17 - ✦

3.5K 204 24
                                        

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀


Koca evdeki insanların hiçbirinin içi içine sığmıyordu. Evdeki o sessiz gerginliğin içindeki bekleyişten nasibini alan çalışanlar köşeye sinmiş, tedirginlikle bir emir bekliyor, bu adamlardan bir söz veya bakış işitmek istemiyorlardı.

Salonun geniş koltuklarında oturmuş adamların dalan bakışlarını ayıran hiçbir şey henüz olmamıştı.

Kutal tekli koltukta oturmuş, Beha'dan aldığı haberle apar topar geldiği evde kendini dizginlemekte zorlanmıştı.

Gergindi, kendine itiraf ettiği ilk şey korktuğuydu. Sinirden ve aptalca bekleyişlerden dolayı kaç kere ellerini saçlarından geçirdi bilmiyordu ama saçları fazlasıyla dağınıktı. Nefes alamıyormuşcasına önü açıktı gömleği ve kumaş pantolonla kaplı dizleri gerginlik içinde sallıyordu. Farkında mıydı bilinmez.

Gözleri masanın üzerinde duran telefondaydı ve bir dakika bile ayrılmıyordu bakışları. Düşünmekten dolayı başının ağrısı kaşlarının çatmasına sebep olmuştu.

Tok sesler eşliğinde yürüyen Turgay belki de saatli bombaydı. Adımları salonun kenarında bir ileri ve bir geri şeklinde hareket halindeydi ve ara sıra burun kemerini sıkıyor, şakağını ovalıyor, burnundan derin nefesler alıyordu.

Aklından geçen düşünceler kalbini yakıyor, yüreğini sızlatıyor, sinirlerini gerim gerim geriyordu. Biricik kızı, Leyal'i yoktu ortada. 1 gündür koskoca gece ve gündüz, 24 saat ve o günden itibaren onu görmediği her saat.

Neredeydi, ne yapıyordu, başına ne gelmişti bilmiyordu. Ağlama ihtimalini düşündükçe bile huzursuzlukla kavruluyorken beynini kemiren aptalca düşünceler canını yakıyor ve gittikçe daha ve daha fazla agresifleştiriyordu.

Küçük kızı kaçmış mıydı? Yoksa başına bir şey mi gelmişti? Neredeydi ve en önemlisi nasıldı?

Gözünün önünde canlanan görüntüler bir kaç saniye gözünü kapatmasına sebep olmuş daha sonrasında eliyle boğazını sertçe ovuşturmasına yol açmıştı.

Bir köşede, duvar kenarında omuzunu duvara yaslamış ve bedeni salona dönük olan Gediz'e ilişti bakışları.

Gediz, gözlerini masanın kenarına dikmişti ve sadece duruyordu.

Varlığı belli veya hissedilir gibi değildi.

Beha ise en üst katta, kendi odasında, kapının arkasına yaslanmış ve yere çökmüş haldeydi. Dirsekleri dizlerinde elleri başının üzerinde öylece duruyorken aklından geçen kelimeler kalbini boğuyordu.

'Senin yüzünden Beha..'

'Senin yüzünden kız kardeşin ortada yok..'

'Senin aptallığın yüzünden kardeşin artık yok Beha.'

Gözlerini yumarak, yumruk yaptığı elini hırsla parkeye geçirdiğinde çıkan ses kulaklarına ulaşmadı bile. Eliyle gözlerini hızla ovuşturarak başını ovaladı.

LEYÂL Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin