-XII-

239 10 0
                                        

"Benim kahve vardı ama."

Hızla bana seslenen müşteriye döndüm. "Hemen geliyor."

Ali diğer bir müşteriye siparişini götürürken bana baktı. "Abla sen iyi misin?"
Bu sorunun cevabı bende yok. Kısaca iyiyim diyip geçiştirdim. Sabahtan beri yapacağım her şeyi karıştırıyordum. Aklım sabahki yaşananlarda kalmıştı. Onu öpmüştüm. Oda beni öpmüştü. Sonra? Sonrası yok. O işe gitti. Bende işimin başındayım. Konuşmamıştık bile. Salak gibi suratına bakmıştım sadece. Sonra hiç bir sey demeden içeri geçtim. Oda gitti. İçim kıpır kıpırdı. Sadece onu düşünüyordum. Yine bir müşterinin seslenmesi ile kendime geldim. Ali hemen ilgilendi.
Sonra yanıma geldi. "Abla sen iyi değilsin herhalde."
"Ali ben yeni eleman alacağım."
Söylediğim ile şaşırdı. "Abla Tuğba gelecek ya. Onu işten çıkarma." dedi endişeyle. Hemen cevap verdim.
"Saçmalama Ali. Tuğbadan hariç birini alacağım. Kafe artık daha da yoğun. Tanıdığın bir arkadaşın varsa iş arayan."
Rahatlamıştı. "Anladım abla ben soruşturayım bir."

----

Eve gelmiştim. Ulaş hâlâ yoktu. Normalde saatler önce gelmiş olması lazımdı. Odaya girdiğimde üstünü değiştirip çıktığını farkettim. Nereye gitmişti ki? Üstümü değişip hızla bir şeyler atıştırdım. Gözüm kapıdaydı. Saat gece yarısına gelirken odama geçmiştim. Yatakta oturmuş onu bekliyordum.
Dış kapıdan gelen anahtar sesiyle hemen yatağın içine girdim ve yorganı üstüme çektim. Yavaş adımlarla odaya girdi. Dolaptan kıyafet alıp çıktığını anladım.
Bu kadar mıydı yani? Sabah hiç yaşanmamış gibi odaya gidip uyuyacak mıydı? Yada ben ne olsun istiyordum? Güldüm kendi kendime. Evde açık olan ışıklar kapatıldığında yerine yattığını anlamıştım.

Ne kadar uyumaya çalışsamda bu kolay olmamıştı. Yerimden kalkıp su içmek için mutfağa yürüdüm. Koltukta uyumuş bir Ulaş beklemiyordum. Üstü açıktı.  Içeriden bir battaniye alıp üstünü örttüm. Kendimi onu izlerken buldum.
Ellerim benden bağımsız saçlarına giderken açtı yavaşça gözlerini. Hızla çektim elimi.
Konuşmadan gözlerime baktı.
"Üstün açık neden yattın burda?" dedim. Uzandığı yerden doğruldu.
"Uykum gelince geçerim odaya diye düşünmüştüm." dedi.
Mutfağa geçtim. Suyumu alıp odama geçerken Ulaş hâlâ aynı yerde duruyordu. "Kalk yat yerine."
Bana döndü. Kafasını sallayıp ayağa kalktı. Odaya girip kapıyı kapattı.
Evet hiç bir şey olmamış gibi davranacaktık.
Bunu istemiyordum ama yapacak bir şey de yoktu. Oda bunu tercih etmişti. Yeniden odama geçip uyumaya çalıştım. Yine kolay olmamıştı.

"Naz. Uyan geç kalacaksın."

"Hasta mısın? Uyan artık."

Kolumun dürtülmesi ile zar zor açtım gözümü. Ne çabuk sabah olmuştu. Karşımda duran Ulaş şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Yerimde doğruldum.
"Uyumadın mı gece?"
Kafamı salladım. Evet uyumadım senin yüzünden demek istesemde bu isteğimi bastırdım. Konuşmadan kalktım yataktan. Banyoya girip yüzümü yıkadım. Resmen iletişimimiz sıfırdı. Bu beni çok rahatsız ediyordu. Bir süre aynada kendimi izledim. Elim dudağıma gitti. Her fırsatta beni ona çeken bir şey vardı. Sarhoşken hatirlamadıklarım,geçen sefer olanlar ve dün... Ateşle barut yan yana olmaz sözünün vücut bulmuş hâli olmuştuk. Ne zamana kadar böyle olacaktık bilmiyordum. Bildiğim tek şey eskisi gibi olamayacağımızdı. Banyodan çıktığımda mutfakta kahvaltı hazırlarken bulmuştum onu. Takım elbisesi ile kahvaltı hazırlaması bile ona öyle yakışıyordu ki. Varlığımı farkedip bana doğru döndü.

"Hadi kahvaltı yapalım da bırakayım seni de işe."

Yanına geçtim. Kaynayan çaydanlığın altını kapattım. "Ben kendim giderim zaten geç kalmışsın." dedim saate bakarak.

Evlilik OyunuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin