Yazar'dan;
Elinin içindeki eli sıkıca tutarken başını duvara yaslamıştı. Ne yapacağını bilmiyordu; kendini ilk defa bu kadar çaresiz ve acınası hissediyordu.
Sevdiği kadına gerçekleri anlatmamış, başkasından öğrenmesine sebebiyet vermişti. Onun tek derdi Gizay'ı bir daha üzüleceği bir duruma sokmamaktı.
Bu yaşına kadar çekeceğini zaten çekmişti; bir daha canı acısın istemedi. Biliyordu çünkü gerçeklerin önceki yaşadıklarından daha fazla kalbini kırıp onu çıkmaza sürükleyeceğini.
Boşta kalan elini saçlarının arasına atıp karıştırdı. Olayın üzerinden saatler geçmişti ve Gizay bayıldıktan sonra bir daha uyanmış, atak geçirmişti. Ondan dolayı Mirzah'ın babaannesi doktor çağırmış ve iğne yoluyla sakinleştirici verilmişti.
Sakinleştirici verilmenin üzerinden neredeyse bir saat geçmişti ama bir saat öncesi sanki az önce yaşanmış gibi Mirzah'ın beyninde film şeridi gibi dönüyordu.
'Bunu bana söylemeliydin, Mirzah! Hayatımın gerçeklerini başkasından değil senden öğrenmeliydim ben' Sıktığı yumruklarını Mirzah'ın omuzlarına sertçe geçirmişti. 'Anlıyorsun dimi? Senden öğrenmeliydim, SENDEN!'
Akıttığı gözyaşları içine birer taş gibi oturmuştu. Ağırlığı gitmiyordu. Ne yapacaktı, nasıl toparlayacaktı düşünmekten delirmişti artık.
Elinin içindeki zarif ele dudaklarını bastırdı. Uyandığında yüzüne bile bakmayacağını çok iyi biliyordu. Haklıydı da. Dayısı sandığı adamın aslında babası olduğunu öğrenmişti. Annesi sandığı kadının aslında hiç annesi olmadığını öğrenmişti.
Hafif şeyler değildi. Hayatının yalandan ibaret olduğunu gösteriyordu.
"Affet beni," diye mırıldandı Mirzah. Başka bir şey diyemiyordu. Öyle ikilemde kalmıştı ki. Bir yanı yaptığı şeyi sonuna kadar savunurken diğer yanı söylemeliydin diyordu.
Söyleseydi eğer yine üzülecekti ama bu sefer yanında olabilecekti. Şimdi ise öğrendiği gerçeklerin üzerine birde güveni kırılmıştı. Kırılmıştı Mirzah'a.
Aslında Mirzah bilmese de Gizay'ın en çok üzüldüğü şey ona gerçeği söylemeyip saklamasıydı.
En çok ona güveniyordu çünkü. Mirzah, Gizay için sırtını her halükarda yaslayacağı bir dağdı. Onu seviyor, ona güveniyor ve kendini onun yanında mutlu hissediyordu. Yıllar sonra hayatına girmiş ve hayatının merkezi haline gelmişti bu adam.
Bu gerçek değişmeyecekti ama kalbi kırılmıştı.
Düşüncelerinin yoğunluğu etrafını sarmışken yanına gelen babaannesini bile fark etmedi. Omzuna dokunan sıcak ellerle bakışları, babaannesinin gözlerini buldu. "Oğlum" Babaannesi aynı onun gibi yere, yanına çöktü. "Gel bir şeyler ye saatlerdir oturdun buraya kalkmıyorsun da" Şefkati sesine yansımıştı bu yaşlı kadının.
Allah biliyordu ya en çok Mirzah'ı severdi ama en çokta ondan uzak kalmıştı. Şimdi yıllar sonra yanına gelmişken, torununu ve onun sevdiği kadını bu halde görmek yaşlı kalbini ağrıtıyordu.
Mirzah donuk bakışlarıyla Gizay'a bakarken babaannesinin dediklerini kafasını sallayarak reddetti. "O uyanmadan yemem bir şey babaanne"
"Yapma oğlum böyle. Gizay kızım eminim ki senin kendine böyle eziyet etmeni istemez" Mirzah'ın değişmeyen ifadesini fark edince elinin altındaki çökmüş omuzları ovdu. "Biraz uyu o zaman"
"Uyuyamam babaanne" Zorlukla yutkundu. Boğazına oturan o yumru yutkunmasını engelliyordu. "O bu haldeyken nasıl uyuyabilirim, sen söyle"
Her zaman kendinden emin ve sert çıkan sesi gitmiş yerini her şeyini kaybetmiş bir adamın sesi almıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAFYA'M
RomansaMirzah Arslan 3 yıldır aşık olduğu kızı yanına almak isterse ne olur? Mirzah Arslan ❤️ Gizay Çetin Not: - İlk bölümler fazlasıyla cringe gelebilir. Bölümler ilerledikçe toparladığımı düşünüyorum ( İlk kitabım🥹) -Arkadaşlar bu kitap benim kendi ya...
