1.5

420 61 164
                                        

uzun bir bolum oldu,, umarim seversiniz bolumu. yorumlarinizi ve oylarinizi eksik etmeyin lutfnn!! iyi okumalarr

...

Dudaklarına nokta nokta değdirdiği glossu dağıtmak adına dudaklarını birbirine bastırdıktan sonra dikleşerek görünümünü kontrol etti Jisung. Üstüne giydiği gömlek crop kendisine çok yakışmıştı. Uzun zamandır kendi için bu kadar hazırlanmamıştı.

Saati son kez kontrol ettikten sonra odasından çıkarak salona geçti. Chan'dan gelen aramayı bekliyordu, en son yarım saate orada olacağını söylemişti ve henüz yarım saat dolmamıştı.

Birlikte geçirecekleri akşam yemeklerinin nasıl geçeceğini çok merak ediyordu Jisung. Herhangi bir beklenti içinde olmayı bırakmıştı, sadece bundan sonra nasıl olacağını izlemek istiyordu.

Salonda birkaç dakika oyalandıktan sonra Chan'dan gelen aramaya yanıt vermek yerine hemen evinin önünü gösteren camdan dışarıya baktığında onu gördü. Telefonu cebine atarak ayakkabılarını giydi ve dışarı çıkarak kapısını kilitledi.

Chan da onu görür görmez telefonu kapatarak pür dikkat hareketlerini izlemeye başlamıştı Jisung'un. Kapıyı kilitleyip ona doğru döndüğünde yüzünü gördü, çok güzel olduğunu inkar edemezdi. Bundan sonra da etmek istemezdi.

Jisung hızlı adımlarla arabaya yaklaşıp kapısını açtı ve oturdu. Arabaya biner binmez ne söyleyeceğini bilememiş, sadece ona bakmış ve sonrasında gözlerini kaçırıp "Selam," diyebilmişti.

"Selam." dedi Chan da onun gibi.

"Nereye gideceğiz şimdi?" diye sordu Jisung tekrar başını ona taraf çevirip. Chan arabaya çalıştırırken cevapladı. "Bir restauranttan yer ayırttım, seveceğini düşündüm."

"Sevmezsem ne olacak?"

"Çıkar başka yere gideriz."

Jisung göz devirdi. "Öyle kolay sanki,"

"Niye olmasın?" Sevmediğin bi' yerde durmak zorunda mısın?"

"Bilmem," deyip sırıttı Jisung. "Senin yanında duruyorum ya."

Chan tek kaşını kaldırıp sırıtan yüz ifadesine baktı Jisung'un. Kendisine eskisi gibi davranmayacağını ve kendisinden uzaklaştığını biliyordu ama bunu beklemiyordu.

"Sevmiyorsun yani beni?" deyip yola geri çevirdi gözlerini.

"Evet, artık böyle."

"Görürüz onu."

"Yok, göremezsin bundan sonra hiçbir şey."

Yolda önlerindeki aracın ani fren yapmasıyla Chan'ın da frene hızlıca basması gerekmiş ve araba sarsılacağı için kemerini takmamış olan Jisung'a doğru bir kolunu atarak aniden öne doğru gitmesini engellemişti göğsünün üstünde duran koluyla.

"N'oluyor amına koyayım?" dedi Chan önlerindeki arabaların hızlıca durmasıyla. Sonrasında trafik normale döndüğünde kolunu Jisung'tan çekmiş ve ona baktığında kendisine bakıyor olduğunu görmüştü.

"Kemerini tak," dedi Chan. Jisung her ne kadar yaptığı hareketin etkisinde kalmış olmasına rağmen inatlaşmayı unutmadı. "Emir verme bana."

Chan derin bir nefes aldı. "Kemerini takar mısın, Jisung?"

"Lütfen, de."

Chan şaşırarak ona baktığında Jisung gülmemek için zor duruyordu. Hâlâ kemerini takmamış, onun 'Lütfen' demesini bekliyorken kırmızı ışıkta durmak zorunda kaldıklarında Chan ona doğru yaklaşarak kemerini çekip takmıştı.

nothing without you, chansungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin