4k kelime yazmisim 😭😭😭 cok uzun soluklu ve guzel bir bolum oldugunu dusunuorm umarim YORULMAZSINIZ okurken.
yorumlarinizi eksik etmeyin lutfnnn iyi okumalar 🫶🏻🫶🏻
...
Arabasından iner inmez sadece iki gün önce Chan'la oturup güzel vakit geçirdiği sahile girdi Jisung. Güzel geçirdikleri vakit her ne kadar akılda kalıcıysa hemen sonrasında Chan'ın ablasıyla karşılaşmış olmaları da bir o kadar akılda kalıcıydı.
Şimdi onunla telefonda ayarladıkları gibi görüşmeye gelmişti. Bu iyi bir fikir miydi, değil miydi bilmiyordu. Yalnızca o an hangisi mantıklı geldiyse öyle yapmıştı Jisung. Hayır da diyebilirdi elbette ama ne söyleyeceğini bilmek istiyordu. Ne hissettiğini de bilmek istiyordu ve adı kadar emindi ki Chan da bunları bilmek isterdi.
Sahilin hemen içindeki kafeye girdi Jisung. Bir süre etrafına bakındığında kendisine bakarak el kaldıran kadını gördü sonunda. Hızlı adımlarla yanına ulaştı, "Selam," diyerek tam karşısına oturdu çekingen bir şekilde.
"Selam, hoş geldin," Jisung kafasını sallayıp gülümsedi. "İsmini hâlâ bilmiyorum..."
"Jisung."
"Soojin ben de, Jisung. Memnun oldum."
"Hm, ben de." dedi Jisung yalnızca. Sıcak davranmayacaktı, böylesi daha iyi hissettiriyordu. İkisi de öylesine kahve söylediler, kahvelerin gelmesi çok uzun sürmedi çünkü kafede çok fazla kişinin olduğu da söylenemezdi.
Kendisi her ne kadar mesafeli davransa bile Soojin öyle değildi, gülümsemesini yüzünden eksik etmiyor ve giydiği mor kazağıyla epey güzel görünüyordu. Aynı zamanda Chan'a çok benziyordu. Gamzeleri tıpkı Chan'ınkiler gibi yanaklarına sıralanmıştı.
"Yena nasıl?" diye sordu Jisung kahvesinden bir yudum almadan önce.
"Gayet iyi, evde arkadaşımla vakit geçiriyor. Selamı var sana, seninle buluşacağımı söylemiştim ona."
Jisung güldü. "Benim de ona çok selamımı ilet, lütfen." dedi kibarca. "Söylerim," dedi Soojin de.
Uzatmamak ve hemen konuya girmek istediği için parmağıyla kahve bardağının etrafını turladı ve alt dudağını ısırdıktan sonra konuştu Jisung. "Açıkçası... Neden beni çağırdığını hemen konuşmak istiyorum."
Soojin kafa salladı. "Chan'la iletişim kurmak istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum, Jisung..." Sesi üzgün çıkıyordu. "O gün yüzüme bile bakmadı, sen de gördün ama ben onu çok özledim, beni bir kere olsun dinlesin istiyorum."
"Soojin..."
"Biliyorum bana çok kırgın, haklı da. Bana kızabilir, bağırıp çağırabilir, yeter ki beni bir kere dinlesin."
"Ona nasıl ulaşacağını söylememi mi istiyorsun?"
"Evet, çok istiyorum Jisung. Onu tekrar görmek istiyorum... Gitmeden önce." Son cümlesini çekinerek söylemişti. Tekrar gidecek, dedi Jisung içinden. Chan'ın tepkilerini kestiremiyordu, konuşmalarını çok isterdi ama Chan da bunu ister miydi bilmiyordu.
Ayrıca kendisine çok kızacağını da biliyordu fakat önemli olan bu değildi, Chan bir kere olsun kardeşinin neden gittiğini, nerede olduğunu ondan dinlemeyi hak ediyordu.
"Neredeydin, neden gittin ve Chan'la bir daha neden iletişime geçmedin bilmiyorum, beni ilgilendirmiyor da, Soojin. Yine de Chan'a bunu yapmış olmanın doğru olmadığını düşünüyorum."
"Biliyorum." dedi Soojin gözlerini kaçırarak.
"Umarım tüm bunlar için bir sebebin vardır... Yarın Chan'la görüşmen için buluşabiliriz, seni onun antrenman yaptığı yere götürebilirim. Yine bu saatlerde buluşmamız gerekir ama."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
nothing without you, chansung
Fanfictionaşkını esirgeme benden, ihtiyaç duyduğun şekilde seni sevmeyi öğrendim | düzyazı, devam etmiyor
