Genç adam ısınmak için sahaya çıktığında direkt locaya çevirdi gözlerini. Yağmur tam annesi ile Yeliz'in arasında oturuyor kendisine bakıyordu. Parmak uçlarını öpüp kıza öpücük gönderdi. Yağmur utançla kıpkırmızı kesilirken annesinin gülerek seni gidi der gibi baktığını gördü. Annesinin Yağmur'u sevdiğini onun sahiplenircesine koluna girdiğinden anlamıştı. Onun Yağmur'unu kim sevmezdi ki.
Isınma turu bittiğinde üstündekileri çıkarıp yedek kulübesine bıraktı. İstiklal marşının ardından takım kaptanı olarak Konyaspor'un kaptanı ile birbirlerine başarı dilediler. Yazı turanın kazananı kendisi olmuş ve topu seçmişti. Santrayı Boey ile beraber yaptıklarında maç başlamıştı. Allah'ım sen utandırma dedi. Sevdiğimin beni canlı canlı izlediği ilk maç, sen utandırma dedi.
Maç başladığı andan itibaren kendisi mükemmele yakın oynamasına rağmen takım arkadaşları tabiri caizse dökülüyordu. Büyük bir rehavete kapılmışlardı belli ki. Kötü oynayışlarının sonunda bir gol yemişlerdi. Bunun böyle olacağını biliyordu. Konyaspor gibi hücum hattı bu kadar zayıf olan bir takımdan gol yemeyi kendisine yediremedi Barış. Daha da hırslı oynamaya başladı. Bu hırsının sonucunda birini sakatlaması sonucu sarı kartı görmüştü. Aslında çok sert müdahaleler yapmıyordu ama çok güçlü bir yapısı olduğu için dokunduğu kişi yıkılıyordu. Sarı kartı görünce oflayarak tribüne baktı. Babası güven verircesine gülümsüyordu, sen yaparsın der gibiydi. Böyle bir babaya sahip olduğu için gerçekten çok şanslıydı.
İlk yarı 1-0 geride bitmişti. Barış çok gergindi, kim dokunursa ona patlayacaktı. Bu yüzden kimse ona bulaşmamaya özen gösteriyordu. Takım kaptanı olarak arkadaşları ile çok sert bir konuşma yaptı.
"Sizin oynayacağınız topu seveyim!" diye kızdı arkadaşları. Haklı olduğu için kimse bir şey demiyordu. İkinci yarı daha sert başlamıştı. Galatasaray bastırıyordu ancak Konyaspor öyle bir kapanmıştı ki gol atmak çok zordu. Dakika 83'ü gösterirken Kerem'in golüyle durumu eşitlemişlerdi ama bu da yetmiyordu. Bu durumda da Fenerbahçe şampiyon oluyordu. Bir şeyler yapmaları gerektiğinin farkındaydı.
Dakikalarca bir o yana bir bu yana koşturdu. Sürekli adam eksiltmeye çalıştı. Elinden gelenin fazlasını yaptı. Yukarıdaki tabelaya baktığında 90+4 olduğunu gördü. Hakem beş dakika vermişti uzatma olarak. Orta sahanın biraz ilerisindeyken top ayağına geldiğinde bunun son şansları olduğunun farkındaydı. Bu yüzden kimseye bırakmadan orta sahadan topu kaleye gönderdi tüm gücüyle. Tam doksandan kaleye girdiğinde tribündekiler deli gibi bağırıyordu. Gol olmuştu ve santrası bile yapılmayacaktı belli ki. Formasını çıkarıp tribünün önüne koştu.
"Senin için Yağmur'um, uğurum, şansım..." dedi kıza doğru var gücüyle bağırarak. Hayvani bir yapıya sahip olduğu için sesi neredeyse tüm stadyumda duyulmuştu. Onca taraftarın sesine rağmen. Yağmur'un gözleri dolu bir şekilde gururla ona baktığını gördü. Bu anı yaşamak için niye bu kadar geç kalmıştı, Yağmur niye çok daha önce karşısına çıkmamıştı, çok üzülüyordu. Onsuz geçen 23 yılı çöp gibi geliyordu.
"Seni seviyorum." Dediğini okudu Yağmur'un dudaklarından. "Ben de seni seviyorum." Diye karşılık verdi sevdiğine.
Arkadaşları daha fazla tribünün önünde kalmasına izin vermeyip sırtına atlamışlardı bile. Onlarla da uzun bir sevinç yaptılar. Tam da tahmin ettiği gibi hakem santra yaptırmamıştı. Şampiyon Galatasaray'dı. Hayatında aldığı en özel kupa olacaktı Barış için. Taraftara üçlü çektirdikten sonra bir süre de teknik ekiptekilerle beraber sevindiler. Kupa töreni ertesi gün gerçekleşeceği için bugün kaldırmayacaklardı kupayı. Biraz daha sevindikten sonra soyunma odasına gittiler. Her zamanki gibi şarkılar eşliğinde danslar, horonlar oldu. İşte en çok eğlendiği kısım buydu. Yine de aklı hala Yağmur'undaydı. Muhtemelen onlar eve geçmişlerdi çoktan. Duşunu almadan röportaj vermesi gerekiyordu. Bu yüzden önce onu aradan çıkarsa iyi olurdu. Kendisini bekleyen TRT spor muhabirinin yanına adımladı.
YOU ARE READING
Bir Çaresi Bulunur
FanfictionHayatında çok zorlu bir dönemden geçen Yağmur'un kurtarıcı beyaz atlı prensi Barış Alper ile tanışması ve üstüne üstlük bu adamın Galatasaray'ın en önemli futbolcusu olması ile hayatının 360° değişmesini konu alan mini hikayemiz.
