bolumde bir kısımda hyunho da var umarım seversiniz,, satır arası yorumları ve oyları unutmayın!!
...
Benliğinizde derin izler bırakan olayların kahramanlarını unutmak hiçbir zaman kolay olmaz. Kimileri çok fazla zorlanıp travmalara sebep olan ilişkilerini unutmakta epey zorlanır. Kimileriyse unutmuş gibi davranarak travmalarını kalplerinin en derin odacıklarına gömer ve hayatlarına kalplerinde taşıdıkları ağır yüklerle devam ederler.
Bu kalbin ağırlığı başlarda hissedilse bile sonrasında unutulur, belki de bir daha asla hatırlanmaz ama travmalar kalple birleştikçe kişiyi de etkilemeye başlar.
Bang Chan'ın yaptığı da buydu işte. Yıllar önce hayatından çıkmış ve tam anlamıyla hayatının anlamı olan kız kardeşini hayatından çıkartmış, onu bir daha hatırlamamak üzere tek bir gecede unuttuğuna kendisini inandırmıştı.
Ona sorarsanız ne herhangi bir özlem duyuyor, ne de bir kin besliyordu ona karşı. Daha doğrusu öyle zannediyordu. Parkta onları gördükleri andan itibaren kalbine saplanan hançerin ağrısının herhangi bir açıklamadı yoktu. Daha önce bu kadar duyguyu aynı anda yaşadığını hiç hissetmemişti.
Zamanında onun için hayallerinden vazgeçip, fedakârlık yapıp hem annesini hem babasını acı bir şekilde kaybettikten sonra ikisine güzel bir hayat yaşatabilmek için hayallerinden dahi vazgeçtiği kardeşini tam karşısında görmek nefesini kesmişti tam anlamıyla.
Kardeşinin kendisiyle konuşmasına izin vermemiş, Jisung'u elinden tutarak hızlıca uzaklaşmalarını sağlamıştı oradan. Arabaya bindikleri andan itibaren hiçbir şey konuşmamışlar, gergin bir ortam oluşmuştu araba içerisinde.
Jisung'un evinin önüne geldiğinde yavaşça arabayı park etmişti Bang Chan. Jisung boğazını temizleyip ona doğru döndü, öylece yolu izliyordu Chan.
"Gerçekten o muydu?" diye sordu Jisung. Chan kafasını sallayıp saçlarını arkaya doğru taradı eliyle. Derin bir nefes aldı hemen sonrasında. Kısık bir ses tonuyla konuştu. "Çok büyümüş."
"Kaç yıl oldu görüşmeyeli, tabii büyümüştür..."
Chan hiçbir şey söylemedi, sadece Jisung'un yanında öylece oturmak ve belki de kız kardeşi hariç bir konu konuşarak onu tekrardan görmemiş gibi yapmak istiyordu ama her şey için çok geçti, ona karşı olan özlemi, kızgınlığı ve kırgınlığı yavaş yavaş beliriyordu bile.
"Görüşmek istemiyor musun onunla? Hemen çekip gittik, konuşmasına izin vermedin bile."
"İstemiyorum," dedi Chan. "Tekrar hayatımdan çıksın istiyorum."
"Neden ki? Tekrardan başlangıç yapabilmeniz için güzel bir fırsattır belki de,"
"Tekrar çekip gidecek, Jisung. Neden geldiğini bile bilmiyorum, eskisi gibi arkasına bile bakmadan gidecekse bu şehirden yüzünü görmeme gerek yok."
Jisung ona doğru dönük bir şekilde oturuyor ve yüzünü izliyordu. Gözlerindeki yoğun duyguları görebiliyordu, onu daha önce hiç böyle görmemişti. Kız kardeşi onun hassas noktasıydı ve bunu kim onu bu durumda görse anlayabilirdi.
Chan derin bir nefes alıp ona doğru döndü. "Neyse, geç oldu, geç istersen içeri."
Jisung kafasını salladı, "Dikkatli sür arabayı, kafan dağınık şu an biliyorum."
"Hayır, iyiyim, sorun yok."
Jisung kafasını sallayıp arabadan indi. Yalnız kalmasının daha iyi olduğunu düşündü. Eskiden olsa yanında kalıp onu iyi hissettirmek isterdi ama son yaşananlardan sonra kalbinin kırıklığı buna bile engel oluyor, içinden yanında olmak gelmiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
nothing without you, chansung
Fanfictionaşkını esirgeme benden, ihtiyaç duyduğun şekilde seni sevmeyi öğrendim | düzyazı, devam etmiyor
