23- Miniğim

187 26 106
                                        

- Annem, iyi misin yavrum?

Annemin bu soruyu kaçıncı soruşu benim de kaçıncıAnnem cevap verişim artık sayamıyordum. Uyandığımdan beri defalarca sormuş bende defalarca cevap vermiştim. Ama o sormaktan sıkılmamış ben cevap vermekten sıkılmıştım. Bıkkınlıkla derin bir nefes alıp bir defa daha cevapladım sorusunu:

- Annemm iyiyim korkma. Bu kaçıncı soruşun Allah aşkına ya. Tekrar uyuyasım geliyor artık.

- Ay Tövbe de Rüveyda. Korkuyorum işte ne yapayım. Daha iki saat önce kalbin duruyordu. Bak söyleyince bile kötü oluyorum. Düşmedin, yaralanmadın yahut başka türlü basit bir şey olmadı. Kalbin duruyordu KALBİN. Ben minik kızımı kaybediyordum. Ay Allah'ım ya Rabbim sen koru kızımı.

Bu cümleleri kurarken yine gözleri dolmuştu. Nasıl da korkmuş kıyamam ki ben ona. Evin tek çocuğu olmak bazen güzel bir duygu olsa da bazen de böyle oluyordu. Aslında düşkünlüklerinin tek sebebi evin tek kızı olmam değildi. Annem ve babamın yıllarca çocuğu olmamış. Tam ümitlerini yitirmişler ki ben çıka gelmişim. Bu yüzden geç kavuştukları evlatlarını kaybetmekten ölesiye korkuyorlardı. En küçük şey de fenalaşan annem ben burada 3 gündür uyurken ne hâle gelmişti acaba...

- Annem yapma böyle ne olur. Bak iyiyim ben korkma olur mu uyandım, gözlerimi açtım. Hem senin minik kızın büyüdü artık. Güçlü mü güçlü, güzel mi güzel, tatlı mı tatlı koca kız oldu aaaa. Küçümsemez misin beni artık. Alınırım bak sonra.

Bunları söyledikten sonra hafifçe ona doğru eğilip tekrar fısıldadım;

- Hem anne valla bak kızlara rezil oluyorum yaa. Sabahtandır bebeğim, miniğim diyip duruyorsun.

Masum bakışlar eşliğinde söylediğim şeylere annem sabır çekip gülmüştü.

- Rüveyda bir gün sana nazar değerse bil ki kendi nazarın değmiştir. Kendini övmeden duramıyorsun ya. Bari maşallah de. Ben burada endişelendim diyorum sen bana güzellik diyorsun te Allah'ım ya Rabbim. Şimdi ben gidiyorum sana yiyecek içecek birşeyler alıyorum sen de dinleniyorsun. Fazla konuşmak yok (!) Yorma kendini.

- Anne zaten yataktayım. Nasıl yorulayım? Zaten üç gündür uyuyorum bir de dinlen diyorsun. Bir de konuşmak ne alaka ya. Sanki çok konuşuyorum gibi davranıyorsun.

Dediklerimden sonra dudağımı büzmemle annem bana bakıp "Ciddi olamazsın" bakışlarından hediye etmişti

Yani azıcık fazla konuşuyor olabilirdim ama o kadar da değil ya.

- Semra teyze sen zahmet etme biz alırız. Yorma kendini.

- Yok Vildan ben gider alırım kızımın sevdiği şeylerden. Kendim almak istiyorum miniğime. Siz burada kalın.

Ben annemin söylediği "Miniğim" kelimesine göz devirirken Vildan anneme yalnızca tebessüm ederek cevap vermiş annem de odadan çıkmıştı.

- Rüveyda iyisin demi? Diyerek yatağın kenarına oturan Kader'e dönüp;

- Kötüyüm

-Ne !?

- Ne ne? İyiyim dedikçe soruyorsunuz bende kötüyüm diyeceğim bundan sonra. Sıkıldım, yoruldum, bıktım ya. Ay tekrar uyuyasım geliyor artık.

- Sanki az önce ölümden dönen sen değilmişsin gibi davranıyorsun Rüveyda. Ne bu enerji?

- Hayat enerjimi sorgulamaz mısın Arya? İyi olmamı istemiyor musunuz? Ne bu böyle ya.

- Sakin ol şampiyon bişey demedik.

- He he demediniz Anise.

Aramızda uyanalı beri bu tarz konuşmalar geçiyordu. Ciddi mana da sıkılmıştım artık. Uyanalı? Ay ben hâlâ neden uyuduğumu bilmiyordum. Nasıl oldu da 3 gün boyunca uyudum ben?

Nasip/TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin