Genç kız acıyı tekrar bilekleriyle buluşturduğunda rahatladığını hissetti.O böyle bir kızdı acıyla rahatlardı.İnsanların yaşam tarzlarını eleştirenlerden nefret ederdi genç kız.Mazoşist olmak da onun tercihiydi.O buydu değişmezdi.
Acıyı tekrar bileklerine sürttü.Anında teni kırmızıyla boyanmıştı.Bu kesikleri genelde kapatamazdın o çizikler fondotenin kapatamadığı kadar içtendi.Aynı ruhsal acı gibi.Genç kızın içi de dışı da fondotenle kapatılamayacak yaralarla doluydu.
Jiletle beş tane daha yara açtıktan sonra sağ kolunu suya tuttu.Kırmızı sıvı akıp giderken ten rengi kendini belli etmişti.Soğuk su tenine değerken çiziklerinde ufak ama kendini belli eden bir sızı oluşuyordu.Bu onun daha da hoşuna gidiyordu.Ona manyak diyebilirdiniz ama onun acısını akıtma yöntemi buydu.Onun acısını akıtma yöntemi kırmızı sıvıyı beraberinde getiren acıydı.O acının benliğini titretmesini seviyordu.
Çünkü o bir MAZOŞİSTTİ.
***
Aynada son kez kendini süzdü.Muhteşem görünüyordu.Bugün okulda bir parti düzenlenmişti ve Miranda şarkı söyleyecekti.
Siyah olan elbisesi beyaz vücuduyla oldukça uyuşuyordu.Dövmeleri ise asil olan elbisenin altında cool bir güzellik sergiliyordu.Miranda genelde elbise giymeyi sevmezdi.Parti yada özel günlerde elbise giymeyi tercih ederdi.
Siyah platform topuklu olan ayakkabıları ayağına geçirdi ve kapıya yöneldi.Kapıyı açtığında Amanda ile karşılaşmayı beklemiyordu.Amanda da öyle.O da yeni odasından çıkıyordu ve Miranda'yı böyle görmeyi beklemiyordu.Bu yüzden şaşkınlığı ile hafif ağzı aralanmış Miranda'ya bakıyordu.
''Çok güzel olmuşsun''Dedi Amanda şaşkınlığını sesinden saklayamayarak.
Miranda ise sadece gülümseyerek cevap vermeyi tercih etmişti.Bu egoistlik değildi.İltifat etmeyi yeri geldiğinde söylemeyi seviyordu ki Amanda'yı bir çok kez böyle görmüştü.
Kapıya doğru yönelip evden çıktılar.Amanda da okula bir yıl geç gitmiş ve bir yıl psikolojik sorunlardan okulu dondurmuştu.Aynı okulda okuyorlardı belki ama aynı sınıfta değillerdi.
İkisi de kendi arabalarına binip partinin yapılacağı salona doğru ilerlediler.
Partide olacaklardan habersiz ilerliyorlardı...
***
Miranda:
You shout it out
Sen avazın çıktığı kadar bağırdın
But I can't hear a word you say
Ama ben söyledğinden bir kelime duyamadım
I'm talking loud not saying much
Fazla söylemeden yüksek sesle konuşuyorum
I'm criticized but all your bullets ricochet
Eleştirildim ama tüm mermilerin geri sekti
You shoot me down, but I get up
Sen beni vurdun, ama ben kalktım
I'm bulletproof, nothing to lose
Ben kurşun geçirmezim, kaybedecek bir şeyim yok
Fire away, fire away
Yak, yak
Ricochet, you take your aim
Geri sekti, nişanını al
Fire away, fire away
Yak, yak
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
Cut me down
Beni boydan boya kestin
But it's you who have further to fall
Ama daha ileri düşen sensin
Ghost town, haunted love
Hayalet kasaba, perili aşk
Raise your voice, sticks and stones may break my bones
Sesini yükselt, sopalar ve taşlar kemiklerimi kırabilir
I'm talking loud not saying much
Fazla söylemeden yüksek sesle konuşuyorum
I'm bulletproof, nothing to lose
Ben kurşun geçirmezim, kaybedecek bir şeyim yok
Fire away, fire away
Yak, yak
Ricochet, you take your aim
Geri sekti, nişanını al
Fire away, fire away
Yak, yak
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
Stone-hard, machine gun
Taş gibi sert, makineli tüfek
Firing at the ones who run
Koşanlara ateş ediyor
Stone-hard, thus bulletproof guns
Taş gibi sert, bu yüzden kurşun geçirmez silahlar
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
You shoot me down but I won't fall
Sen beni vurdun ama ben düşmeyeceğim
I am titanium
Ben titanyumum
I am titanium
Ben titanyumum
I am titanium
Ben titanyumum
Şarkı sözleri ruha işlenirdi.Şarkı sözleri benliğini anlatırdı.Yazılan sözlere akıtılan mürekkep çöküntüde olan ruhların siyahlığıydı.Şarkı sözleri beyaz sayfalara yazılır siyahları anlatırdı.Küçük olan şarkı sözleri bazen büyük hayatları kısaca anlatatabilrdi.Şimdi olduğu gibi.
Sahneden inip Amanda'nın yanına gidiyordu ki birinin onun kolunu tutması ile kafasını o yöne çevirmişti.Şarkı durdurulduğunda aşık olduğu hemde nefret ettiği adam konuşmaya başladı.
''Beyaz bir sayfaya ne dersin?Miranda.''Ne kadar ciddi görünse de alay ettiğini biliyordu Miranda.Aşktan gözünün kör olduğunu falan sanıyordu ama Miranda öyle bir kız değildi.
''Kirli bir defterde ne kadar ararsan ara beyaz bir sayfa bulamazsın Robert.''Deyip kolunu ani bir hareketle onun elinden kurtardı.Şimdi müzik durmuştu ve herkes onları izliyordu.
Miranda'yı alayla izleyen Robert'ın yeni sevgilisi olan Olivia'ya doğru ilerledi bu sefer.Ani bir refleks ile Olivia'nın eteğini indirdi.Olivia ise şaşkınca ona bakıyordu ve bedenini örtmeye çelışıyordu ama hiç bir faydası olmuyordu.
''Sen de benim açığımı arayacağına önce kendi götünü kapat.''Dedi ve çıkışa doğru yöneldi.Ardında yüzlerce şaşkın göz bıraktığından emindi.
O zaten intikamı istiyordu...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Jilet İzleri #Wattys2016
Novela JuvenilAcıyla harmanlanmış olan ruhundan nefret etmiş ve bunu kanla akıtmaya çalışmış olan bir kız... Gizli sırlar ve suçlar. Geceyle örtülmüş olan insanlar,hayatlar. Kana sarılmış olan bedenler,ruhlar Acıyı amaç edinmiş mazoşist bir kız ve onun hayatını...
