31. Bölüm

544 27 10
                                        

2017/ Trabzon 

Ayşe Hanım elindeki kıvırcıkları yıkarken sitemle salonda oturan torununa söyleniyordu. "Ula ha, o kızla buluşsan ne olurdu?" Sesini yükseltti. "Bir yerlerin mi eksilirdi!" Ses gelmeyince sinirle arkasına döndü. Mirzah yeni aldığı boks eldivenlerini inceliyordu. Bu eldivenleri yaptırmak için manyak paralar harcamıştı. Tabii ondan önce büyük emek vermişti.  Aylarca babasının yeni yeni kurmaya başladığı küçük şirketi geliştirmek için çalışmıştı. Başarmıştı da. Şuan Rize de en çok ismi duyulan şirket onlarınkiydi.

 Babası şirket konusunda ki zekasını fark edince daha çok işe gelmesi için zorlasa da kabul etmemişti. Tek derdi boksta dünyaya açılmaktı. Şirkette sandalyesine oturup ayın gider- gelirlerini dinlemek değil. 

Babaannesi bu görüntüye dayanamayıp ayağında ki terliği çıkardığı gibi tam alnının ortasına 12 den vurdu. "Ula yeter da şu eldivenlura ayırdığın zamanu güzelim kızla konuşmak için bile harcamuyorsun " Sesi iyice yükselmişti

Mirzah umursamadan kafasını kaldırıp babaannesine baktı. Alışmıştı terlik darbelerine, etki etmiyordu artık. "Boşa uğraşıyorsun babaanne" dedi bıkkınca. Elalemin kızıyla ne konuşacaktı, hele ki maç zamanları. Rahatça arkasına yaslandı "Boş işler hep" O sırada merdivenlerden inip annesi Gül Hanımda yanlarına geldi. Kırmızı eşarbını esmer saçlarının bir kısmını kapatacak kadar saçına örtmüştü. İş yaptığı her halinden belliydi. 

"Yine aynı konu mu" diyerek gözlerini Mirzah'a dikti. "Oğlum bir kere babaanneni dinlesen olmaz mı?" Mirzah annesine 'sende mi?' der gibi baktı. O an ciddi bir konuşma yapması gerektiğini fark etti. Resmen iki ayda bir kere numara değiştiriyordu. Babaannesi numarasını şeker niyetine dağıtıyordu millete, torununu umursamadan. Mirzah bir yere kadar onu anlıyordu ama. Aması vardı işte. Bir sürü torunu vardı biri evlenir torun severdi sonra. Takmıştı kafayı Mirzah'a.

"Babaanne" dedi ses tonu sakindi ama ciddiydi. "Boşuna yoruyorsun kendini.  İllaki olur  birisi hayatımda, varsa kaderde, ama şimdi zamanı değil." Bazen ona saçma gelse de içinden bir ses birisinin ona ait olduğunu haykırıyordu. Sevebilir miydi? Bilmiyordu. Bildiği tek şey o zaman bu zaman değildi. "Numaramı b millete verip kimseyi ümitlendirmeyin boşuna" Cümlesini bitirmesiyle merdivenlerden koşarak ablası geldi. "Ooo bizim süper üçlü buradaymış" 

Burcu; uzun boylu, kumral bir kızdı. Mirzah'ın resmen kız haliydi. Tek farkları o Mirzah kadar duygusuz ve umursamaz değildi. Her şey için empati kurmaya çalışır, hiç bir zaman kesin yargılarda bulunmazdı. Ayriyeten her istediği de saniyesinde yapılırdı. Sülalenin ilk kız torunuydu neticede.  Tabii ne kadar sakin, sessiz olsa da kafası atınca kimse önüne geçemiyordu. Ağzında ki lafı esirgemezdi, onu rahatsız eden bir duruma katlanabilecek kadar sabırlı değildi.

"Yine aynı konu mu?" diyerek annesine baktı Burcu. Kardeşinin bu konudan bıktığını bilse de çok umursuyor gibi değildi. Ona da eğlence çıkıyordu. "Bu sefer ki talibimiz kim?" Yüzündeki muzip ifadeyle kardeşinin tam yanına oturdu. Mirzah ' sende mi?' der gibi kaşlarını çatmış ablasına bakıyordu. 

Annesinden müdahale gecikmedi.  Elinde tuttuğunu yeni fark ettiği toz bezini oğluna doğru salladı. "Şşt dön bakıyım önüne sen, bakma ablana öyle" Mirzah bu sefer ağzını tutamadı. 

"Ula yeter da" dedi şivesini engelleyemeden. "Ne yapacaksınız beni evlendirip." Babaannesine baktı. "Ayşe Sultan beni istemiyorsan eğer söyle de gideyum" Kimseyi kırmak istemiyordu ama cidden bıkmıştı. Ne kızmış ula diye içinden geçirmeden edemedi. Pek şiveli konuşmazdı ama bazen engelleyemediği şekilde şivesi kayıyordu. 

O sırada evi havalandırmak için açık duran kapıdan bir kadın sesi belirdi. "Ula Ayşe senin uşağın reddedemeyeceği teklifle geldum" Kara lastiklerini çıkarıp salona girmesiyle  heyecanlı yüz ifadesi Mirzah'ın çatılmış kaşlarını ve bıkmış ifadesini görmesiyle kayboldu. 

MAFYA'MBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin