Bekar bir adam, yaşadığı travmatik yangından sonra tüm ailesini kaybeder. Enkazdan elinde tek kalan ise büyük babasının gözü gibi baktığı bir oyuncak bebektir.
Bez bebekle birlikte, büyük babasından kalan ücra bir malikaneye taşınır ve yıllarca ora...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
🤍 Yıldızları parlatalım 🤍
"Biz, tam olarak neden bir yabancı için ta ebesinin amında olan bir yere gidiyoruz?" Adem'in sesi ile ateşte olan bakışlarımı ona çevirdim.
"Ne kadar ayıp Adem! Ayrıca tanıyoruz Henri'yi, sadece..." Tessa'nın bakışları bana döndü ve "siz unuttunuz, esrarengiz bir şekilde."
Bakışlarımı kaçırdım. Kurt'un çoktan uyumuş olduğunu gördüm. Bu karanlık ve izbe yerde hiç mi korkmuyordu. Burası gündüz; ışıklarla aydınlatılmış bir cennet gibi dursa, gece; yine bir cehennemi andırıyordu. Gökyüzü gri rengini siyaha bırakıyor ve gökyüzü kızıllaşıyordu. Ayrıca hala toprağın altında bir makine çalışıyor gibiydi ve titriyordu. Bu bile beni uyutmuyordu.
En uyutmayan şeyse, içimdeki doluluk hissiydi. Mükemmel hissediyordum. Çok heyecanlıydım.
Artık Zeytin'igörebilecektim. Artık onsuz olmak zorunda değildim.
"Tessa, bizler sizler kadar nazik değiliz. Alış artık." dedi Adem ardından ekledi. "Şu yabancıya bile daha çabuk alıştın."
Sözleri canımı sıkmıyordu. Yeter ki beni Uygar'a götürsünler.
"Alışamam, halk için nezaketin ne kadar önemli olduğunu biliyorsun. Ayrıca artık sizin de nazik davranmanız ve düzgün konuşmanız gerek unuttun mu akıllım." Çok tatlıydı, görüntüsünün aksine.
"Yeni komutanın yeni kuralları."
Adem, bir şey söylemeden yere serdiği örtünün üstüne devirdi bedenini. Ardından bize, arkasını döndü.
"Henri," dedi merakla. "Bana gerçekleri anlatacak mısın?" kulağıma fısıldadı. "Kimseye söylemem, sırrın ben de güvende. Orionto sözü."
Yeşil yeşil bakan gözlere gülmeden edemedim. Yirmili yaşlarda bir kadındı ancak sanki, onlu yaşlarına yeni gelmiş bir çocuk gibi konuşuyordu.
"Gerçekleri zaten hatırlıyorsun." diye fısıldadım ben de.
"Evet ama ...hayır," dedi ve sonra daha da kıstı sesini. "Onlara kendini nasıl unutturdun onu bilmiyorum. Krallıkta büyücülük dersi mi almıştın?"
Büyücülük dersi mi? Almamıştım ama kafamı aşağı yukarı salladım.
"Vayy!" dedi Tessa yüksekçe, sesinin ayarını ayarlamadan. Adem arkasını dönüp "Yatın artık." dediğinde Tessa'nın sorgulamalarından kaçmak için uzandım. Tessa, soruları ile başımda beklese de, cevap vermeyeceğimi anlamış olmalı ki yerine geçti ve uzandı.