36- Gitmek İstiyorum

28 6 3
                                        

Rüveyda'nın;

Duvarlar üstüme kapanıyor gibiydi. Hava... sanki boğazıma dolan kalın bir ipti. Nefes almaya çalıştıkça daha çok sıkıyordu.

Kulağımın içinde uğultular vardı. Biri fısıldıyordu. Bazen Ömer'in sesi gibi, bazen annemin, bazen de Arya'nın...

"Rüveyda..."

Ses yankılandı, sonra dağıldı. Gerçek mi, yoksa beynimin bana oynadığı bir oyun mu bilmiyordum. Aklımı kullanamıyorum... Ve bu benim daha da gerilmeme sebep oluyordu.

Gözlerimi açtım; oda bembeyaz, sessiz, hareketsizdi. Ama içim... içim paramparçaydı. Ellerim başımda, sanki düşüncelerimi bastırmaya çalışıyordum. Ama olmuyordu. Susturamıyordum.

Herkesin yüzü geçiyordu gözümün önünden.

Annemin tokadı.

Arya'nın gözyaşları.

Ömer'in "Rüveyda!" diye haykırışı.

Ve Yusuf'un bakışı...

O bakış... O gülümseme...

Bir şeydi. Adını koyamadığım, içimi yakan bir şey.

"Gitmek istiyorum..." dedim fısıltıyla. Ama kendi sesim bile yabancı geldi kulağıma. O kadar çok susturulmuştum ki artık kelimelerim bile bana küsmüştü.

Bir adım atmak istedim, bacaklarım titredi. Yatağın kenarında olduğumu fark ettim. Ayaklarımın altı boş gibiydi, düşecekmişim gibi. Belki de zaten çoktan düşmüştüm. Nerede, ne hâlde olduğumu algılayamıyordum...

Zemin kayıyordu altımdan, aklım da... Gözlerimin önünde görüntüler birbirine karıştı: Kan, soğuk, bir yol, bir dua, bir çığlık. Her şey üst üste bindi.

"Yeter..." dedim, bu defa daha yüksek sesle. "Yeter artık!"

Sesim yankılandı odada. Ama sanki biri bana değil, ben birine bağırıyordum. Kendime belki... ya da geceye...

O an anladım.

Biri beni kurtaramazdı artık. Çünkü ben, içimdeki yangının tam ortasında kalmıştım. Ve kimse o alevlere girmeye cesaret edemezdi.

Düşündükçe kafayı yiyordum. İstemsizce saçlarımı tuttuğum da sanki düşüncelerimi durduracakmışçasına çekmeye başladım. İçimde ki sesler susmalı..

Birinin koluma dokunması ile gözümde Mehmet canlanmıştı. O da kolumu sıkmıştı...

Korkuyla çığlık attığım da kendimi geri çekmeye çalıştım.

"Do-dokunma, dokunmayın bana..."

Ellerim titriyordu. Hem de çok hızlı ama durduramıyordum. Kendimi geri geri çekmeye çalıştım ama arkam da gidecek yer yoktu. Zaman ve mekan duygumu yitirmiş gibi hissediyordum...

Bir an... Her şey sustu. Sadece kendi nefesimin sesi vardı. Hızlı, kesik kesik, boğuk.

Dizlerimin üstüne çökmüş, ellerimi kulaklarıma bastırmıştım. Ama o sessizlik... bana huzur değil, cehennem gibi geldi.

Kafamın içinde yankılanan tek soru: "Kaçamasaydım ne olurdu? Ya Mehmet...".

Ailem...

Beni bir erkekle kaçtı diye bırakıp gider miydi? Sonra ne olurdu bana... Annem... Gerçekten inanmıştı...

Yutkundum.

Boğazımdaki düğüm gitgide büyüyordu. Bir yanım hâlâ inatla, "Sen iyisin. Bir şey olmadı..." diyordu.

Nasip/TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin