Kütüphanenin içerisine kadar abisi ile birlikte girmek zorunda kalmıştı Jimin. Nihayet abisi ikna olup bir kaç küçük uyarı ile onu rahat bıraktığın da Jimin koşa koşa kütüphane deki en sevdiği yere gitmişti. Ama beklemediği bir manzara ile karşılaşmıştı. Sarışın maskeli bir adam, büyük çerçeveli gözlükleri ile onun yerinde oturmuş çizgi roman okuyordu. Oysaki Jiminin hayali oraya Jungkook ile birlikte oturmaktı.
Yinede belki adam kalkar diye gidip karşısına oturdu. Jungkooka geldiğine dair mesaj atıp önüne matematik test kitaplarını çıkardı. Sorular ile ilgileneceği zaman onu durduran sarışın adamın kısık bir sesle gülmesi olmuştu.
Tam karşısında yüzü görünmeyen sarışın adama, sinirle baktı ancak herhangi bir geri dönüş alamadı zira adam elinde ki çizgi romandan başka bir şeyle ilgilenmiyor gibiydi.
Jimin kitabına tekrar odaklanmak için eline tüylü pembe kalemini almıştı ki sarışın adam sesli bir kahkaha daha atmıştı.
Canına tak edince Jimin kendini tutamayarak kısıkça " bayım burası komedi dükkanı değil lütfen biraz daha sessiz olun"dedi.
Sarışın adam başını okuduğu çizgi romandan kaldırmadan " burası yatak odası da değil pembe kafa niye bu pijamalar ile geldin"demişti.
Jimin şokla minik gözlerini büyüttü"Jungkook "dedi inanamadan .
Nihayet başını kaldıran adam büyük kemik gözlüklerinin arkasından Jimine göz kırpmıştı " ta kendisi bebeğim".
"Tanrım niye böyle giyindin ki az kalsın kafana kitabı geçiriyordum " dedi Jimin .
Jungkook yüzünde ki maskeyi indirip" alışıksın zaten " demişti.
Jimin hızla yerinden kalkıp Jungkookun yanında boş duran sandalyeye oturdu. Dayanamadan kollarını iri adamın boynuna doladı. Gerçekten özlemişti sadece bir günde bu kadar özlediğine şaşırıyordu.
Jungkook ise pembe saçlı olanı belinden sıkıca tutup sarılışına karşılık vermişti. Yumuşacık pijamalar içindeki sevgilisinin güzel kokusu başını döndürürken , çilek gibi kokan saçları öpmeyi ihmal etmemişti .
" Çok özlemişim seni pamuk şeker ,. tüm gün aklım sendeydi " dedi Jungkook.
Jimin ise sevgilisinin ciddi söylemi karşısında şakacı bir tavırla" demek aklın bendeydi " dedi.
"Bir balığın bile aklı sende kalır bebeğim öyle güzelsin ki bazen inanmadığım tanrılara dua ediyorum" . Jungkook hala Jimine sarılmaya devam ederken kulağına fısıldamıştı.
Jiminin minik kalbi sevgi ile dolup taşarken dün isteyipte yapamadığı şeyi yapıp Jungkookun hafif morarmış yanağını öptü ve öperken de bir süre orada öylece oyalandı .
Nihayet özlem giderme işi bitince Jungkook ayağa kalkıp "hadi bakalım bebeğim bana gidiyoruz"demişti ancak Jimin dediğine kulak asmadan büyük bir özenle test kitabını açmıştı.
" Sana gitmiyoruz çünkü abim beni geri alacak ki almasa bile ben hayatımın sınavına hazırlık yapıyorum o yüzden ben ders çalışırken sende beni izleyebilirsin ne kadar güzel olduğum hakkında bir iki şiir yazarsın belki hyungie" diye bitirmişti cümlesini şakacı bir tonla.
Jungkook beklemediği için ufak bir afallma yaşasa bile Jimine hak verip geri sandalyeye oturmuştu . Jimini bir kes daha öpüp " güzelliğin hakkında Shakespearein bile dili tutulur sevgilim"demişti
"Ahhh yeter ama hyung içine ne kaçmış senin ilk gün tanıştığım dağ ayısı nerde ya " cidden kalbi dayanacak gibi değildi. Hadi ama dünyanın en yakışıklı insanı size ilanı aşk ederse hemde gayet sanatsal şekilde siz ne yapardınız, şahsen Jiminin artık utanacak hali bile yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARTİST
FanfictionDünyaca ünlü oyuncu Jeon Jungkook korumasının küçük kardeşine aşık olur .
