31- Duy Beni

36 9 4
                                        

Rüveyda'dan:

Adımları bana doğru yaklaştıkça içimde ki korku gitgide artmıştı. Farkında olmadan bende geriye doğru adım atarken konuştum.

"N-ne oluyor dedim!?"

Sesinin titrememesi için büyük çaba harcarken başarısız olmuştum. Hastane olayından sonra şuan yine bir yerde kilitli kalmak... Normalde olduğundan daha da fazla korkmama sebep oluyordu. Arka arka gitmeye devam ederken onun adımlarının durması ile bende durmuştum.

"Sakin ol güzelim. Sadece..."

Dediğin de bakışları beni baştan aşağı süzmeye başlamıştı. Rahatsızca hareket ettiğim de yandan elbisemin eteklerini sıkıyordum. 

"Fazla dikkatimi çekiyorsun"

Sinirden kaşlarım çatılırken dedikleri anlamakta zorlanıyordum.  Ne dediğinin farkında mıydı?

"Saçmalıyorsun!"

Başımı hızla iki yana sakladığım da yanından geçip kapıya ulaşmak istedim. Fakat tam geçeceğim sıra kolumu öyle bir şart tutmuştu ki...

"Bırak Kolumu!"

Dişlerimi sıkarak konuştuğum da odada gür kahkahası yankılanmıştı. Şuan da kolumu tutuyor olması zaten midemi bulandırırken bir de sıkmaya başlaması ile canım acımaya başlamıştı.

"Sana komik bişey söylemedim. Bırak DEDİM!"

Sonda sesim artık yükselmişti. Kolumun acısından gözlerim dolmaya başlarken diğer elimle kolumu kurtarmaya çalışıyordum. Fakat nafile... Hiçbir işe yaramıyor. Tam tersine daha fazla sıkıyordu.

Aniden kolumu çekip beni geriye doğru kelimenin tam anlamıyla fırlatınca (!) dengemi koruyamamış ve odanın köşesinde ki aynanın üzerine düşmüştüm.

Odada önce benim çığlık sesim, ardından da aynanın paramparça oluş sesi yankılanmıştı. Vücuduma batan camlar ile acıyla inlediğim de  gözlerimi sıkıca yummuştum.

Yaklaşan adım sesleri ile gözlerimi açtığımda bana endişeyle bakan gözlerini görünce daha da sinirlenmiştim.

"Rüveyda? İyi misin? Özür dilerim gerçekten özür dilerim. İsteyerek olmadı"

"YAKLAŞMA BANA"

Elime geçen ayna parçasını ona doğru tehditkâr bir şekilde uzatırken elimin titremesine engel olamıyordum.

"Y-yaklaşma dedim!"

"Rüveyda elin!" Endişeli bir ses tonuyla konuşunca bakışlarım elime kaymıştı. Korkudan dolayı sıkıca tuttuğum ayna parçası elimi kesmiş olacak ki ciddi derece de kan akıyordu.

Ne ara yanıma geldiğini anlamadığım Mehmet ile gözlerim irice açılmıştı. Elimden camı çekmeye çalışırken bırakması için uğraşıyordum fakat bu daha çok canımı acıtıyor, cam daha da derine saplanıyordu.

Acıyla bağırıp camı bıraktığım da elim aşırı yanıyordu. Ağzımdan hıçkırık kaçarken artık sakin kalamıyor, zihnimin bulandığını hissedebiliyordum.

Tam konuşacakken dışarıdan duyduğum ses ile gözlerim ani hızla kapıya yönelmişti. Bir umut...

"Buldum Cansu. Odada dolabın üzerine bırakmış. Getiriyorum hemen..."

Arya'nın sesi ile yüzüme acı dolu bir gülümseme yayılmıştı. Tam çığlık atmak için ağzımı açmışken ağzıma kapanan el ile sesim içimde kalmıştı. Elinden kurtulmaya çalışıp çırpınırken, bir yandan da seslenmeye çalışıyordum.

Lütfen... Duy beni...

Elini ısırmamla acıyla karışık bir ses çıkarıp elini ağzımdan çekmişti. Fırsattan istifade kapıya doğru ilerlerken nefes almakta zorlanıyordum. "A-ary-" başımda ki anlık acıyla cümlem yarım kalmış, sesler kesilmiş, gözlerim kararmıştı. Canımın acısı bir yana, Arya bu kadar yanımdayken ona ulaşamamak bir yana...

Umarım... Duymuşsundur beni...

Bilincin gitmeden önce hatırladığım son şey adamın bişeyler söylemesiydi. Fakat dediklerinden hiçbir şey anlayamamıştım. Ve herşey bu kadar. Gerisi tamamen karanlık....

°

°

°

Selamün aleyküm ✨

Biliyorum bölüm fazla kısa (diğer bölümlere göre djdjd)

Fakat yazma isteğimin gelmesi için artık kısa yazıyorum galiba djsjsjns

Nasip/TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin