Ağaçları seviyordum. Büyük, karanlık ağaçları daha çok seviyordum. Şehir dışına yakın ormanlık araziye gelmiştik. Geçtiğimiz yollar ürkütücü olmasına rağmen Mustafa Tümbül hiçbir şey demiyordu. Aksine yüzü fazlasıyla keyifliydi. Çakır gibiydi. Beş dakika sonra sessizliğini bozarak konuştuğunda sigaramın son dumanını da içime çektim."Public fantezisi yapacağız sanırım." dedi imayla. Sakallarını kaşıyordu büyük bir şevkle.
"Yaa." dedim onu onaylamak istercesine. Sana fantezilerin en güzelini yaşatacağım Mustafa. Hiç şüphen olmasın.
Arabayı büyük ağacın altına park ettiğimde arabadan indim. O da benimle birlikte arabadan indiğinde, gece boyu dudaklarında olan o iğrenç sırıtış yerini koruyordu. Bana yaklaştığında arabanın etrafında bir daire çizdim. O da beni takip ediyordu. Bir şeyler yaşayacağımızı düşündüğü için korumalarının gelmesini özellikle istememişti. Gerçekten salaktı. Sağ arka kapıya geldiğimde kapıyı aralayıp kapının kolundaki silahı aldım. Her şey saniyelik olmuştu. Silahı ne ara çıkarıp ne ara patlattığımı ben bile anlayamamıştım.
Omzundan vurduğumda acıyla yere düştü. İnlemesi tüm ormanı kaplıyordu.
"Orospu." diye bağırdı acıyla. Silahına uzanmaya çalıştı ama ne kadar elini beline atmak istese de yapamadı. Bu sefer de karın boşluğundan vurmuştum onu. Daha yapacağım tonlarca şey vardı. Ama öldüren ben olmayacaktım. Kartal'ı bekliyordum.
"Duyamadım. Bir daha söyle." dedim fazlasıyla sert çıkan ama bir o kadar alaylı olan sesimle. İç çamaşırımın ipine sıkıştırdığım çakıyı elime almıştım.
"K-kimsin sen?" Tek söyleyebildiği bu olmuştu.
"Ecelin." Onun tüm gece yüzünden düşmeyen sırıtışı şimdi benim dudaklarımdaydı. Sıra bendeydi. Çakıyı elimde döndürdüğümde ona doğru yürüyordum. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Daha fazla konuşamadan telefonum çaldı. Demirel arıyordu.
"Kartal'ı göndermiyorum. Plan değişti. Adam ölmeyecek. Sabah sana attığım belgeleri adama göstermen yeterli. Korkudan ötemeyecek." dedi hızlıca. Bir şey dememi beklemeden telefonu kapattı. Bunak!
Mustafa ölmeyecekti. Ama geri kalan hayatını hep korkarak yaşayacaktı. Yakalanma korkusuyla yanıp tutuşacaktı.
Telefonumu açıp Demirel'in attığı belgelere ve fotoğraflara baktım. Her şey kanıtlı bir şekilde elimdeydi. Yaptığı uyuşturucu ve kadın ticaretinden tut silah ve mal kaçakçılığına kadar her şey gözümün önündeydi. Sırıtışım daha da genişlemişti. Mustafa'nın inlemelerini duymuyordum bile. Histerik bir kahkaha attıktan sonra önünde durdum.
"Ah Mustafa ah." dedim sahte bir tavırla. "Ne kadar da gençsin aslında, nasıl düştün bu yollara?" Dudaklarımı alayla büzmüştüm. Mustafa'nın inlemeleri, yerini göz yaşlarına bırakmıştı. "Mal ve silah kaçakçılığı, kadın ve uyuşturucu ticareti, üstü kapanmış ama elimde kanıtlarıyla duran bir kundaklama davası. Hem de kendi ellerinle yapmışsın Mustafa. Arkanda koca bir kanıt bırakmışsın!" dedim şevkle.
"B-ben yapmadım." dedi baygın çıkan sesiyle.
"Acı beynini bulandırdı galiba senin." Ayağımla yaralı kolunu dürttükten sonra devam ettim. "Elimde kanıtlar var diyorum oğlum. Ne diyorsun sen?"
Hiçbir şey diyemedi. Acıyla bir sağa bir sola dönüyordu.
Demirel yeni bir bilgi daha attığında sinirlerim tam anlamıyla tepemdeydi. Bu adama ne yaparsam az kalacaktı. Ne yaparsam içim soğumayacaktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİRAYET (+18)
Misterio / SuspensoNamlunun ucunu gözlerinin tam ortasına doğrulttum. Bu yaptığım onu şaşırtmadı. Sanki başından beri bunu bekliyordu. "Şu an seni öldürmemem için bana tek bir sebep söyle Kaya." dedim sakin tutmaya çalıştığım ses tonumla. Gözlerimin içine uzunca bir...