“Ben senin aklına tüküreyim Cenk.” Ali kaşındaki kanı temizlerken bende yanağımdaki sızıyı alması umuduyla buz tutuyordum.
Cenk, üçümüzün söylenmelerini umursamadan dudağına pansuman yaparken aramızda en kötü durumda olan da kendisiydi.
“Hangi akla tüküreceksin kardeşim, akıl mı var bunda? Her şeyi anlarım da tek başına o kadar insanın içine dalmana bir açıklama bulamıyorum. Dayak yemekten korkmuyorsan bari canından korkun olsun, ya bıçakları falan olsaydı?” Melih koltuğa yatarken geçmeyen siniriyle söylenmelerine devam etti.
“Aga, ben mi size dedim gelin girin kavgaya diye? Kendiniz katıldınız şimdi niye bana laf sayıyorsunuz?” Dedikten sonra elindeki pamuğu sinirle masaya attı. Cenk, uzun süreli sessizliğini bozduğunda yaptığı tek şey üçümüzün sinirini daha da arttırmak olmuştu.
“Araya girmeyecektik de ne yapacaktık Cenk? Beş kişilerdi lan! Ne oldukları belli değilken bir de bize söylemeden… canına mı susadın kardeşim? Eğer öyleyse hiç yabancılara gitme, ben kendi ellerimle döverim seni.” Elimdeki buzların iyice erimesi ile poşeti Cenk’e fırlattım. Yok, laf saymak bile sakinleştirmiyordu.
‘Huzurlu bir dönem olacak’ hayalleri yaşarken canım arkadaşım Cenk, daha en başında zehir etmişti her şeyi.
“Derdin neydi peki, boş yere kavga etmezsin sen?” Ali, kendi pansumanını bitirmiş Melih’in karnındaki morluklara bakarken sormuştu. Sakin yaklaşmaya çalışsa da siniri kırk adım öteden bile anlaşılıyordu.
“Ya benim bir suçum yok ki! Ben çiğ köftemi aldım sizin yanınıza geliyordum, okulun arkasından geleyim dedim kestirme olsun diye sonra bir baktım ara sokakta bir topluluk var. Başta umursamadım ama sonra bizim sınıftaki çocuğu gördüm. Metehan’dı galiba… neyse işte parasını almaya çalışıyorlardı, başta ayırmaya çalıştım ama laftan anlamadılar bende tutamadım kendimi işte.”
Üçümüz de onun açıklamasını dinlerken Melih gözlerini kapatarak soluklanıp “Çözümün bu mu oldu gerçekten?” Dedi.
Tamam, çok da mantıklı bir yanı yoktu olanların ama Cenk’i de böyle kabul etmemiz gerekiyordu artık.
“Polisi aramak veya okulun güvenliğini çağırmak yerine tek başına olaya atlaman… Tarkan mısın oğlum sen? Temel Reis ya da Herkül falan mı sanıyorsun kendini? Biz gelmeseydik bokunu bile bulamazdı kimse orada.” Melih’in sert çıkışı göz devirmeyle karşılık bulurken ben ve Ali gülmemek için kendimizi tutuyorduk.
“Aklımı kullansaydım şu an sizin yanınızda değil Fen lisesinin bahçesinde oturuyor olurdum.” Haklıymış gibi attığı tripler yüzünden kendimi tutmam daha da zorlaşırken Melih etraftan ona fırlatacak bir şeyler arıyordu.
Cenk bu halleriyle olsa olsa Tarkan’ın kurdu, Temel Reis’in ıspanağı olurdu da sessiz kalmak şu an en iyi seçenek gibiydi.
Ortam sessizleşirken annemin evde olmamasına şükrettim. Her birimiz odamın ayrı bir köşesine dağılmıştık. Öğle arasında gerçekleşen olay yüzünden okuldan direkt çıktığımızdan aklım bal gözlümde kalmıştı. Kimseye doğru düzgün haber vermemiştik bile.
“Neyse dostlarım ‘Her şerde bir hayır vardır.’ diye boşuna dememişler, Ali’nin kaslarının yapay olmadığını öğrenmiş olduk bu kavga sayesinde. Hepimizin tipi kaymışken adam, hem insanları dövdü hem de bizi korudu. Kaşındaki yaraya da nazar diyorum ve ayakta alkışlamak istiyorum.” Cenk yine gevşek hallerine döndüğünde bu sefer kendimi tutamadan gülmüştüm.
Ali, yanındaki yastığı Cenk’e fırlatırken odayı dolduran telefonumun sesiyle bütün odak bana dönmüştü. Telefonun ekranındaki ‘Bal Gözlüm’ yazısı ile hızlıca yerimden kalktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İçimdeki Sen
RomansaYapabilecek miyim bilmiyordum ama sevdiğim kızın kalbine dolmak istiyordum. Onun güzel gözlerinde kendimi görmek, güzel kokusunu ardından değil saçlarından solumak istiyordum. 'Yapacağım' dedim içimden bu sefer sadece aklımda olmayacak kollarımın ar...
