Multimedya: Baran (hikayede geçecek)
Melis'ten Devam
Bir kac dakika önce ilacın etkisi gecmiş ve kendime gelmiştim. Ama bunu Deniz'e farkettirmeden yerimden kıpırdamadım ve uyuma taklidi yaptım. Odadaki bir kac dakika sessizlikten sonra bir kapı kapanma sesi duydum. Gözlerimi yavaşca açıp etrafı kontrol ettikten sonra yataktan yavaş hareketlerle kalkıp etrafa bakındım. Sert bir cisim arıyordum ki çok bakınmama gerek kalmadan yatağın sol tarafında bulunan vazoyu elime geçirdiğim gibi kapının arkasında beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra ayak seslerini duyunca hazır pozisyona geçtim ve beklemeye başladım. Kapı açılır açılmaz içeri girdi. Beni farketmemişti. Telaşlı görünüyordu tam kapıyı kapatmaya yeltenmişti ki kapının diğer tarafında duran Baran'ı gördüm. Bu bir kaç saniyelik affallamama neden olsa da Deniz arkasını dönmeden vazoyu tüm gücümle kafasına indirdim. Sanileyeler içerisinde yere yığılışını seyrettim. Ardından Baran kapıyı kırarak içeri girdi. Öylece duruyordum. Duygularim yoğunlaşmış ve gözlerim dolmaya başlamıştı. Tanıdık bir sima görmek ve özellikle birlikteyken kendini güvende hissettiğin kişiyi görmek beni biraz olsun rahatlattı. Bakışma faslını daha fazla uzatmak istemedim ve direk Baran'a sarıldım. O da hemen karşılık verip o kaslı kollarını belime sardı. Kendime engel olamadım ve hıçkırarak ağlamaya başladım. Bir kaç saniye sonra kulağına doğru eğildim ve kalbimden geçenleri sözlere dökmeye başlamıştım;
"Baran götür beni burdan daha fazla burda kalmak istemiyorum götür beni"
diye hıçkırarak konuşuyordum. Baran beni omuzlarımdan tutup karşısına aldı. Önce bana sonra yerde yatan Deniz'e baktı ve ardından elimden tutarak beni dışarı çıkarmaya başladı. Bacaklarım ilacı fazla almamın etkisiyle Baran'ın adamlarına yetişemedi ve bileğimi burktum. Baran beni farkettiği anda yanıma çöktü;
"Melis iyi misin"
"İ-iyi ... değilim" biraz kekelemenin ardından yine bozulan psikolojimle ağlamaya devam ettim. Baran yüzümü ellerinin arasına alarak baş parmağıyla göz yaşlarımı sildi;
"Ağlama... ben burdayım. Seni bir daha bırakmam" diyerek gelinliğimin altından tutarak beni kucağına aldı ve dışarı doğru yürümeye başladı. O yürüyüş bana sanki filmlerdeki slow motion, kurtuluşa giden yürüyüşlerden gibi gelmişti, dışarıdan gelen ışık hüzmeleri cennete doğru yol almışım hissi veriyordu. Baran'ın sıcacık kucağında sanki uçuyordum....
***
Sonunda sahil kenarına gelip ordaki banklardan birine oturmuştuk. Baran bizimkilere mesaj atıp durumu bildirmişti. Az önce de üşümeyeyim diye yazları sabaha kadar açık olan o restaurantlardan birinden üzerime şal almıştı. Aslında adam sadece müşterilerimize veriyoruz diye ilk başta şalı vermese de Baran'ın her an saldırabilecek asi bakışları adamı zorla da olsa ik a etmişti. E tabi bunda biraz da gelinlikli ve gözleri ağlamaktan kızarmış bir kızın masum bakışlarının da etkisi vardı.
Bankta şalıma sarılmış bir halde öylece oturuyordum. Baran tek bir kelime bile etmemişti. Ya benim anlatacaklarımdan korkuyordu, ya da benim anlatırken kötü hissedeceğimi düşünüp susuyordu.
Daha fazla sessizliğe dayanamadım;
"Korkma.. bana o tahmin ettiğiniz şeylerin hiçbirini yapmadı.. zaten tam olarak ne yapmak istediğini de anlamadım. Beni ordan oraya sürükledi. Üzerime bu gelinliği giydirdiğinde çok korkmuştum aslında.. Sonra sen geldin işte.."
Ona döndüm ve o da beni bekletmeden yavaşca bana döndü. Artık gözgöze geldiğimizde konuşmaya başladım;
"Sen olmasan ben onu bayılttıktan sonra bir yere gidemezdim.. artık gerçekten gücüm kalmamıştı hiçbirşeye.."
Sözlerimi bitirirken son kelimeme eşlik eden göz yaşlarım yanaklarımı ıslatarak çeneme doğru süzülmeye başladı. Baran yine o koruyucu tavrıyla yüzümü ellerinin içine aldı ve göz yaşlarımı yeniden baş parmağıyla sildi;
"Üzülme.. geçti. Hele bizimkiler gelsin seni bu kıyafetten de kurtaracağım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZOR KIZ
Novela JuvenilHayatı çok güzeldi.. Ta ki 17. yaş gününe kadar.. Ama kardeşinin intiharına sebep olan kişiye aşık olamazdı değil mi?..
