-XIII-

221 8 0
                                    

Belimde sarılı olan kollar hareketlerimi kısıtlıyordu. Uyanmıştım ama gözlerimi açmak istemiyordum. Odayı dolduran alarm sesi bunu imkansızlaştırmıştı. Ulaş kıpırdandı. Telefonuma ulaşıp kapattı. Bende açtım gözlerimi. Diğer kolunun üstünde yattığım için baya yakındık ama uzaklaşmak için hiç bir hamle yapmıyorduk.
"Nasıl oldun?"
İlk konuşan ben olmuştum.
"Hiç böyle rahat uyumamıştım." dedi gülümseyerek. 
Hâlâ bir koluyla beni sarıyordu.
"Her gün burda uyu istersen."
"Sende burda uyuyacaksan kabul." dedi. Kartlar açık oynuyordu. Söylediği heyecanlanmama sebep olmuştu.
Bakışlarımı kaçırdım. Elini çeneme koyup gözlerine bakmamı sağladı.

"Sürekli hiç bir şey olmamış gibi mi davranacağız?"

Yutkundum.

Kısa bir süre bakışları dudaklarıma kayıp yeniden gözlerime odaklandı. "O gün beni öptün. Ki her fırsatta beni öpüyorsun." dedi gülerek. Daha da utanıyordum artık.
Kaçan bakışlarımı yeniden kendine çevirdi. "Utanman için söylemedim. Sadece ben artık olmamış gibi yapamıyorum. Yıllarca yaptım bunu. Sarhoşken sen hatırlamıyorken yaptım. Ama o gün ikimizinde kafası yerindeyken oldu. Tüm gün o öpücüğü düşündüm. Kendimi liseli gibi hissettim Bi ara elim dudağıma gitti biliyor musun?" dedi keyifle. Bende gülmüştüm.
"Biz evliyiz. Karım beni öptü diye salak salak sırıtarak dolaştım. Eminim sana sarılarak uyandığım için yine aynısı olacak."
Benimde ondan eksik kalır bir yanım yoktu. Birden ciddileşti. Kolunu çekip yatakta oturur pozisyona geçti.
"Ben sana daha fazla bağlanmadan boşanalım."

Duyduğum bu cümle ile neye uğradığımı şaşırmıştım. Bu konuşmanın sonu buraya çıkmamalıydı.
Gözlerim dolmuştu ama asla konuşamıyordum. O yavaşça yataktan kalkıp banyoya doğru yürüdü. Neye uğradığımı şaşırdım. Hızla kendime gelip ayaklandım. Banyonun kapısını tıklattım sinirle. Ne demek boşanalım ya?
Birkac dakika sonunda çıktı içeriden. Biraz önce konuşan o değilmiş gibi rahattı.
"Ne demek boşanalım? Peki ben sana çoktan sımsıkı bağlandıysam?"
Söylediklerimin aksine aşırı sinirle çıkmıştı sesim.
"O zaman boşanmayız." dedi sakin bir ses tonuyla. Algılarım öyle kapanmıştı ki şuan ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu.
"Bende istemiyorum yok saymayı. Beceremiyorum da zaten." dedim arkamı dönerken.
"O zaman saymayalım."
Hızla yeniden ona döndüm. "Dalga mı geçiyorsun ya benimle?" Sinirlerim epey bi bozulmuştu.

"Seni seviyorum."

Aniden söylediği iki kelime ile ağzım açık kalmıştı. Bana doğru birkaç adım atıp belimden tuttu.

"Beni öptüğün o ilk andan beri hemde. O zamandan yok sayamadım ben hiç bir şeyi. Şuan evliyiz. Tüm herkes bizi karı koca biliyor. Ben geçmişim şu içeride ki saçma yatakta tek başıma uyuyorum. İstemiyorum artık. Sen ne dersen o olacak Naz. Ben gerçekten karım ol istiyorum. Her gece sana sarılıp uyumak,senin yanında uyanmak istiyorum. Başka türlüsüne katlanamam. O yüzden boşanalım dedim. Bunun kararını sen ver." dedi.

Hayatımın şokunu yaşamıştım. Yıllardır beni seviyordu ve ben hiç anlamamıştım. Kafamın içinden geçen binbir düşünce arasında sorusuna cevap bulmakta zorlanıyordum. Bildiğim tek şey boşanmak istemediğimdi.

"Boşanmayalım."

Sesim titremişti. Gülümsedi. Bir elini kaldırıp yanağıma koydu.

"Nasıl istersen." dedi. Bende gülümsedim. Sadece gözlerimize bakıyorduk. O sırada çalan zil ile dağıldı dikkatimiz.
"Kim bu saatte?" dedi memnuniyetsiz bir sesle.

Ellerini çekip kapıyı açmaya gitti.

"Günaydın kardesiiiimm. E sen hâlâ hazır değilsin. Kahvaltı mı yapıyordunuz? Kaçırmadım dimi?"

Kapının çarpılma sesi ile yerimde irkildim. "Yok kahvaltı falan Bora."
Anın bozulması çok sinirlendirmisti onu. Borayı öldürmeden yardıma koşmalıydım.

"Bora hoş geldin."

Bora gülümseyerek bana döndü. "Bakta karından örnek al oğlum. Misafir böyle karşılanır."

Ulaş ile göz göze geldik.

"Ben hazırlanayım da çıkalım." diyerek yeniden odaya girdi.

"Gel bende hemen size bir kahvaltı hazırlayayım." dedim.

Ulaş çıkana kadar ufak bir kahvaltı hazırlamıştım. Bora beklemeden yemeğe başlamıştı.

Ulaş iki lokma bir şey alıp kalktı.
"Hadi yürü."
Bora çayından bir yudum aldı. "Yengem o kadar hazırladı bir dur oğlum."
"Kalk dedim lan."
Bora hemen ayağa kalktı. "Naz ellerine sağlık." diyip kapıya yöneldi.
"Afiyet olsun."

Ulaş yanıma gelip yüzümü avuçları içine aldı.
"Akşam görüşürüz karıcım."
Bende kravatını düzelttim.
"Görüşürüz." diyip yanağına minik bir öpücük kondurdum.

Bora "Lan beni çıkardın gelsene." diye bağırdı.
Ulaş gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Güldüm. "Sakin sakin. Hadi gidin."
Oda yanağıma uzun bir öpücük bırakıp gitti.
"Geldim geldim." dedi. Arkalarından gülerek baktım.
Hızla Ali'yi arayıp gelemeyeceğimi söyledim.
Canım evde kalıp temizlik yapmak istemişti.

Bugün yeni hayatımın ilk günü.

Evliliğimiz ikimiz tarafından onaylanmıştı. Sadece kağıt üzerinde değildi hiç bir şey. O yüzden bugün akşam için yemekte yapacaktım. Romantik bir sofra ile bunu kutlayabilirdik.

Temizlik ve yemeği bitirdiğimde kendimi koltuğa bıraktım. Sırada kendimi hazırlamak vardı.
Bugün özenmek istedim. Oturduğum yerden hızla kalkıp odaya gittim. Hızlı bir duş alıp dolabımı taradım.
Mini siyah bir elbise seçtim. Biraz fazla mıydı bilmiyorum ama beğenmiştim. Saçlarımı kurutup dağınık bir topuz yapıp omuzlarımı açık bıraktım.
Güzel bir kolye de taktıktan sonra hazırdım.
Ulaş'ın gelmesine 1 saat vardı. O sürede de sofrayı kurup etrafını minik mumlarla süsledim.
Şuan böyle bir şey yaptığıma inanamıyordum.
Her şey hazır olduktan sonra beklemeye başladım. Çok geçmeden anahtar sesi geldi. Heyecanlanmıştım.
Ulaş "Naz." diye seslenerek içeri girdi. Böyle bir hazırlık beklemediği yüzünden kolayca anlaşılıyordu.
Gülümseyip yanına gittim.
"Hoş geldin kocacım."
Yüzündeki şaşkınlık yerini kocaman bir gülümsemeye bıraktı.
Etrafı inceledi. "Ben bugünü evlendiğimiz gün olarak kutlamak istiyorum."
Söylediğimle yeniden bana döndü. Bana yaklaşıp öpecekti ki kendimi geri çektim. "Gidip ellerini yıka ve sofraya gel." Masaya doğru yürüdüm.
Yemekleri bölmeye başladım.
Ulaş üstünü de değişip gelmişti. Her hali ile yakışıklı olduğu gibi şimdide çok yakışıklıydı.

Yanıma yaklaşıp yanağıma bir öpücük kondurdu. Sonra karşıma geçip oturdu.
Beni baştan aşağı süzdü. "Çok güzelsin." dedi hayran olmuş bir ses tonuyla. 
Aynı şekilde karşılık verdim bakışlarımla.
Güzel bir sohbetin ardından doyurmuştuk karnımızı.
Ulaş ayağa kalktı yavaşça yanıma geldi. Elini bana uzattı. Aynı yavaşlıkla tuttum elini. Diğer elini belime sarıp beni kendine çekti. Gözleri dudaklarımdaydı. "Tüm gün akşam olsun diye bekledim."
Tam dudaklarımız birleşecekken buna telefonumun zil sesi engel oldu. Ulaş sinirle gözlerini kapattı. Ona karşılık güldüm. "Bakma." dedi. "Olmaz belki önemli bir şeydir."
Telefonuna baktığımda arayanın Defne olduğunu gördüm hızla açtım.
"Naz rahatsız ettim ama size gelebilir miyim?" ağlamaktan zar zor anlamıştım sesini.
"Gel tabi ne oldu?" dedim telaşla.
"Gelince anlatırım." diyip kapattı.

Ulaş bana bakıyordu. "Ben mumları kaldırıp,üstümü değiştireyim." dedim. O yeniden sofraya oturup bir bardak su içti.

BÖLÜM SONU

Yorumlarınızı bekliyorum. Kitap için son birkaç bölüm daha yazıp bitirmeyi düşünüyorum. İyi okumalar ❤

Evlilik OyunuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin