1.9

490 66 109
                                        

unuttuysaniz onceki bolumu gozden gecirmeyi ya da reread yapmayi unutmayin, arayi biraz actik yine bu ficle malsf

oylari unutmayin lutfn, iyi okumalar 🫶🏻

...

Sabahın erken saatleri çoktan geçmişti. Birkaç saat önce uyanıp kolları arasında güzel bir uyku çeken adamı izlerken tekrar uyuyakalmış ve öğlen saatlerine kadar güzel bir uyku çekmişti kendisi de.

Jisung hâlâ uykunun ağırlığını üzerinden atamamış bir şekilde yatakta uzanıyordu. Bu sefer gözlerini açtığında yanında Chan'ı görememişti. Vücudundaki belli belirsiz ağrı ile yavaşça yataktan doğrulup elini yüzünü yıkamış, o kendisine gelmeye çalışırken hemen aşağıdan mutfaktan birkaç ses geldiğini duyabiliyordu.

Jisung, gelen seslere doğru ilerlediğinde Chan'ın mutfakta oldukça lezzetli kokan bir kahvaltı hazırladığını gördü. Onu fark ettiğinde bardaklara içecekleri dolduruyordu.

Jisung "Günaydın," dediğinde göz göze geldiler. Chan'ın gözleri gülümsemesiyle adeta parlıyor gibi görünmüştü Jisung'a. "Günaydın uykucu, hâlâ gözlerinden uyku akıyor."

Jisung birkaç adım ilerleyerek Chan'ın yanına geldi. Chan, o yanına gelir gelmez masayla uğraşmayı bırakmış ve onu belinden çekip kendisine yasladığında saçlarına bir buse hediye etmişti.

Jisung kollarını kendisini hemen kolları arasına alan adamın sırtına sardı. "Uykum var Chan, bugün iyi ki izin günüm. Olmasaydı da kesin uyanamaz gidemezdim ben."

Chan gülerek onu omuzlarından sandalyeye oturttu, ardından o da karşısına geçti ve çenesiyle kahvaltıyı işaret etti. "Bir şeyler ye, kendine gelirsin. Sonra da dinlenirsin güzelce."

Jisung kafasını salladı. "Sen? Sen ne yapacaksın bugün?"

"Dün koçla görüştüm, birkaç şeyi halletmemiz gerekiyor. Onunla buluşacağım. Aram bitiyor demek, doktor."

Jisung gülümsedi. "Bitiyor mu bitmiyor mu haftaya göreceğiz, boksör. Umarım iyileşmiştir de sahalara geri dönersin, inan ben de en çok bunu istiyorum."

"Hoşuna gidiyor herhalde izlemek?"

"Alakası yok,"

İkisi de gülmüş, birlikte konuşa konuşa kahvaltılarını yaptıktan sonra mutfağı toparlamışlardı. Jisung ve Chan mutfaktan  çıkacağı sıra Chan hızlı davranarak Jisung'u kucağına almış, öylece gülerek içeri koltuğa geçmişlerdi.

Jisung Chan'ın kucağından inip başını omzuna yaslamış gözlerini kapatıp onun dediği gibi dinlenmeye çalışmıştı. Chan'ın eli ise Jisung'un belinde duruyordu.

"Ne zaman buluşacaksınız?"

"Bir, bir buçuk saate çıkarım güzelim. Neden?"

"Merak ettim, of, çok geç uyanmışım cidden. Yine de tüm gün uyumak istiyorum, normal mi?" Chan güldü onun yorgun çıkan sesine. Kafasını salladı ve cevapladı. "Normal, gece yoruldun sonuçta."

Jisung gülümsedi ve içine kaçan sesiyle "Sus." dedi.

Bir süre öylece dinlenmek için oturmaya karar verdiklerinde kapının çalması her ikisinin de irkilmesine sebep oldu. Jisung başta kimin gelebileceği konusunda bir tahmin bile yürütemezken ayaklandığında arkadaşlarının gelmiş olabileceğini düşündü. Öyle de olmuştu.

Kapıyı açtığında hem Changbin hem de Felix'le karşılaşması pek de sürpriz olmamıştı, onlardan başka gelebilecek kimse yoktu.

Felix, "Hanji!" deyip Jisung'a sarıldı. her ikisi de açılan kapıdan içeri girdiler. "Felix... Geleceğinizi bilmiyordum balım,"

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 19, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

nothing without you, chansungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin