Tik tak.
Zaman yok olmak üzere.
❝ Yaranı gösterirsen yaralarlar çocuk, bilmiyor musun?
Bilmiyor musun sökerler ciğerini,
dökerler dişlerini,
ağzın iki latifenin kurşun yarasına takılır.
Dinlesene çocuk, yaranı sen koruyacaksın. Önce sen seveceksin...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
" Hare Altınay, dik başı ve hasta bedeniyle benim bugünümün sebebi ve olduğum kişiydi. "
🌒
YAKAMOZ DEMİRAY'DAN...
Günlerden bir gün, belki de son olanı. Yaşım yirmi üç...
Bu cümle size tanıdık gelmiş miydi?
Peki, hiç bu anının devamında ne olduğunu merak etmiş miydiniz?
Etmediğinizi biliyorum, normalliğin anormal sayıldığı bir dünyada benim hatıralarımı kurcalamayı kim isterdi?
Çünkü bende örgütte yetişen onlarca isimsizden biriydim.
O anının devamı ise sadece zihnimin derinliklerine gömdüğüm kuyuda saklıydı.
Tekrarlıyorum, günlerden bir gün, belki de son olanı. Yaşım yirmi üç.
Kulaklarım artık sesleri işitmekten öte duyuyordu. Kendimi tanıyordum, kendimi biliyordum, artık korku yaşamım boyunca üzerimden siliniyordu.
"Memnun oldum."
Bakışlarım üzerimdeki bulanmış kana kayıyordu. Kulaklarımdaki çığlıklar artarken kendimi oradan dışarı atıyordum.
Cesaretle, umutla, kurtuluşla. Başım dik olmanın verdiği gururla. Bir yandan izini silse de gölgesi üzerimde olan korkunun tohumlarıyla.
Kendimi bulduğum merdivenin köşesine oturmamla duyduğum sesle başımı kaldırıyordum. "Ne oldu sana!" diyordu endişeyle kanlı ellerimi tutup, kana ortak olan ses. Hare Altınay. Endişeyle önüme eğilmiş bana bakıyordu.
Başımı kaldırıp hiçbir şey demememle koridorun sonunda ki duyduğu çığlıklarla bir bana bir koridorun sonuna baktığında ben hiçbirşey diyemeden hızlıca ikimizi tuvalete soktuğunda ne yaptığını anlayamıyordum.