"Hâlâ bitmemiş şu amına koduğumun dersi ya."
Son iki dersleri Almanca'ydı ve ilk dersten beri uyuyordu Jisung ancak bu lanet derste zaman asla geçmiyordu. Kırk dakika olduğuna inanmıyordu, en az bir iki saat sürüyordu bu ders.
Yanında uyanmak üzere olan Felix'e bir bakış attıktan sonra gözlerini sınıfta gezdirdi. Ön sıralardaki birkaç kişi dışında herkes ya uyuyor ya da sessizce kendi arasında konuşuyordu. Hocaları hâlâ kendi kendine bir şeyler anlatıyordu...
Önündeki Chan ve Changbin'e baktığında onların da uyuyor olduğunu gördü. Bu yüzden Felix tamamen uyanana kadar sırtını duvara yaslayıp sırada bağdaş kurarak sınıfı dikizlemeye karar verdi.
O sırada gözü bir saniyeliğine arkaya kaydığında, Minho'nun orada oturmuş kollarını sıranın üstünde bağlayarak çenesini oraya dayayıp sıraya anlamsız şeyler karaladığını görmüştü. Elleri birkaç saniye bağlarını koparmış gibi titrerken heyecanını belli etmemeye çalışıyordu.
Onun neden burada olduğuna anlam verememişti. Yanında oturan Taehyun uyuyor Minho ise boş boş oturuyordu. Neden kendi sırasında değil bu çocuk?
Titreyen elleriyle çaktırmadan Felix'in bacağını deşti kaldırmak amacıyla. Şu an Minho'yla konuşmak istiyordu ve bunu tek başına yapamazdı. Heyecanlanır ve saçma sapan şeyler çıkardı ağzından.
Ancak Felix'in ayılmasına kalmadan Minho, önündeki çocuğun uyandığını fark etmiş ve kafasını kaldırmadan sırıtarak Jisung'a bakmıştı. "Günaydın canım. Uyudun baya."
LAN LAAN LAAANN
NE DEMEK BAYA UYUDUM
UYUMAMIŞIMDIR
SEN NEREDEN BİLİYORSUN
BENİ Mİ DİKİZLEDİN
SIÇICAM
Jisung içinden çığlık çığlığa düşündüğü cümleleri göz ardı edip arkasını dönerken gözlerini ovuşturdu. "Hocanın sesi ninni gibi geliyor," dedi gülümseyerek. Karşılığında diğerinden bir gülüş kazandığında kendini onun yüzünü incelerken bulmuştu. Minho gerçekten yakışıklı bir çocuktu ve Jisung her geçen gün bunu daha yakından fark ediyordu.
"Bir ben uyuyamadım herhalde. İki derstir salak salak oturuyorum böyle." Söylenerek kurduğu cümleler karşısında Jisung'un yüzü yumuşamış ve gülümsemesi kulaklarına biraz daha yaklaşmıştı. "Enerjin bitmiyor ki senin."
Minho kısa ve sessiz bir kahkaha atıp, "Doğru," diye onaylamıştı onu. Jisung konuşmanın bittiğini sandığı için kafasından zibilyon tane konu üretmeye çalışırken Minho konuşmaya devam etmişti. "Sen Jeongseok'u tanıyor musun?"
Gelen sorudaki ismi hafızasında aramıştı bir süre Jisung. Düşünürken büzülen dudaklarının farkında değildi bile. Onun hala tanıyamadığını fark eden Minho, "Senin arkadaşın varmış Jungwon diye, ona çıkma teklifi etmiş iki kere. Kabul etmemiş arkadaşın," diye açıklamıştı.
Jungwon, Jisung'un ortaokul arkadaşlarından birisiydi. Onunla da çok yakındı ve sık sık görüşüyordu. Geçenki buluşmalarında da bu olayı anlatmıştı o yüzden biliyordu. "He, evet söylemişti. Çocuk red yemiş hâlâ yüzsüz gibi teklif ediyor," dedi kaşları çatılırken.
Minho gülmüştü yeniden, "Arkadaşım lan o benim," derken. Jisung dudaklarını birbirine bastırıp ellerini iki yana açtı ve omuz silkti. "Gerçekler."
Konuşma tekrar bittiğinde Jisung birkaç gündür aklına takılan soruyu sormak istemişti. Kendine içinden kısa bir cesaret konuşması yaptıktan sonra sınıfa döndürdüğü kafasını tekrar arkadaki gence çevirdi. "Senin doğum günün ne zaman? Garip bir şekilde Aslan ya da Akrep havası alıyorum senden."
"25 Ekim."
"Bak! Doğru! Akrep havası işte," demişti heyecanla yerinde kıpırdanıp biraz daha bedenini arkaya döndürürken. Minho dudaklarını büktü. "Bilmem ki. Hiç alakam yok burçlarla." Jisung göğsünü kabartıp gururlu bir edayla, "Ben anlarım," dediğinde diğeri gülümsemişti.
Minho konuşacağı sırada zil çalmıştı ve herkes bir anda ayaklanıp, çantalarını toplayarak kendilerini sınıftan dışarı atmışlardı. Minho da bir şey söylemeden ayaklandığında ve ceketini giydiğinde Jisung konuşmalarını yeniden hafızasında canlandırıyordu kitaplarını çantasına koyarken.
Arkadaşlarına bakmak aklına geldiğinde hepsinin onu izlediğini fark etmişti. Üçlü arkadaki gencin uzaklaştığına emin olduklarında heyecanla ceketini giyen gence dönmüşlerdi. "Dersin yarısını konuşarak geçirdiniz," dedi heyecanla Felix sıradan çıkıp kapıya yürürken. Hepsi birbirini takip ederken Jisung sırıtmıştı. "Bir an hâlâ uyuyorum da rüya görüyorum sandım kanka. Nasıl saçmalamadan konuştum ona bile şaşkınım."
Merdivenleri inerken Changbin arkadaşının koluna girmiş, "Oğlum, bir ben mi fark ettim bilmiyorum ama aşırı güzel bakıyordu lan sana," demişti mutlu ses tonuyla. Chan hemen onu onaylayarak, "Evet, ben de gördüm. Böyle gözleri parlıyordu resmen yemin ederim. Dışarıdan baksam aşık derim," dediğinde Jisung inanamazca gözlerini ikisinde gezdirdi.
"Siz kafanızda kurmuşsunuz."
Bahçe kapısından da çıktıklarında servislerine ilerliyorlardı. Birazdan tekrar Minho'yu görecek olması bile Jisung'un içini bir garip yapıyordu...
Felix, "Kanka ben öyle çok kaldırmadım kafamı konuşmaya dahil olmamak için ful dinledim sizi, o yüzden görmedim bakışını. Ama hep mal mal gülüyordu," diye anlattığında Jisung dudaklarını büzdü.
"Bilmiyorum ya. Klasik yavşak Minho diye adlandırdım ama ben de içimden bir değişikti diyorum açıkçası, yalan yok. Yine de çok abartmamak lazım."
"Yani, ama yine de heyecan yapabiliriz," diyen Changbin'i hepsi birden onayladığında servislerine varmışlardı bile. Vedalaşıp ayrıldıklarında Jisung derin bir nefes verip servisin merdivenlerini tırmandı. Gözleri direkt Minho'nun oturduğu tarafa kayarken onu dışarıyı izlerken bulmuştu. Sakin adımlarla yerine giderken diğer genç onu fark etmemişti. Jisung dudaklarını birbirine bastırıp kafasını arkaya yaslayarak gözlerini kapattı.
Bugün gayet iyi bir gündü. İçi hem heyecandan kıpır kıpır oluyor hem de çok yanlış yolda olduğunu söyleyip kendi kendini rahatsız ediyordu. Jisung çoğu konuda hislerine güvenirdi çünkü hep hissettikleri çıkardı. Bu konuda da aslında yapması gerekenin ne olduğunu biliyordu ama boşverdi.
"Sadece basit lise anıları."
...
yorum yapmadan buraya kadar gelen sevgili okuyucularım, hevesimi çok güzel kırıyorsunuz. teşekkür ederim ilginiz için.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Close |MINSUNG|
Fanfiction"Şu çocuk ne zamandan beri bu kadar çekici?" Her şey, Jisung'un yeni sınıfındaki mor sweatli çocuğu bir anda fazla çekici bulmasıyla başlar.
