haa' sesi çıktığında Chris sırasına oturmuş tostunu yerken kafasıyla onayladı. "Bana da öyle geliyor ama bilemeyiz daha."

Jisung oflayarak kafasını sıraya koydu. "Aşırı derecede gidip konuşmak istiyorum ben ya. Bir anda böyle oldu, niye anlamadım." Changbin meyve suyunu içerken, "Aşıksın," demişti. Jisung bu ihtimalin bile onu ürperttiğini fark ettiğinde kaşlarını çatıp, "Salak salak konuşma, bir çakacağım şimdi suratına," diye konuştu sinirle.

"Çişim geldi," deyip ayağa kalktığında kimsenin onla gelmediğini görüp dudak büzerek kendi başına tuvalete gitti. İşini görüp ellerini yıkarken diğer kabinden Minho'nun çıktığını gördüğünde bir anlığına elleri titredi ama bozuntuya vermedi. Durup yanında tıpkı onun gibi ellerini yıkayan Minho'yu izlemek isterdi tabi ki ancak asla öyle bir aptallık yapmadı ve normal bir şekilde kafasını kaldırmadan suyu kapatıp ellerini kuruladıktan sonra istifini bozmadan tuvaletten çıktı.

Peşinden çıkan Minho ona yetişemesin diye hızlı adımlarla sınıfa yürüyüp sırasına adeta uçarken hızlı hızlı nefes alıyordu. Diğerleri arkadaşlarının bu haline anlam veremezken Changbin ciddiyetle, "İşeyeceğim ayağına sokuşup mu geldin amına koyayım. Nefesini kesmiş," demişti.

"Sokuşsam bu kadar nefesim kesilmez gerçekten. Tuvalete gittim işedim çıktım bir baktım Minho da orada. Başta aşık sandım, takip ediliyorum sandım ama işemiş sadece. Coolluğumu bozmadan ve ona hiç bakmadan çıktım hemen."

Felix arkadaşının mallığına göz devirdi. "Ya salak mısın? Konuşsaydın işte hazır yalnızken."

"Ne deseydim kanka? 'Selam, nasıl, işemen güzel miydi?' mi diyecektim?"

"Ya hayır da ne bileyim."

Chris oflayıp, "Abi madem ciddi değilsin konuşmaktan niye çekiniyorsun? Normal sınıf arkadaşı gibi konuş bitsin işte, cidden daraldım bir haftadır konuştuğumuz tek şey Minho." diye isyan ettiğinde Felix ve Changbin de onu onaylamışlardı.

Jisung omuzlarını düşürerek, "Ya biliyorum da konuşmak istiyorum işte. Ama hiçbir sohbetimiz yok bir anda ne diyip de konuşacağım ki? Şimdi ben sana gelip aniden 'git Seungmin'le konuş' desem konuşabilir misin?" demişti. Ona göre söyledikleri çok mantıklıydı.

"Konuşurum oğlum ne olacak sanki? En fazla gider 'kitabımı unutmuşum bu derslik alayım mı' derim."

"O öyle olmuyor işte. Off. Neyse ya biraz zaman geçsin bakarım duruma göre."

Close |MINSUNG|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin