9. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ

26 3 18
                                    

Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın🫶🏻

Betoven Collection-Moonlight Sonata

🪨

Şu zamana kadar çok kan görmüştüm. Elime çok kan geçmişti. Üzerime bir sürü kan sinmişti. Ama her gördüğümde aklıma tek bir görüntü gelirdi. Tek bir an. Ve her kan da o gün ki gibi kokardı.

"Abi!" diye bağırdı Duru yaşlı gözleriyle. Tekerlekli sandalyenin üzerinde de olsa her an yıkılacakmış gibiydi. Ne ara yanımıza geldiğini fark etmemiştim bile.

Kaya yavaş adımlarla oturma odasına ilerlerken biz de onu takip ediyorduk. Sanki vurulmamış da uzun bir koşudan gelip çok yorulmuş gibi bir havası vardı. Ben de onunla birlikte koltuğun üzerine oturdum. Gözlerini yumduktan sonra kardeşine yorgun bir gülümseme gönderdi. Konuşamıyordu. Konuşursa canı acıyacaktı.

"Duru bana odandan bir tişört getir hemen. Sonra da Ümit'i ara." Sesim güçlü çıkmıştı ama bu onu kendine getirmeye yetmemişti.

"Duru!" diye bağırdığımda gözlerini kırpıştırıp kafasını olumlu anlamda sallayarak koridorda kayboldu.

Üzerimdeki ceketi yere atıp içimdeki tişörtü çıkardım. Kaya arada bir açıp kapattığı gözleriyle ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. Yüzünde yorgunluktan başka bir ifade yoktu. Sanki beş dakika içerisinde beş yaş almış her geçen dakikada da bir o kadar yaş alacakmış gibi duruyordu. Acısını yansıtmamaya çalıştığına emindim. Adam ölse bile gücünden ödün vermeyecekti. Ne kadar da çok ortak noktamız vardı.

Tişörtü ortadan yırttıktan sonra bir ucunu kolunun altından bir ucunu da üstünden geçirerek tampon yapmaya başladım. Kanamanın durması gerekti. Bunu yaptığımda yüzünü buruştursa da birkaç saniye içinde kendini toparladı. Ben de Duru'nun getirdiği siyah tişörtü üzerime geçirdim.

"9." dediğinde hiçbir şey anlamamıştım. Bunu fark etmiş olacak ki "Mermi. 9mm. Başka bir mermi olsa hissetmezdim bile." diye devam etti. Yorgun bir şekilde gülümsüyordu.

"M1911." Silahın ismini söylemiştim. Bilincinin kapanmaması için onu oyalamam gerekiyordu. Kanaması hala durmamıştı ve gittikçe kan kaybediyordu. Alnına düşen saçları terden ıslanmıştı. Midesinin de horon teptiğine emindim.

"Nerden anladın?" dedi kaldırdığı kaşlarıyla ama gözleri hala kapalıydı.

"Silahlar ilgimi çekiyor." dedim sadece.

Silah sesleri kesildiğinde Kaya'nın kanaması durmamıştı ama azalmıştı. Duru salondan hıçkırarak içeriye girdiğinde hemen bize doğru yaklaştı.

"Abi iyi misin? Lütfen bir şey söyle. Çok korkuyorum." dedi zorlukla çıkan sesiyle.

"İyiyim güzelim. Korkacağın bir şey yok. Sadece kurşun." Kaya'nın kadife gibi çıkan bu sesine ilk defa şahit oluyordum. Sesi o kadar ikna ediciydi ki, neredeyse içindekinin kurşun değil de pamuk olduğuna inanacaktı insan.

"Ümit'i aradın mı?" diye sordum Duru'ya. Başını olumlu anlamda salladığında titremeye devam ediyordu. Gözünü bir saniye bile abisinden ayıramıyordu.

Kapı çalmaya başladığında "Kaya!" diye bağıran sesin sahibi Selim'di. Kalkıp kapıyı açtım. Üzerindeki beyaz gömleğin bazı kısımları kan olmuştu. Gözleri telaşlı, yüzü gergindi. Bir süte yüzüme baktıktan sonra silahını pantolonun arkasına sıkıştırdı.

SİRAYET (+18)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin