Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artıkÖlme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara..Ümit Yaşar Oğuzcan
Kendimi çok yaşlı hissediyorum, yorgunum ve hergeçen saniye dahada çaresizleşiyorum. Nerdeyse bir haftadır doğru düzgün ne uyuyabiliyorum nede yemek yiyebiliyordum. Savaştan çekilmek benim mizacıma uymuyordu, ruhumun derinliklerinde hala yanan ateş vücudumu ayakta tutuyordu. Henüz hiç bir şey bitmedi elbet onu bulacaktık, Hakan benim nasıl gözü kara biri olduğumu biliyordu bu yüzden daha ileriye gitmeye cesaret edemez. Teklif ettiği işi kabul etmediğim için biliyorum benim kendisini bulmamı bekliyor, benimle kedinin fareyle oynaması gibi oynuyordu. Böyle şeyler onun eğlencesiydi zaten oldum olası hızlı yükselişimi kıskanırdı. Büyük patronun kısa sürede bana bu kadar güvenmesi zoruna gidiyordu, işte bütün bunların hepsi birleşince bana olan gizli nefreti bizi buraya kadar getirdi onun için bu oyun ölümcül derecede zevkliydi.
Nerdeyse yarım saattir dayım ile beraber sessizlik oyunu oynuyorduk, ofisinde oturmuş konuya girmesini bekliyordum ama henüz bilgisayarından gözlerini ayırmamıştı. Ne söyleyeceğini merak etmiyorum, kafam çok doluydu bütün enerjimi Hazan'ı bulmak için harcıyordum. Heryerde onun yeşil gözleri vardı, güzel sesi ve beni zindanlarına hapseden o kokusu. Benim yüzümden ona birşey olması kanımı dondurmaya yetiyordu.
"Kötü görünüyorsun" dedi neyse ki konuşmaya karar vermişti, eğdiğim başımı kaldırıp yüzüne baktım, sırtımı koltuğa daha çok yaslayıp daha rahat bir oturuşa geçtim, bilgisayarını kapatıp oda aynı şekilde yüzüme baktı, dayımda kötü görünüyordu, Hazan'ın kaçırılması merkezin adını; olay duyulmasada etkiledi üstelik Hazan'ın babası buralarda tanınmış biri ve açıkça dayımı tehdit etmişti.
"İyiyim...sorun yok sadece biraz uyumakta zorluk çekiyorum hepsi bu"
"Anlıyorum, biliyorsun sana ilaç vermiyoruz artık, bu olay olmasaydı zaten tedavin bittiği için çıkacaktın. İstersen seni hemen İstanbul'a gönderi1yim, Deden ve babaannen sabırsızlıkla gelişini bekliyorlar" dedi, söylediği şeye hayretle düşünüp yüzüne baktım sanki olanları bilmiyordu
"Dayı, onlarla değil yaşamak yüzlerini bile görmek istemiyorum, o insanlar annemi yok saydılar kadın onların özlemi ile ölüp gitti beni de yok saysınlar" dedim sesimi yüksek tutarak, derin bir nefes alıp elini çenesinin altına koydu

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İKİ DELİ BİR KALP
Randomiki yaralı kalbin hikayesi ,yaşadıkları olaylar onları bir akıl hastahanesine sürükler bakalım hasta olan ruhlarını kalpleriyle onarabileceklermi; yoksa kendi karanlıklarında boğulmayımı tercih edecekler. *Ümidi yitirmiş olanın başka kaybedecek bir...