14

73 4 3
                                        

"O hâla buralarda bir yerlerde ve yine 'Dünya'yı ele geçirme' planlarından birini yapıyor."

Ben, Gwen ve Kevin bu sefer Gwen'in evindelerdi.

"Ben'in bunu hiç umursamamasına ne diyorsun?"
Kevin, Ben'in yanında koltuğun iki kenarına kollarını uzatmış sağ ayak bileğini sol diz kapağının üstüne koymuş rahatça oturuyordu.
Ben ise sanki orada değilmiş gibiydi. Telefonundan Sumo Dövüşçüleri adlı bir oyunun son leveline gelmişti ve onu geçmeye çalışıyordu.
Gwen, bilgiyarını masanın üstüne bırakıp tabaktaki küçük kurabiyelerden birini Ben'le fırlattı.
Kurabiye, Ben'in burnuna isabet ettiğinde Kevin kahkaha atmaya başlarken Ben dikkati dağıldığı için seviyeyi geçememişti.
"Çok yaklaşmıştım!"
Ben söylenirken Gwen ona yargılayacı bakışlar atıyordu.
"Bugün boş günüm tamam mı? Bugün bu oyunu bitereceğim."
Ben tam masanın üzerinde duran telefonuna uzanmıştı ki Gwen çevik bir hareketle Ben'in telefonunu aldığında Ben bir çocuk gibi omuzlarını düşürdü.
"Burada 10 Dünya'nın Fatihi'nden bahsediyoruz Ben..."
Ben, Gwen'in sözü biter bitmez atladı.
"Benim için çocuk oyuncağı sayılır."
Rahatça arkasına yaslanırken Kevin ona döndü.
"Ya Dünya'nın en zeki adamısın, ya da en aptal olanı."
Ben anlamamış bir şekilde ona döndü, "tamam, o zaman en aptalı."

Betty ise bugün yine yoğun geçecek bir güne uyanmıştı.
Mia'yla görüşmeyi bırakalı günlük hayatı çok rutin geçiyordu.
Her sabah yokuşun yukarısında ki kafede kahvaltı edip mağazaya geçiyor ve oradan da eve geçiyordu.
Mia'yla olan küslüğe artık alışmıştı, Mia'nın ne düşündüğünü bilmiyordu ama Betty artık bu duruma alışması gerektiğini fark etmiş ve buna odaklanmıştı.

"Ne yapmamız gerektiğine tam olarak emin değilim ama belki de Animo'da olduğu gibi İnsanazor'a dönüşüp..."
Gwen göz ucuyla Ben'e baktığında Ben'in onu dinlemek yerine telefonuyla uğraşması onu sinirlendirmişti.
"Sen beni dinliyor musun?"
"Hı hı." Ben umursamaz az cevap verdiğinde Gwen bunu umursamayıp konuşmaya devam etti, Kevin ise cips yerken onu dinliyordu.
"Belki de İnsanazor çok iyi bir seçenek olmayabilir,"
Kevin, Gwen'in sözünü kesip atıldı.
"Rath'a ne dersin?"
Gwen gözlerini devirdi. "Rath mi?"
Diye sorguladı dalga geçercesine.
"Bak, Rath bende arkama yaslanıp izleme isteği uyandıran tek yaratık, anladın mı?"
Gwen ve Kevin bu konu hakkında tartışırken Ben onları umursamıyordu bile, başka işleri vardı. Ekranda bir kaç yere basıp telefonu kulağına götürdü, Gwen ise o sırada Ben'le yargılayıcı bakışlar atıyordu, Ben ona dil çıkardığında aradığı kişi de telefonu açmıştı.

"N'aber Betty?"

Ben koltuktan kalkıp arka bahçeye doğru yürürken Gwen ve Kevin acıktıklarına karar verip pizza söylemek istemişlerdi.

"Bugün bir şeyler yapmaya ne dersin, sonuçta yarın Paris'e gidiyoruz."

Betty şaşkınlıkla, "O yarın mıydı?" Diye söyledi.
"Unuttuğunu söyleme."
"Benim aklımdan tamamen çıkmış, üzgünüm."
"Sorun değil, detayları akşam konuşuruz. Görüşürüz!"
"Ama..."
Ben sırıtarak telefonu kapattığında Betty bir kaç saniye şaşkın şaşkın ekrana bakmakla yetindi.

"Ben çıkıyorum."
Ben ceketini giyip tam kapıdan çıkmak üzereyken Gwen karşısında belirdi. Kollarını göğsünde birleştirmiş, Ben'e yargılayıcı bakışlar atıyordu.
"Ne?"
"Sen'in düşünmen gereken daha önemli şeyler yok mu?"
"Betty'le ilgilenmem gerektiğini söyleyen sendin."
Gwen belli belirsiz göz devirdiğinde Ben onun boşluğundan yararlanıp hızla evden çıktı ve arabasına binip Betty'nin evine doğru yola koyuldu.

Yaklaşık 10 dakikadır boş yolda ilerliyordu ve sıkılmıştı.
"Betty Star'ı ara."
"Betty Star aranıyor..." Ekran konuşmaya başladığında Ben bir kaç saniye beklerken telefonun açılma sesi geldi ama Ben karşı tarafı beklemeden konuşmaya başlamıştı.
"Bu yol biraz sıkıcı, sen ne yapıyorsun?"
Ekrandan kötü ve tiz bir kahkaha sesi
geldiğinde Ben sinirle tuttuğu direksiyonu sıktı."
"Sevimli kız arkadaşın şu anda telefona cevap veremez. Eğer onu geri istiyorsan gel beni yakala, küçük Benny!"
Ben sert bir şekilde vitesi değiştirip direksiyonu hızla çevirdiğinde onu arayan kişinin nerede olduğunu az çok tahmin edebiliyordu çünkü bu sinsi bir kadının kötü kahkahasıydı.
Hızlı bir şekilde direksiyonu ters yöne kırıp gaza bastı ve tahmin ettiği, hatta emin olduğu yere doğru hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

close to space || ben 10Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin