27

500 56 45
                                        

Ayrılık, her zaman bu kadar yoğun mu hissedilirdi? Benim için hep öyleydi.

Ama insan, bazı anları yaşamadan önce bilmiyor; Birini ilk kez tekrar görmek... Evet, tam olarak böyle. Sanki zaman, bir makas gibi soluk borunu keser. İçine hava değil, geçmiş dolar.

Önce bir sessizlik çöktü bulunduğum yere.
İçimde değil, dışımda değil; her yerimdeydi.

Ve sonra bir ağırlık…
Sırtımdan, dizlerime kadar inen o tanıdık titreşim.

Sanki Orionto, bir anlığına nefesini tuttu.
Sanki bedenim, adını anmaktan korktuğum bir şeyi hatırladı.

Onun adımları…
Yüzünü görmedim henüz. Ama rüzgâr yön değiştirdi.
Soğuk başka bir yerden esmeye başladı.
Varlığı, hâlâ aynı keskinlikteydi, gözlerine bakmasam bile, bakılmış gibi oldum.

Sesini duymadım.
Ama bir ses, içimde kalkıp yürüdü.
Henüz konuşmadık.
Henüz hiçbir şey demedi.
Ama omuzlarımın hizası değişti.
Ve kalbim, çelik bir yüzeye çarpıp yankılandı.

Bazı insanlar bir odaya girmez,
Seninle birlikte tüm çocukluğunun üstüne basarak yürür.
İşte şimdi burada, o anın içindeyim.

Uygar burada.

Ve ben, sanki yıllardır yalnızca bu âna varmak için yaşadım.

Gözlerim, karşımdaki dev bedene saplandığında kalbim acı ile kasıldı.

Asker kıyafeti, her an bir savaşa hazır, vücudunu saran zırh... Belindeki kemerde çeşitli kesici alet ve silahlar.

Ve kafası...

En can alıcı noktasıydı. Kafasında bir zırhlı başlık vardı, kemikten yapılmış gibi gözüken; bembeyaz ama çelik kadar sert duran bir maske tüm yüzünü kaplıyordu.

Onu tanımamı sağlayan en büyük etken ise, tek açıkta kalan Zeytin yeşili gözleriydi.

Buradaki herkesin yeşilinden farklı ve yalnızca bana ait olan o gözler. Bize ait olan.

O gözleri yalnızca bir saniye görmem bile onu tanımamı sağlamıştı.

Başıma giren kramp tüm vücuduma yayıldı ve dikildiğim yerden bir milim bile kıpırdayamadım. Ayaklarım O'na gidemedi. Omzuma çarpan kimseyi umursamadan zeytin yeşili gözlü deve bakmaya devam ettim.

Sanki zaman bükülmüştü ve onun gözleri gözlerime değince de, duracaktı.

Yalnızca gözlerinden tanımak.
Ben zaten yıllarca, onun gözlerini görmüştüm. Gözleri hep üstümdeydi ve en çokta gözlerimin içine bakardı. Ancak şimdi neden bakmıyordu?

Kurt arkamdan bedenimi ittiğinde, etraftaki buğulu hava dağılır gibi oldu ve O devin bakışları bir salise kadar bu yöne döndü. Gözlerime çarpıp giden gözleri sanki beni görmemiş gibi işine devam etti.

"Az daha bir askere çarpıyordun çekik, neden dikiliyorsun teçhizat istikameti üstünde?" Yanımızdan geçip giden asker baştan sona siyahlarla kaplıydı, kafasında bir zırhlı başlık vardı, üstü bilemediğim birkaç teknolojik aletle kaplıydı ancak yüzü açıktı. Direkt olarak teçhizatların başında duran Uygar'ın yanına gitti ve kolunda bir düğmeye basıp hologram paneline benzer yansımayı ortaya çıkardı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 09, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

BEZ BEBEK |B×B| +18Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin