Betty, uzun süre sonra ilk defa bu kadar çok içtiği için hızlı bir şekilde sarhoş olmuş ve yanında ki adamın onu resmen taciz ettiğini fark edememişti.
Ben ve Mia ise onların yanında oturup konuşurlarken aslında Ben'in gözü sürekli Betty'de ve yanına gelen o adamdaydı. Aslında böyle bir şey olmasını Ben'de beklemiyordu, Betty'nin rahatsız olduğunu ve adamın ellerinin Betty'nin üstünde olduğunu görünce İnsanazor'a dönüşüp adamı tek hamlesiyle öldürmeyi bile düşünmüştü. Kavgaya karışan bir kaç kişiyle daha olay büyümüş ve diğer kişilerin onları ayırmalarıyla olay sona ermiş olsada yüzlerinde dikişlik yaralar ve morluk oluşmuştu. Yine de Ben hala rahatladığını hissetmiyordu. İki kişi adamı kolundan tutup kalkmasına yardımcı olurken bir kişi de Ben'i oradan ayırmaya çalışıyor, Gwen, Kevin ve Mia'da sarhoş olan Betty'nin yanında duruyorlardı.
Ama Ben hala sinirini üstünden atamamıştı, sinirle kolunu tutan adamı ittirip bir küfür savurarak iki kişinin tuttuğu adamın alt karnına doğru bir tekme savurmuştu.
Olay karakolda bitmemişti, adamın şikayetçi olmamasının tek nedeni ise kamera kayıtlarının olmasıydı.
Betty sarhoş olduğu için onu eve Ben götürüyordu.
"Çok sıkıcısın, bir müzik aç bari." Betty radyonun düğmesine basıp sesi açtığında Ben'in sinirle müziği kapatmasına sinir olmuştu. Betty çocuk gibi dudaklarını büzüp, kollarını birleştirdi.
"Of!"
Göz ucuyla Ben'e baktı, "yerinde olsam hastaneye giderdim."
Ben bir şey söylemek yerine yola odaklandı. "Sen neden kavga ettinki?"
"Sen kendini koruyamadığın için birinin seni koruması gerekiyordu." Ben'in bir anda sinirle bağırması sarhoş Betty'i bile şaşırtmıştı. Ben bir anda bu yaptığından rahatsız olup direksiyonda ki ellerini gevşetti ve vitesi düşürüp yavaşladı. Ne yapabilirdi onun için çok endişelenmişti. "Neden o kadar içtin ki?"
Ben'in saf bir merakla sorduğu bu soru, bu sefer Betty'i sinirlendirmişti. Ağlama isteğini bastırdı ve Ben'e döndü.
"En yakın arkadaşımın, sevdiğim çocuğa yürümesine daha fazla katlanamadığım için özür dilerim, bay çok bilmiş."
Ben, bir süre şaşkın şaşkın Betty'e bakıp tekrar yola döndüğünde Betty ne söylediğinin farkına varıp utançla dudaklarını birbirine bastırdı.
"Sen..." Bir süre Betty'e baktı, "bana..."
"Halinden memnun görünüyordun." Diye söylendi Betty sessizce.
"Sadece ona iyi davranmaya çalışıyordum."
Ben bir şey söylemek yerine sessiz kalmayı tercih etti. En yakın arkadaşını belki de bu kadar mutlu görmüştü, ona ne diyebilirdi ki?
"Mia, sana gerçekten aşık olmuş."
"Ne?" Betty o kadar sessizce söylenmişti ki, tam yanında oturan Ben bile duymamıştı.
"Onu mutlu et olur mu?"
Ben histerik bir kahkaha attı, "onunla çıkacağımı falan mı düşünüyorsun?"
"Seni seviyor." Kalbinin acısıyla titreyen sesini bastırmaya çalışarak.
Ben hızlı bir şekilde arabayı durdurdu ve Betty'e döndü. "Peki benim duygularımın hiç mi önemi yok!"
Betty bu lafın haklılığıyla bir süre sessiz kaldığında Ben konuşmaya başladı. "Bak," sesi biraz öncekinin aksine yumuşaktı, "sarhoş olduğun için böyle düşünüyorsun, yarın sabah uyandığında bunları hatırlamıyor olacaksın."
Betty hızla kafasını iki yana salladı, "hayır iyiyim ben, sadece en yakın arkadaşımın üzülmesini istemiyorum."
"O üzülmesin diye kendini üzüyorsun."
Ben'in bu kadar haklı olması Betty'nin sinirlerini bozuyordu, bu yüzden bunu kısa yoldan çözmeye çalıştı. "Ne yani, beni bir kere öptün diye sana aşık olacağımı falan mı düşündün?" Bunu söylerken kalbinin acısını bastırmaya çalışsa da, nafileydi.
Ben'in ilk önce şaşkınlıkla kaşları kalktı ve sonra anlamamış bir şekilde çatıldı. Ne kadar süre öyle birbirlerine baktıklarını bilmiyorlardı, gözlerinde gördükleri tek şey acı, hayal kırıklığı ve üzüntüydü. Ben, bir şey söylemek yerine sessizce arabayı çalıştırdığında boş yolda sessizce ilerlemeye başladılar. Aslında tam 5 dakika süren yol, onlar için 5 saat sürmüş gibiydi. Ben, tam onun evinin önünde arabayı durduğunda Betty, Ben'in yanından ayrılmayı hiç istemiyordu, aynı şey Ben içinde geçerliydi. Birbirlerine bir kez olsun bakmadılar bile ama Ben'de onun araban hiç inmesini istemiyordu, çünkü o da biliyordu belkide bu, bu kadar yakın oldukları son gündü.
O an ikisi de milyonlarca şey söylemek istediler ama bu gece Betty'nin göz yaşlarını tutamayıp arabadan hızla inmesiyle son buldu. Hızla kapıyı açıp içeri girdiğinde hıçkırıklarını bastırmak yerine kapıya yaslandı ve yavaşça yere çöktü. Aşık olduğu kişiye en yakın arkadaşının aşık olması ve bu yüzden ona yaklaşamaması onun için yeterince kötüyken, bir de Ben'i her gün görüyor olması onu daha da etkiliyordu.
3 Gün Sonra
Günlük şeyler hepsi içinde devam ediyordu. Betty butiğe gidiyor, müşterileriyle ilgileniyordu. Mia ile araları iyiydi. Ben, o geceden beri uzun zamandır ortalarda görünmüyordu, Mia ise sürekli bunu sorguluyordu. Betty'de içten içe Ben'i merak ediyordu ama bunu kimseye söyleyememek onu üzüyordu.
Aslına bakarsak Ben iyiydi.
"Kes şunu!"
Ben, Kevin ve Gwen, Kevin'ın garajındaydılar. Aslında burası bir garajda daha fazlasıydı. Kevin'ın o kaslı görüntüsünün altında çok zeki bir adam yatıyordu ve bu garajı bir teknoloji barınak dönüştürmeyi başarabilmişti. Kevin, çok değer verdiği arabasının tamiriyle uğraşırken; Gwen bilgisayardan bir kaç araştırma yapıyor ve Ben'de elinde ki somon balıklı içeceğini yudumluyordu, daha doğrusu bitmiş bir şeyin dibini içmeye çalışıyor ve çıkan ses de Kevin'ı sinirlendiriyordu.
Ben, Kevin'ı umursamayıp bunu yapmaya devam ederken ona doğru gelen İngiliz anahtarını gördü ve kafasını çevik bir şekilde eğip Kevin'a baktı.
"2-0 ve Ben yine kazandı."
Kevin'ı sinirli bakışları altında içeceğini sesli bir şekilde yudumlamaya çalışırken Gwen'in heyecanlı sesiyle ikisi de hızla ona döndüler.
"Buldum!"
Kevin hızla, elinde ki yağı bir beze silerek bilgisayar başında oturan Gwen'in yanına gittiğinde Ben'de içeceğini bir kenara fırlatmış ve Gwen'e odaklanmıştı.
"Ne buldun?" Ben biraz önceki halinin aksine gayet ciddiydi.
Gwen bir kaç tuşa bastı ve dönen sandalyesinde rahatça karşısında ki adamlara döndü. "Vilgax'ın nerede olduğunu biliyorum."
"Bir şeyler içmeye gidelim mi?" Mia'nın sorusuyla Betty hafifçe gülümsedi.
"Çok isterdim ama o kadar yorgunum ki eve gidip uyumak istiyorum."
Betty ve Mia butikten ayrılıp eve kadar birlikte yürüme kararı almışlardı ama bu akşam Mia, Betty'nin aksine çok enerjikti.
"Yoğun bir gün olmuş anlaşılan."
Betty bir şey söylemek yerine sessiz kalsa da Mia sanki ona bir şeyler anlatmak istiyormuş gibiydi ve Betty bunu fark etmişti, ona bakmadan konuştu, "söyle hadi," Mia Şaşkınlıkla ona döndü.
"Seni çok iyi tanıyorum Mia, ne anlatmak istiyorsan anlat, uzun bir yolumuz var."
Mia derin bir iç çekti, "nereden başlayacağımı bilmiyorum."
İkiside bir süre sessiz kaldılar ama Mia daha fazla dayanamayıp hızla atıldı.
"Onu çok merak ediyorum."
Betty kimden bahsettiğini bildiği için ne diyeceğini bilemese de bunu karşısında ki kıza belli etmemeye çalıştı ve hafifçe gülümsedi.
"Siz..." Diyevildi sessizce ama devamını getirip getirmeme konusunda tereddüt etti. "Görüşüyor musunuz?" Sesini düz bir tonda tutmaya çalışsa da ilk başta titremesine engel olamamıştı, göz ucuyla Mia'ya baktığında bunu fark etmemiş olması onu az da olsa rahatlatmıştı.
Mia sorduğum soruyla bir süre sessiz kaldı ve parmaklarıyla oynamaya başladı, vereceği cevaptan korkuyordum bu yüzden üstüne gitmemeye karar verdim, histerik bir kahkaha attı.
"Görüşmek mi? Yolda her karşılaştığımızda bana seni sorması görüşmek sayılırsa," durdu ve bana döndü, "evet Betty, görüşüyoruz."
Ne söyleyeceğimi bilemiyordum, yapmadığım bir şeyden dolayı suçlanıyordum ve en yakın arkadaşımın üzülmesini istemiyordum ama elimden bir şey gelmiyordu. Ne diyebilirdim, ne yapabilirdim ki? Ben'in ona benim hakkımda sorular sorması gerçekten garipti, ne öğrenmek istemişti ki?
Kafamı eğdim, "ne diyeceğimi bilmiyorum."
Mia elini omzuma koydu ve hafifçe gülümsedi, "hey, üzülme. Belki de benimle konuşmak istemiştir ve nereden başlayacağını bilmediği için seninle ilgili konuşmayı tercih etmiştir."
Gülümsemeye çalıştım, gerçekten böyle mi düşünüyordu? Belki de gerçekten öyleydi, Ben'i o geceden sonra bir daha görmemiştim ama bu Mia'ya haksızlık değil miydi? Belliki yaptığı, ya da yapmadığı şeyler, onu ümitlendirmişti.
Aşık olmak gerçekten çok saçmaydı. Bundan sonra yoluma bakacaktım ve doğru düzgün hiçbir şey yaşanmamış olmasına rağmen, aşık oldum dediğim adamı unutacaktım.
Boş bir bölümdü biliyorum ama geçiş bölümü gibi düşünebilirsiniz :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
close to space || ben 10
RandomBetty, Amerika'ya yaklaşık 1 hafta önce gelmişti. Moda tasarımcılığı yapıyordu ve normal bir hayatı vardı. Ta ki bir gece sıkılıp dışarı çıkmaya karar verene kadar.
