⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
⋆
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
⠀⠀
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bugün cumartesiydi. Okul yoktu. Dünden sonra annem hiçbir şey söylemeden ayaklanmış evden çıkmıştı. Nereye gittiğini bilmiyordum. Peşinden gitmeye yeltendiğimde annem kapıyı üzerime kilitlemiş, beni eve hapsetmişti. Evet, yapmıştı bunu. Her ne kadar bu tavır beni sinirlendirse de bir şey diyememiştim çünkü psikolojik olarak kötü hissettiğinin farkındaydım. Beni eve kitlemesi ne kadar zoruma gitse de bir şey diyememiştim anneme. Belki beni korumaya çalışıyor, sorunlarından uzak tutmak istiyordu. Bunun için onunla konuşmalıydım, onu merak ettiğimden eve gelmesini beklemiştim ve gece uyuyamamıştım. Eve geldiğindeyse beklemediğim bir şekilde iyi görünüyordu. Ne kadar her zamanki gibi olmasa da gitmeden önce ki halinden iyiydi en azından. Beni duymazlıktan geliyor ve gözleri şiş bir şekilde hiçbir şeye tepki vermiyordu. Bu beni ne kadar korkutsa da bugün bir şeylerin değişeceğini düşünüyordum. Annem bana her şeyi anlatmalıydı değil mi? Başında bir sorun varsa bana söylemeliydi ki birlikte halledelim. Ben onun tek kızıydım. Tek ailesiydim. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yoktu. Yardımcı olmak istiyordum anneme.
Kahküllerim hafif uzadığı için gözüme girdiğinde yana doğru yatırdım parmağımla. Saçlarımı arkadan sıkıca toplamıştım ve domates doğruyordum menemen için. Erkenden uyanmış anneme işe gitmeden -ki gidecek miydi bilmiyordum- kahvaltı hazırlamak istemiştim. Tavaya küçük küçük doğradığım domatesleri de ekleyerek karıştırdım. Ellerimi sabunlayıp yıkayarak üzerimdeki önlüğü çıkardım. Mutfaktaki masamıza baktığımda iyi iş çıkardığımı düşünüyordum. Bence olmuştu.
Masanın üzerinde telefonumun bildirimini duyduğumda uzanarak telefonu aldım. Gökay arıyordu. Telefonumu ilk defa bir arkadaşım arıyordu. Gülümsedim istemsizce.
"Neredesin Leyal?"
Arkadan duyduğum gürültülü seslerle ve seslerden ayırt ettiğim Sude'nin sesiyle, Atlas ve Sude'nin tartıştığını düşündüm bir an. Büyük ihtimalle öyleydi.
"Evdeyim neden ki?" dedim merakla.
"Bir susun lan artık.. aloo kime diyorum lan... kusura bakma Leyal, yine başımı yediler bunlar." Bağırmış, ardından ses tonunu düşürerek bıkkınlığını dile getirmişti.
Anlayışla başımı salladım. Sorun yoktu.
"Sorun yok seni duyabiliyorum ben."
"Tamam güzel. Diyorum ki sahilde buluşalım. Hem şu projeyi hallederiz hem de takılırız bizimkilerle."
Evet her şey güzeldi ama şu proje işi bozuyordu. Zaten Atlas ve Sude varken projeyi halledeceğimizi düşünmüyordum.
"Güzel olur. Ne zaman ki?"
Eğer şimdiyse gelemezdim. Annemle kahvaltı edecektik daha. Olmazdı.
"Ne zaman istersen. Yazarsın bana. Müsaitim ben her zaman. Bizimkiler de başı boş dolaşıyorlar sorun olmaz yani."
Güldüm bu dediğine. Eğer gerçekten öyleyse güzel olurdu. Geç kalma telaşım olmazdı.
"Tamamdır. Ben yazarım o zaman."
Telefondaki sesler azaldığında Gökay'ın uzaklaştığını anladım. Sesini daha net duyuyordum şimdi.
"Tamam o zaman. Görüşürüz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LEYÂL
General FictionNe adam bir daha cebinde ezilmiş papatyalar buldu, ne de kız ezdiği papatyaları hatırladı. ❁
