bolume gecmeden once bolumde birkac yerde atel kelimesi geciyor,, chanın bilegi incindigi icin takmıs oldugu bir kumas parcası. bnce bolume gecmeden bi bakın fotografına🫶🏻🫶🏻
iyi okumalaarrr oyları unutmayın lutfnn!!
...
Biraz ilerisinde sanki kendisine nispet yapar gibi boks torbasını yumruklayan Hyunjin'in yanına geldi ve kafasına havluyu fırlattı Bang Chan. "Tamam yeter, mola ver artık."
"Sen mi diyorsun bunu?" dedi Hyunjin gülerek. Kafasına atılan havluyu kullanarak terini silmiş ve kendisi için boks torbasını tutan Minho'yla hemen kenara oturmuştu. "Sabahtan akşama antrenman yapan Christopher bana mola ver dedi, yuh!"
"Dua et bileğimi kullanmıyorum, kullansam o yüzüne yumruğu geçirirdim."
"Bana isabet etmezdi muhtemelen, geçiremezdin." Keyifle güldü Hyunjin. Chan'ın en iyi özelliği yumruklarının etkisiz hale getirici olmasıysa onunkisi de ona karşı olan darbelerden rahatça kurtulmasıydı.
Minho onun omzuna yatmış, ikilinin atışmalarını dinliyordu.
Chan sırtını tam onların önündeki duvara yasladı. Her ne kadar bileğini kendisine verilen ara süresince kullanmamaya karar vermiş olsa bile kendisinin bir rutini olduğu için spor salonuna gelmeye devam ediyordu.
"Harbiden üç ay hiçbir şey yapmayacak mısın?"
"En azından bileğimi zorlamayacağım," Doktorun kendisine kullanması için verdiği ateli kullanıyordu artık. Jisung'la son görüşmesinin üzerinden iki hafta geçmişti.
"Ya paslanırsan?"
Chan güldü söylediğini alaya alarak. "Ben mi? Ben o San pezeveğini bir kere indirmeden ne paslanırım ne ölürüm. Ebesininkini göstereceğim ona."
Minho sessizliğini bozarak bir elini yumruk yaptı ve havaya kaldırdı. "Göster Christopher! Ben arkandayım!" Chan ve Hyunjin söylediğine gülmüştü.
Ardından kendisi de kalkarak giydiği siyah ve koyu mor karışımı eteğini düzeltti ve çantasını alarak Hyunjin'in yanağına bir öpücük kondurdu sertçe. "Ben kaçıyorum."
"Nereye?" dedi meraklı gözlerle. Minho cevapladı ondan uzaklaşırken. "Bir randevum vardı, kaçırmamam gerekiyor. Görüşürüz aşkım, görüşürüz Chan!"
Chan da ona kafasını sallayarak "Görüşürüz," dedikten sonra ayrılmıştı Minho salondan.
O ayrıldıktan sonra yüzünün düştüğünü fark ettiği Hyunjin'e merakla sordu. "Ne randevusu bu? Senin haberin yok muydu?"
"Niye benim haberim olsun? Oradan bakınca beni sevgilisi olarak görüyor gibi mi görünüyor?"
"Yani, öyle görünüyor."
"Görmüyor işte. Belirsizlikler havuzunda bomboş kulaç atıyorum. Canım sıkılıyor artık," Hyunjin ayaklanarak toparlanmaya başladı.
Chan söyleyebilecek herhangi bir şey bulamadı, başkalarının işlerine burnunu sokmaktan nefret ederdi. Aynı şekilde yorum yapmaktan da. Sadece yanına doğru yaklaştı ve omzuna dokunup çantasını kenardan aldı ve sırtına geçirdi.
"Sıkma canını," dedi. "Ben de çıkıyorum."
"Çık çık, duşa girip çıkarım ben de. Görüşürüz, haberleşiriz."
"Görüşürüz."
Bugün için planları vardı. Son iki haftasını düşüncelerini toparlamaya çalışarak geçirmişti. Düşünceleriyle birlikte kendisini de toparlamış, iki hafta önceki karanlık havasından eser kalmamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
nothing without you, chansung
Fanfictionaşkını esirgeme benden, ihtiyaç duyduğun şekilde seni sevmeyi öğrendim | düzyazı, devam etmiyor
