"Allah'ım ne yapacağım ben. Af... Olmayacak hiçbir şey yetişmeyecek. Kesin herşey mahvolacak, herşeyi berbat edeceğim ALLAH'IM."
Yarım saattir bir yandan söylenip bir yandan da işleri halletmeye çalışan Erva'ya öylece bakıyorduk. Stresli olunca bu kızın içinden farklı biri çıkmıştı.
Bugün günlerden Çarşambaydı. Yani kınaya iki düğüne üç gün vardı. Ve Erva bunun stresine girmiş sürekli kendi kendine söyleniyordu.
Bugün Erva ve Selim yüzyüze konuşacak, Erva'ların şehir dışında ki akrabaları gelecek, onlar için hazırlık yapılacak, Erva'nın kınası için eksikler alınacak ve en önemlisi dini nikah kıyılacaktı...
Şimdi böyle sayınca gerçekten stres olunması gereken bir günde olduğumuzu yeni fark ediyordum.
Aniden Erva'nın sesi olduğu açıkça belli olan bir çığlık ile yerimde sıçramıştım. Bu kız daha yeni buradaydı ne ara kayboldu da çığlık attı?
Hızla onun odasına ilerlerken bir yandan da bizimkilere sesleniyordum;
"Ben ilgilenirim onunla merak etmeyin"
Odasına geldiğim de kapı açık, yere çökmüş bir halde bir elinde sarı sarı eden ütü, diğer elinde ise kocaman bir yanık izi olan çorabı görmemle öylece Erva'ya bakakaldım.
"Ne yaptın sen?"
Sorduğum soru ile dolu dolu gözlerini bana çevirip;
"B-ben en son tatlı ha-hazırlığına yardım ediyordum..."
"Tatlı ile ütünün alakası? Hem o ütü neden sarı sarı ediyor?"
"Yaaa ben tatlıyı Eda'ya bırakıp ütü yapayım dedim. Ama elimde yumurta ile gelmişim. Sonra..."
"Sonra?"
"İşte gelince yumurtaları kenara bıraktım ama dalgınlıkla çorap ütülemeye başladım. Ne yaptığımın farkına varınca hızla dolaba yöneldim ve ütü yapmam gereken şeyleri alayım derken ütüyü çorabın üstünde unutmuşum..."
"Eeee?"
"İşte ütünün fişini çekmem gerekirken yumurtaları ütünün üzerine attım..."
"Erva..."
Dedim ve durdum. Bu durumda ne diyebilirdim ki? Onca şey aynı güne denk geldi ve kız kafayı yemek üzereydi. Derin bir nefes alıp yanına çöktüm. Normal de olsa belki de bu haline kahkahalar atarak güler, onunla dalga geçerdim ama bu aralar neşe seviyem...
Elinde ki ütü ve çorabı alıp kenara koydum, Erva'nın da koluna girip ayaklanmasını sağladım.
İkimiz de doğrulduğumuz da sağ elimi yanağına koyup konuştum;
"Erva bak anlıyorum seni streslisin, endişelisin, heyecanlısın -ki haklısın da bunları hissetmekte- ama biraz sakin olmaya çalış. Şimdi sen hiçbir şeye dokunmuyorsun yalnızca hazırlanıyorsun. Tamam mı?"
"Ne hazırlanması Rüveyda nereye gideceğiz ya? Daha yapmam gereken bir sürü şey var"
"Nereye mi? Erva sen daha evlenmeden unutuyorsun müstakbel kocanı. Onunla ayarladığınız saate çok az kaldı "
"Hiii"
Ve yine bağırıp gitmişti...
Arkasından öylece bakıp tebessüm ederken bende onun dağıttıklarını toplamaya başladım.
Dün gece Kader Yusuf'tan Selim'in numarasını almış Erva ve Selim fazla sohbet etmek, harama bulaşmak istemedikleri için bugün buluşmaya karar vermişledi. İkisi yalnız kalamayacağından dolayı Erva illa benim de onunla beraber gitmem için ısrar etmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nasip/Texting
Acak@dargınprenses:Çarpraz sorguya mı çekiliyorum? @sevimliteyze2343: Çarpraz değil ama isteme sorgusu sayabilirsin canım @dargınprenses: nE? @sevimliteyze2343: Oy kıyamam heyecanlandın mı sen? @dargınprenses: Noluyooo @sevimliteyze2343: Şu oluyor: ALLA...
