Okula döndüğümüzde kendimi iyi hissetmiyordum. Regulus'a yanlız kalmak istediğimi söyleyerek hızla oradan uzaklaştım. Giydiğim beyaz gömlek üstü siyah süveter beni her geçen saniye daha da boğuyordu. En boş yer orası olduğu için her zaman yaptığım gibi oraya gidiyordum. Süveterimin altından az da olsa görünen kravatı gevşetmeye çalıştım. Her zaman arkamda biri varmış gibi hissediyordum. Fakat her seferinde yapıldığım için bunda da yapılacağıma emindim. Zaten bakacak durumda da değildim.
Tuvalete girdim. "Capella!" Myrtle sevinçle çığırdı. "Yapamıyorum..." Diye mırıldandım. Yanıma süzüldü. "Neyi?" İyi bir dinleyiyci aslında. "Hiçbir şeyi... Hiçbir şeyi! Onlar ölecek! İstemiyorum." Nefes almak zordu. Süveterimi çıkarttım tek hamlede. Ellerim kırık lavaboya yaslıydı. Ağlıyordum. Küçükken ağlanması yasaklanmış olan ben, ağlıyordum. "Ağlama..." Dedi Mytle nazikçe. "Sana yardım ederim." Başımı salladım iki yana. "Edemezsin. Bana yardım edemezsin." Gömleğimin ilk iki düğmesini açmıştım. Sol kolumu tuttum.
"Ben lanetlendim. Hayatımın sonuna kadar!" Saçlarım yüzümü kaşındırıyordu. Aynaya baktım. Yanımda bana bakan Remus'u görünce hızla asamı çekerek ona döndüm. "Burası kızlar tuvaleti, Lupin." Bir anda eski ciddiyetime ve soğukluğuma geri dönmüştüm. "Daha demin ağlıyordun." Alayla konuştu. Ona basit, şaka için kullanılan bir lanet fırlattım. Bana karşı lanet attı ve laneti savuşturdum. Lavabo kırılmıştı. Yerler suyla doluyordu. Ona basit bir lanet daha attım. Canını yakmak istemiyordum.
"Sen bir hainsin Black." Neden bilmiyorum ama, onun söylemesi çok daha fazla canımı yakmıştı. "Sersem-" daha ben bitiremeden böldü beni. "SECTUMSEMPRA!" Vücudumun bazı kısımlarında hissettiğim keskin acı ve yarılma hissiyle yere düştüm. Çok canım yanıyordu. Boğuk sesler duydum. Remus başımdaydı. Mytle bağırıyordu. Daha sonra kapıda Snape'i gördüm. Remus'u geri ittirdi. Asasını üzerime doğrulttu ve bir şeyler mırıldandı. Yaralarım kapanıyordu.
"Capella? Capella iyi misin?" Snape endişeliydi. Bu garibime gitti. "Daha iyiyim." Dedim güçlükle. Koluma girdi. "Ben- ben-" Remus bir şeyler geveledi ama Snape onu böldü. "Hastane Kanadına gitmen lazım. Bu büyü seni bir süre tutar." Onu başımla onayladım.
Hastane Kanadındaydım. Çok daha iyi hissediyordum ama Madam çıkmama izin vermiyordu. "Teşekkürler Severus." Yanımda bekleyen Severus'a baktım. Rahatsız duruyordu. "Rica ederim." Regulus koşarak içeri girdi. "Capella!" Telaşlıydı. "Sen iyi misin? Nasıl oldu? Kim yaptı?" Ard arada sorduğu sorular bitince konuştum. "Ben iyiyim. Lupin." Kısa cevap.
Lupin'in kullandığı büyüyü bulamamışlardı. Bir kitapta okuduğunu söylüyordu ama o kitabı da bulamıyorlardı. Severus ona kızgındı. Bir şey gizlediğine eminim ama uğraşamam. Bana Lupin'in 1 ay ceza aldığını söyledi.
Sirius ziyarete gelmedi. Geleceğini düşünmüyordum ama- yinede acıttı. "Madam ben cidden iyiyim ve kahvaltıya gitmek istiyorum." Madam Pomfrey'i ikna etmeye çalışıyordum. "Ama yatakta durman gerekiyor." İç çektim. "Madam, ben gayet iyiyim. Lütfen." Emin olmak istercesine bana baktı. "Tamam. Sadece kahvaltı. Dikkatli olacaksın. Koşmak, zıplamak yok. Derslere de gitmeyeceksin." Onu onayladım. Yataktan kalktığım gibi başım döndü. "İyiyim. İyiyim." Madam içini çekip ben çıkana kadar beni bekledi.
Büyük Salon'a girdim. Birkaç insan bana bakmıştı. Yani salonun yarısından fazlası. Regulus hemen yanıma geldi. "Senin Hastan Kanadında olman gerekmiyor mu?" Kaşlarını çattı. "Kahvaltıyı seninle etmek için izin aldım. Gidicem geri." Regulus hemen yürümeme yardım etmek için koluma girdi. Masaya ilerledik. Gryffindor masasına bakmamaya çalışıyordum. "Bu kadar çabuk mu çıktın?" Severus'a döndüm. "Aslında hayır. Sadece kahvaltı için." Anladığını belirterek kafasını salladı.
Regulus'un yanına oturdum. Aslında hala iştahım yoktu ama ağızıma zorla bir şeyler tıkıyordu. "Regulus- dur- dur-" durdu. "Bu kadar şey yersem kusarım. Anlıyor musun? Ayrıca senin de bir şeyler yemen lazım." Çatalı onun elinden aldım ve bir şeylere batırıp geri verdim. "Ne bekliyorsun? Ye!" O isteksizce yemek yemeye başlarken ben etrafıma bakındım. Remus bana bakıyordu. Ona baktığımı fark ettiği an bakışlarını kaçırdı. Ona sinirliydim.
Sirius, o yoktu. Orada değildi. Sonra Peter'ı gördüm. Midem ağzıma geldi. O da bana baktı. Regulus'u dürttüm. "Reg, onları uyarmalıyız." Regulus da o yöne baktı. "Bizi dinlemezler." Bu doğruydu. Sirius bizi hayatta dinlemedi. Ya da James. Belki... Remus? Onunla muhattap olmak istemiyorum. Bir yolunu bulurum.
Yıl yavaş yavaş bitiyorudu. Çapulcular ile hiçbir iletişime geçememiştim. Onlar mevzun oluyordu. Bir daha görmeyecektim. Gidiyordu. Sonsuza dek.
Özür dilerim bölüm biraz kısa oldu ama ne yapayım yani
Sıradaki bölüm 7. Seneye geçecekler
Bu hesaba da bir bakın MrsRiddl3
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Star & Moon
FanfictionCapella Lyra Black Regulus Black'in ikiz kız kardeşi. Aile baskısının yanı sıra okulda da omuzunda büyük sorumluluklar var. Yetenekli ve başarılı bir kız. Bu genç kızın hikayesini okumak ister misiniz? ★★★★★★ Bu kitabı @eylulucarman3 ile beraber yap...
