¹⁴

9 1 0
                                    

Saatler hızlı bir şekilde akarken gözlerim dalgınca zamanında babama ait olan odayı turlamaya başlamıştı.

Dümeni Merih'e bırakıp odama çekileli üç saat oluyordu.

Dinlenme bahanesi ile gelmiştim ama biriken belgeler ve aklıma doluşan anılar yüzünden uykunun yakınından bile geçememiştim.

Gözlerimi çevirdiğim her noktada minik Marin beliriyordu.

Babasının dizine oturmuş masadaki kağıtları görmek için can atan Marin.

Abisinin göğsünde o zamanlar güzel olan rüyalara dalan Marin.

Annesi saçlarını örmesin diye babasının arkasına saklanan Marin...

Nice anı gözlerimde canlanırken gözlerimi sıkıca kapatıp üstüne ellerim ile siper olmuştum gözlerime.

Gözlerimi kapattığım zaman kulaklarıma dolan geçmişten kalma sesler ile dişlerimi sıkmaya  başlamıştım.

Canımı yakıyordu eski günler...

O gün benimde gemide ölmem gerekirdi.

Sanki evren beni unutamamak ve yalnızlık ile cezalandırıyor yada lanetliyordu...

Çalan kapı ile minik Marinin sesleri uçarken elini gözlerimden çekip "gel!" Diye bağırmıştım ama açılmayan kapı ile birlikte bu sesinde geçmişten kalan bir yanılsama olduğunu anlamıştım.

Duvarlar üstüme gelmeye nefes alışverişim zorlaşırken gömleğimin iki düğmesini açıp kemerimdeki matarama dadanmıştım.

Bağımlı olduğumu düşünmeye başlayacaktım...

Bugün odamdan çıkmak istemiyordum Merih hallederdi her şeyi umarım.

Mataram boşalırken derin bir nefes alıp önümdeki masaya boş boş bakmaya başlamıştım.

Güçlüydüm çok Güçlüydüm ama bir o kadarda bu lanetten kurtulamayacak kadar güçsüzdüm...

Düşüncelerim arasında dahada kaybolurken sertçe açılan kapım ile irkilip kaşlarımı çatmış ve kapıya çevirmiştim hemen bakışlarımı

Merih Endişeli bir şekilde kapının önünde dikilmiş bana bakıyordu ve bir o kadarda sinirli bakıyordu.

Geldiğini umursamadan matarayı tekrardan ağzıma dayamıştım ama o an "Marin yeter içme şu zıkkımı!" Deyip elime vurup mataranın yere düşmesine sebebiyet vermişti Merih.

Sinirle çenemi ve havada asılı kalan elimi sıkıp ona sert bir şekilde bakmaya başlamıştım.

Merih ise titreyen ve rengi kaçmış olan ellerime bakıp dahada sert bir şekilde bakmaya başlamıştı bana "kendini öldürmek mi istiyorsun Marin!!" Diye bağırmış ve hızlıca yüzümü avuçları içine almıştı.

İstiyordum ama o gün bu gün değildi...

Tepkisiz bir şekilde onu izlerken ne yapacağını merak ediyordum açıkçası

Eliyle yüzümü bir süre yokladıktan sonra "siktir yanıyorsun Marin!" Deyip dişlerini sıkmıştı

Ben ise bu halini umursamayıp "Yanıyorum ama sana olan aşkımdan yanıyorum Merih" isminin son harfini uzatarak dediğim şey yüzünden Merih anlık bir şok yaşasada hemen kendine gelmiş ve elini gömleğimin geri kalan düğmelerine atıp çözmeye başlamıştı.

Vücudum çok halsizdi Merih'e yardım edecek veya karşı çıkacak gücüm bile yokken gözlerim kapıya takılmıştı

Derek gözleri kocaman bir şekilde bizi izliyordu...

Rengi filan atmıştı baya bu halini garipserken birden aklıma gelen şey ile Merih'i zorla ittirmiştim üzerimden.

O sırada odayı dolduran kalın sesi ile yanlış anladığından emin olmuştum "Kusura bakmayın! Özür dilerim bölmek istememiştim!! " Diye mırıldanıp kaçmak istediği zaman Merih arkasından bağırmıştı direkt "Nereye gidiyorsun yardım et bana!!" Diye çağırmıştı.

halim olsaydı Derek'in bu haline gülebilirdim...

Derek dahada şoka girerken birden gözleri beni bulmuştu sonra yüzündeki şaşkın ifade yerini endişeye bırakmıştı.

Direkt yanıma yaklaşıp "Kaptanın neyi var?" Diye sormuştu Merih ise gözlerini devirip sinirle tıslamıştı "içtiği bok yüzünden fenalaşmış baksana ateşi var!" Deyip bağırdığı zaman gülmemek için zor durmuştum.

Aksine ateşim yoktu yada fenalaşmamıştım sadece gördüğümü şeyler beni biraz yorgun düşürmüştü.

Derek elini anlıma attığı zaman birden vücudumdan bütün gücün gittiğini hissetmiştim nasıl olduğuna imkan bile verecek anım olmadan direkt

Gözlerim kararırken en son gördüğüm şey minik Marinin saclarını ören abisi olmuştu...

Geçmiş asla peşimi bırakmayacaktı...

Yakut gözlü kadınHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin