Marinin ağzından
Gemi ile sorunsuz bir şekilde ilerlerken hissettiğim küçük bir enerji kaşlarımı çatmama sebep olmuştu.
Gözlerim ile suyun üstünü tararken gördüğüm minik tekne ile şaşkına dönmüştüm kıyıdan bu kadar uzakta ne işi vardı.
İçim daralırken Merih'i yanıma çağırmıştım teknenin içinde her kimse yardım etmeliymişsin gibi hissediyordum
Merih elindeki kitabı bırakıp yanıma adımlamıştı hızla bir sorun olduğunu anlamıştı "Marin bir sorun mu var?" Diye sormuştu gözlerim hâlâ teknenin üstündeyken "onu birazdan anlayacağız" Diye cevaplamıştım onu verdiğim cevap ve ona bakmamam garibine gitmiş olmalı ki benim baktığım yere dönmüştü o da.
"Tekne?" Diye mırıldanmıştı onunda garibime gitmiş olmalıydı "Merih küçük sandalı indirip gidip bakacağım şu tekneye" deyivermiştim bu kötü his içimi kemiriyordu çünkü.
Bana şaşkınca bakarken ret etmeye hazırlanmıştı ama benim sinirlenmeye başladığımı anlayınca diğerlerine işaret verip Demiri suya atmışlar ve küçük sandalın suya kavuşmasını sağlamışlardı.
Suyun üstünde beşik gibi sallanan sandala hiç düşünmeden atlamış ve hızlıca kürekleri kavrayıp kürek çekmeye başlamıştım küçük tekneye yaklaştıkça titreyen bir bedenin varlığı gözüme çarpmaya başlamıştı.
"Anne..." diye mırıldandığını duyunca sert bir dalganın benim sandalıma çarpması ve benim tekneye çarpmamı sağlamıştı.
Esmer tenli bir adam vardı teknede fazla incelemeden adamı kucaklayıp sandalla birlikte gemiye geri dönmüştüm
Titreyerek bana sokulmuş ve bir şeyler anlatmaya çalışmıştı ama sadece çalışmıştı kendime dahada çok çekip " shh yorma kendini..." Diye mırıldanmıştım diğerleri kucağımdaki iri yarı adama bakarken ben onları umursamadan odama geçmiştim.
"Teşekkür ederim..." diye mırıldanmıştı birden kucağımdaki adam gözlerimi sıkıca yumup yatağın üstüne bırakmıştım elimi anlına koyup ateşine bakarken içeri Merih giymiş kaşlari çatık bir şekilde adama bakmaya başlamıştı "üstünü değiştirmezsek hasta olacak" Diğerleri kendi kıyafetlerinin ona olmayacağını söyleyip duruyorlardı en sonunda sinirlenip "kendi kıyafetlerimden birini veririm çıkın!" Demiştim sertçe.
Herkes odadan çıkınca dolabıma ilerleyip en bol kıyafetlerimden birini alıp hızlıca adamın yanına ilerlemiştim gözlerimi kapatıp bir şekilde üstünü giydirmiştim ama odadan çıkmak yerine odamdaki sobayı yakıp odamdaki koltuğa oturuvermiştim.
⚔️
Saatlerdir buradaydım adamdan bir kıpırtı bile alamamıştım durumu git gide kötüleşiyordu nefes alamayacak durumlara geldiği oluyordu.
En sonunda dayanamayarak adama yanaşmış adamın ısırmaktan yara ettiği dudaklarına dudaklarımı bastırmıştım
Gözle görülür bir şekilde solmuş olan teni canlanırken vücudundaki tek tüp yaralar kapanmıştı.
Kirpikleri hareketlenir gibi olduğu zaman hızlıca uzaklaşıp yeniden koltuğa oturmuştum
Bayılacak gibi hissediyordum.
Cebimdeki matarayı çıkarıp içerken yatağımda yatan adamı izlerken bulmuştum kendimi.
Bir süre sonra adam uyanmış ve melül melül etrafa bakınmaya başlamıştı
Gözlerimi kısmış tepkilerini ve mimiklerini İncelemeye başlamıştım.
🕯
Yemek vakti gelmişti ama masada yanımdaki adam için yer yoktu Merih'in bunu bilerek yaptığına açıkçası emindim.
Berceste ona yerini vermek istediği zaman elimle onu durdurup "otur Berceste o benim yerime oturacak" demiştim.
Adam ve diğerleri bunu dememe şaşırırken adamı sandalyeme ilerletip Masadan uzaklaşıp demirlerden birine yaslanıp masayı izlemeye başlamıştım
İçimdeki hisler onu gemiye almamla birlikte rahatlarken bu sefer üstümde bir güvensizlik bulutu oluşmuştu.
Kemerimdeki matarayı çıkartıp içindeki alkolü kafama dikmiştim üstümdeki bu rahatsızlığı yok etmem lazımdı.
Adam masada büyük bir iştahla yemek yerken berceste onun kötü hissetmemesi için baya yardım ediyordu ama onun aksine Merih ondan sert bakışlarını esirgemiyordu ama yemeğe odaklanmış adam bunu fark etmemişti bile.
Ara sıra adamın gözlerinin bana döndüğünü fark ediyordum hatta bakışlarına karşılık veriyordum ama adam gözlerime minnetle bakıp yeniden yemeğine dönüyordu.
Gözüm boynundaki kolyeye takılırken adam Masadan kalkıp yanıma gelmişti
Ve "Tekrardan teşekkür ederim" demişti.
Dudağıma Tekrardan matarayı yaslayıp "adın ne senin" diye sormuştum beni hızlıca "Derek Smith" Diye cevaplamıştı.
Elimdeki matarayı ona uzatıp ikram ettiğim zaman beni ret edip yanıma dahada yaklaşmıştı mataramı diğer elime alıp "Derdine çare olmamı istiyorsan anlatmaya başlayabilirsin" Demiştim gür bir sesle bir süre bana baktıktan sonra olayların hepsini bana anlatmayı başarmıştı yine bir şeyler sakladığına emindim ama bu adamın işime yarayacağı kesindi o yüzden "Aileni kurtaracağım ve sizi Osmanlıya götüreceğim ama o güne kadar bana yardım etmeni isteyeceğim" Demiştim
Hızlıca benim teklifimi kabul etmişti bakışlarımı suya çevirip mataramı Tekrardan dudaklarıma yaslanmıştım ne kadar içersem içeyim sanırım içimdeki bu sıkıntı yok olmayacaktı.
Adamın bakışları bir süre bende dolandıktan sonra gözlerine bir hüzün bulanmıştı ama bunu görmemi istemezmiş gibi bakışlarını suya çevirmişti.
Hal ve hareketleri onu merak etmeme sebep oluyordu onu ileride bana ihanet etmezse er yada geç çözecektim...
Bölümü fazla beğenmedim ama atmak istedim ileride belki düzenleyebilirim
Kendinize iyi bakın Marinle kalınnn

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yakut gözlü kadın
FantasyOn yedinci yüzyılın Osmanlısındaki soylu ailelerden biri olan ailenin minik kızıydı Marin Turuncu saçları Yakut gibi gözleri ve pürüzsüz teni ile bütün ilgiyi kendine çekerdi. Halk arasında güzelliği hakkında bir çok dedikodu dönmesine rağmen Turun...