Hi...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
(H)
Seonghwa- oldu işte
Seonghwa, uzaklaşacağı sırada Taehyun, elini ensesine bastırarak buna engel oldu. Seonghwa, buna karşılık şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı....
Seonghwa, aniden geriye çekilerek boğazını temizledi.
Seonghwa- g-gidelim mi?
Taehyun'un, hemen kendini toparladı ve kötü havayı pozmak adına hafifçe gülümsedi;
Taehyun-teşekkür ederim....
Seonghwa- rica ederim....zaten benim yüzümden bu hale geldin.
Taehyun- kendini suçlama iyiyim ben
Seonghwa, hafifçe başını salladı
Taehyun- tamam, gidelim o zaman
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Han- efendim, Bay Hyun Bin, konusunda ne yapmalıyız?
San- o konuyu bir süre askıya alalım.
Şuan yapmam gereken daha önemli şeyler var.
Han- nasıl isterseniz
Tam da gitmek üzereyken durdu;
Han- efendim, bir mesele daha var
San- söyle
Han- birkaç saat önce Seonghwa aradı ve işinden istifa etmek istediğini söyledi.
Buna karşılık odayı dolduran kahkaha kulakları çınlattı.
San- istiyor mu?.... Evet, sadece isteyebilir.
Han- efendim, ne yapmalıyım?
San- Sadece adresini bul yeter.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Seonghwa- anne, umarım ihtiyacın olan herşeyi almışsındır, yolda zorluk yaşamanı istemiyorum.
Valizi toplarken oldukça endişeliydi
Anne- ah, evet endişelenme
Seonghwa- anne bu kadar aceleyle ayrılman ne kadar doğru bilmiyorum. Yani kendini yıpratmaya değer mi?
Annesi yavaşça oğluna yaklaştı ve elini tuttu.
Anne- biliyorum seonghwa. Ne kadar kırgın ve kızgın olursan ol, bu bizim ailemiz....Onlar senin büyükbaban ve büyükannen. Evet, baban sana güzel bir babalık yapmaya bilir ama suçu onun ailesine yükleyemeyiz değil mi?
Seonghwa- haklısın.
Annesine sımsıkı sarıldı.
Seonghwa- oraya varınca beni ara tamam mı? Dedemin durumunu haber verirsin.
Anne- tamam, deden için dua et, biran önce iyileşsin, unutma onlar bizim tek ailemiz, onlardan başka kimsemiz yok
Seonghwa- biliyorum anne.
Annesi, oğlunun sırtını okşarken alnına küçük sevgi dolu bir öpücük kondurdu.
Anne- tamam öyleyse, hemen çıkmalıyım.
Seonghwa, hızla valizi kapıp dışarı çıkardı.
Anne- kendine iyi bak oğlum, iyi beslen ve kendini yorma tammam mı? Ne zaman döneceğim hakkında hiçbir fikrim yok, uzun zaman alabilir.
Seonghwa- benim için endişelenme anne
Seonghwa, annesine son kez sıkıca sarıldı ve ona veda ettiken sonra içeri geçti.
Kendini kanepeye atarken bir düşünce seline kapılmıştı. Kafası patlamak üzereydi.
Seonghwa- keşke anneme işten istifa edeceğimi söyleseydim.
Aniden kapı zili çaldı.
Seonghwa, hızla kanapeden fırladı. Annesinin birşey unuttuğunu düşünerek kapıya doğru yürüdü ama kapıyı açtığında hiçbir şey beklediği gibi olmadı.
Seonghwa- sen
Derince bir iç çekti ve ardından konuştu
Seonghwa- senin burda ne işin var?
San- seni görmeye geldim
Seonghwa- benden uzak dur
Tam kapıyı kapatmak üzereyken San, onu engelledi ve içeri girdi.
Seonghwa, hızla peşinden koştu.
Seonghwa- seni içeri almadım, bu ne cüret?
San, hızla çocuğun kolunu tuttu ve onu kendine doğru çekti.
Seonghwa- BIRAK BENİ
San- yaşadıklarımızı ne çabuk unuttun
Seonghwa- hiçbir şeyi unutmadım.....Unutmama izin vermiyorsun.
Öfkeyle bağırdı.
San- sorunlarımızı çözmek için geldim, dinle beni
Çocuğun rahat durması için kollarından sıkıca kavradı.
Seonghwa- Sen......Sen ne bok yapmaya çalışıyorsun?.... Ben senin oyuncağın falan değilim, anlıyor musun beni? Beni kullanmaya çalışmaktan vazgeç artık. İstediğin zaman eğlenip, istediğin zaman atabileceğin biri-
Konuşmasını bölen şey dudaklarına yapışan dudaklardı....
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
🐱
