Sabah uyandığımda ilk işim duş almak olmuştu, duştan çıktığımda ise direkt olarak kıyafetlerimi ve diğer eşyalarımı toplayıp valizime koymuştum. Saçlarımı kurutup şekillendirdikten sonra günlük bir şeyler giydim ve büyük camın karşısında durdum, sanırım burada kaldığım 3 gün boyunca yükseklik daha az korkmaya başlamıştım. Yüksek binalar ve sonsuz gökyüzü artık hafifte olsa bana huzur veriyordu. Ya da ben New York'u gerçekten sevmiştim. Burada 3 günde çok güzel şeyler yaşamıştım: Ben ile olanlar, Teen Titan takımıyla tanışmam, bir sürü ünlü görmem ve basına Ben ile birlikte olduğumuzu anlatmamız... Tabi Mia ve Morningstar'ı görene kadar her şey daha güzeldi. Bunu düşünmemeye çalışarak aynanın karşısına geçtim ve çok hafif bir makyaj yaptım. Bir süre sonra da telefonum çalmaya başlamıştı.
"Uçağımız akşam 6 da kalkıyormuş."
Bu beni heyecanlandırmıştı, "O zaman New York'ta ki son günümüz için 9 saatimiz var demek!"
Telefonu kapattıktan sonra çantamı alıp odadan çıktım ve Ben'in odasının kapısını tıklattım.
Bir süre sonra kapıyı açtığında üzerindeki siyah tişörtü ve aynı renk eşofmanıyla birlikte elindeki havluyla saçlarını kuruluyordu.
İstemsizce dudağımı ısırdığımda bana yaramaz bir şekilde gülümsemesi vücudumdaki bütün kanın yüzüme hücum etmesine sebep olmuştu.
"Acele et... Geç kalacağız."
Ne söylediğimi önemsemeden utangaçlığımın geçmesi için aklıma gelen ilk şeyi söyleyivermiştim.
"Sorun olacağını sanmıyorum." Ben, bunları söyleyip hafifçe dudağımdan öptüğünde kıkırdadım.
Sanırım hayatımda bazı şeylerin yolunda gitmediğini düşünerek ve Amerika'ya gelerek hem hayatımdaki en doğru kararı hem de en yanlış kararı vermiştim. Buraya geldiğimden beri işler benim için bir yandan güzel ilerlerken bir yandan da Mia'yla, tek dostumla, olan arkadaşlığımız sona ermişti. Ama her ne kadar Mia'yla aramız bozulsa da burada ilk defa aşık olmuştum, hatta tuhaf şeylere şahit olmuştum, güzel ama tuhaf. Artık uzaylıya dönüşen bir sevgilim ve onun garip güçlere dönüşen arkadaşlarıyla birlikteydim. Mia ise kendine yanlış bir yol çizmiş ve Morningstar ile çıkmaya başlamıştı... Acaba bundan sonra ne olacaktı?
Ben ile birlikte yine o havalı arabaya binip
şehir merkezine varmıştık.
"Evet, planımız nedir?"
Saçlarımı savurdum ve kalabalık sokağa bakıp Ben'e döndüm. "Planın ne?"
"Ne?" Anlamamış bir şekilde sorduğu bu soruyla kıkırdadım.
"Tırnaklarımı yaptırmamı beklemek istiyorsan neden olmasın?"
Ben derin bir iç çekerek bana döndüğünde dudaklarını çocuk gibi büzmesi beni güldürmüştü, "Birlikte bir şeyler yaparız diye düşünmüştüm."
"Akşam yemeğini birlikte yemeye ne dersin?"
Bu onu sevindirmişti haberleşeceğimize dair birbirimize söz verip ayrıldığımızda dün gece araştırdığım nail art dükkanına doğru ilerlemek için navigasyonu açtım, şanslıyım ki buraya çok yakındı.
Dükkana girdiğimde benimle aynı yaşlarda, belki de benden bir kaç yaş büyük, iki kadın karşılamıştı beni.
"Siz..."
Siyah saçlı, Asyalı olduğunu düşündüğüm kızın konuşmaya başlamasıyla ona döndüm. "Siz Betty Star olmalısınız."
Gülümseyip kafamı salladım, "Evet."
"Hoşgeldiniz Bayan Betty."
Bunu söyleyen ise diğer kızdı. Sıcak gülümsemesine karşılık verdiğimde beni çok tatlı bir odaya yönlendirdiler.
Oda pesmpeydi. Pembe uzun bir masa vardı ve 2 yanında da sandalyeler vardı, arka taraftaki pembe duvara sabitli raflarda ise onlarca oje vardı. Koltuklardan birine oturduğumda Asyalı kız yanıma geldi.
"Bir şey içmek ister misiniz?"
Hava çok sıcaktı ve ferahlatıcı bir şeyler içmeye gerçekten ihtiyacım vardı.
"Limonata alabilir miyim, tabi varsa?"
Kız gülümseyerek yanımızdan ayrıldığında diğer kız bana nasıl bir model istediğimi sormuştu. Dün geceden beri araştırıyordum ama uzun zamandır tırnaklarımı yaptırmadığım için bir model de seçememiştim. Bunu adını Lavia olduğunu öğrendiğim kıza anlattığımda diğer kız da, Lisa, limonatamı getirmişti.
Limonatamı yudumlarken onlardan bir model seçmek için zaman istemiştim ve bir sürenin sonunda da çok hoş bir model seçebilmiştim. Onlara gösterdiğimde de yapabileceklerini söylemişlerdi.
Tırnaklarım yaklaşık bir buçuk saat sonra bitmişti ve ikisiyle de kısa sürede de olsa güzel vakit geçirmiştik.
Ödemeyi yapıp dükkandan çıktıktan sonra tırnaklarıma baktım, çok hoş olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
close to space || ben 10
RandomBetty, Amerika'ya yaklaşık 1 hafta önce gelmişti. Moda tasarımcılığı yapıyordu ve normal bir hayatı vardı. Ta ki bir gece sıkılıp dışarı çıkmaya karar verene kadar.
