1.6

84 2 11
                                    

15. Bölüm ama Ateş'in ağzından

Gece mi veya gündüz mü? Günlerden ne? Biz hangi aydayız?

Kafamda bunlar dönüp dolaşırken sadece yere odaklanmış bir şekilde bağlı olduğum sandalyemde oturuyordum. Ellerim ve ayaklarım sandalyeye bağlı, gerçekten sıkı bağlamış. Çözemiyorum.

Derin bir nefes aldım, kim bilir Berke ve Emre şuan ne yapıyordu? Berke beni aramaya bile tenezzül etmemiştir, niye etsin ki?

Niye benim gibi hiçbir işe yaramayan bir veledi aramaya kalksın ki?

Kaç gündür buradayım hiç bilmiyorum, odadaki pencereler sanki kaçabilecekmişim gibi tahta ile kapatılmış durumda, içeriye hiç ışık girmiyor.

Sadece odanın kenarında bulunan küçük bir mum etrafa loş bir ışık yayıyor.

En azından karşı taraf biraz insaflı, arada bir yemek ve su getirip yedirip içiriyor.

Salih, benim çocukluk arkadaşımdı, neden böyle birşey yaptı aklım almıyor. O çocuk benim iyiliğim için beni döven bir insandı, şimdi ise kendisi beni kaçırmış, sadece loş bir ışığın olduğu odada bağlı tutuyor.

Tamam, hoşlanıyorsun. Anlayış gösteriyorum fakat neden senin olmam için beni kaçırırsın ki manyak?

Artık ağlayamıyorum, gözümden yaş gelmiyor. Sadece hıçkırıkların yankılandığı bu karanlık odada tek başımayım.

Bu sefer, hıçkırık hariç bir ses daha yankılandı bu odada; kapı gıcırdaması.

Gelen kimdi? Tabii ki Salih.

"Sana yemek getirdim bebeğim! Seni bir güzel besleyip evime geri döneceğim. Bak böyle uslu durursan işte senin kollarını da çözerim benim eve geçeriz. Ama ağlarsan veya bağırırsan bu durum pek gerçek olacağa benzemiyor."

Artık gerçekten onunla uğraşmak istemiyordum, sadece sustum ve yere bakmaya devam ettim.

"Ama yapma böyle, aç mı kalmak istiyorsun?"

Bu sorusuna karşılık yapabileceğim birşey yoktu, zorla başımı ona doğru kaldırdım. "Ne istiyorsun?" diye fısıldadım.

"Haha, komik bir espriydi. Tabi ki seni beslemek istiyorum Ateş. Hatta, bugün kendin yemek ister misin? Kollarını çözebilirim hatta seni kökten çözebilirim."

"Gerek yok, kalsın. Senin gibi bir pisliğe boyun eğemem!"

"Lan amcı Salih nerdesin?!"

"Lan, bu Arda'nın sesi, kardeşimin sesi!"

"Sessiz olsana sikik! Seni duyarsa bittim ben, yemin ederim bittim!"

Adım sesleri git gide çoğalmaya başladı, Salih ve o arkadaş mıydı?

"Bana bak, ses çıkarırsan senin o sikini keserim!"

"Ne alaka amına koyayım?"

Eli penisime doğru gitti, sıkmaya başladı.

Bir çığlık kopardım.

"Sessiz ol sikik!"

Salih koşar adımlarla içeri kaçtı, konuşma seslerini az buçuk duyuyordum.

"Ne oldu dayı? Bir bok yedin de mi buradasın?"

"Ateş nerede?"

"Ne?"

"Ateş nerede dedim Salih!"

Ne, Tanrı'ya şükür biri gelmişti. Ama bu beni vurmaya çalışan üvey kardeşimdi, peki ya nereden biliyordu ki benim burada olduğumu?

"Ateş falan yok Arda iyi misin? Ateş kaçırıldı ya?"

"Sen kaçırdın."

"Ben kaçırmad-"

"Kaçırmadıysan neden bu depodasın? Sen birini kaçırmadığın sürece asla buraya adımını bile atmazsın. Çekil, içeriye bakacağım."

"Hayır bakmayacaksın,"

"Evet Salih, bakacağım. Eğer bakmama izin vermezsen polisi çağıracağım ve eşşek gibi de göstereceksin içeriyi!"

"Yapamazsın böyle birşey!"

Bir anda Emre'nin sesi duyuldu, "öyle de bir yaparız ki..."

Ve sonrasında silah sesi, uzun süreli bir sessizlik.

Bu sessizliği bozan şey telefon çalması oldu,

Kiminle konuştuklarını, ne konuştuklarını bilmiyordum ama sadece Emre'nin "evet abi, bulduk abi, öldürdük onu abi" diyişlerini duyuyordum.

En sonunda telefon kapandı.

"Ah, Berke gelene kadar dışarıda bir sigara içeceğim, sende ister misin Emre?"

"Marka ne?"

"Kent D Range Gray"

"Ver bir tane, içerim."

Adım sesleri uzaklaştı. Neler oluyordu?

Derin bir nefes aldım, hareket etmeye çalıştım ama nafile. Ellerim ve kollarım bağlı olduğu için hiçbir sik yapamıyordum.

Bu sefer adım sesleri yaklaştı, yanında Berke'nin de sesi duyuldu.

"Hani, nerede? Benim koca bebeğim nerede!?"

"Dur Berke, biz de yeni arıyoruz. Bulacağız, sakin ol..."

Adım sesleri geldiğim odaya doğru yaklaştı ve odamın kapısı yavaşça açıldı.

"Ateş!"

Berke koşarak kollarımı ve ayaklarımı çözmeye başladı.

"Salih'i öldürdük, artık özgürsün!"

Gözümden yaşlar akmaya başladı, neler oluyordu bana?

Sıkıca Berke'ye sarıldım, kokusunu, sesini, o giydiği dar jeansi de özlemiştim. Herşeyini özlemiştim çocuğun.

"Ateş, seninle birşey konuşmam gerekiyor."

Arda'nın sesi dikkatimi dağıttı, o neden buradaydı?

"Ne?"

"Ben özür dilerim..."

"Ha?"

"Ateş ben özür dilerim..."

SAHTEKÂRLAR VE SADIKLAR 𝑏𝑥𝑏𝑥𝑏 -YARI TEXTİNG-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin