Berzah

9 3 0
                                        

Sessizlik, herkesin zihnindeki seslerin birbirine karışarak ortalıkta daha büyük bir karmaşaya çıkmasına sebep olmadan son bulmalıydı. Elinde silah olan korumaların zihninden silahlarını ateşlemek geçiyordu ve bu karmaşayı sadece başlatır, ard arda gelecekler savaşın sadece ilk kurşunu olurdu.

İzge zihnindeki tilkilerin planlarına güveniyordu ancak o tilkiler onu her zaman kurtarmış ama yara almasını engelleyebilmiş değillerdi. Tuğra karşısındaki adamla zaten olduğu savaştaki galibiyetini çoktan netleştirmişti kafasında, sadece şimdilik dile getirmiyordu. Alin ise dilinin ucundaki ağır sözleri komutanın emri ile çıkaracağı silahına kurşun olarak yerleştirmeyi bekliyordu. Ayberk'in ise tek hedefi komutanından aldığı emrin ardından Boran'ı vurmaktı.

"Gerçekten bir Yüzbaşıyı iki Teğmeni ve yurt dışında bir kuruluşta yardım görevi olan,"

Tuğra cümlesine kısa bir es vererek kararlı bakışlarını kısa bir süre İzge'ye çevirip baktı ve gözlerini çekmeden konuşmasını devam ettirdi.
"Benim hayatımda, benim yanımda olan bir kadına zarar verebileceğini mi sanıyorsun? Hiç mi aklın başında değil, bunun sonuçlarının sana nasıl patlayacağını bilmiyor musun?"

İzge kimse silahını ateşlememesine rağmen vurulmuştu. Tuğra'nın sözleri vurmuştu onu hemde en alıcı noktasından herkesten sakındığı, yaralarını onarmaya çalıştığı kalbinden vurmuştu. Ama bu vuruş onun onaramadığı yaralarına yenisini eklememiş aksine içeriye kan gelmesi, onarması için yol sunmuştu. Tuğra'nın ondan çekilmiş olan bakışlarına rağmen o bakışlarını adamdan çekmemişti.
"İzge."

Alin'in fısıltıdan ibaret olan uyarı mahiteyetinde olan seslenmesi ile kendine gelmişti. İçindeki karmaşıklığa rağmen huzuru hissettiği düşüncelerden sıyrılmış dünyanın karmaşasındaki yerini tekrar almıştı.

"Nasıl patlayacağı değil de neresinde patlayacağını biliyor muymuş komutanım onu soralım bence."

Alin'in öfkeli sesi ile yuvarlak bir biçimde etraflarını sarmış olan birkaç korumanın silahı diğerlerinin üzerindeki baskısını azaltarak ona yönelmişti. İçlerindeki en öfkeli ve harekette bulunabilecek kişi o görünüyordu. Kalan herkes sessizliğini ve soğukkanlılığını korurken Alin'in gözleri öfke saçıyor ve bir an önce gerekecekse birilerini dövüp burdan gitme acelesini taşıyordu.

"Kimseye zarar vermek gibi bir düşüncemiz yok Yüzbaşı neden olsun? Birkaç hadsiz laf ettiniz diye hemde."

Tuğra karşısındaki adamın kibirli laflarına karşı daha kibirli bir gülümseme ile karşılık verdi, yüzüne oldukça histerik bir gülümseme hakimdi.

"Ben açıklayayım size durumu sizin saçma sapan tehdit gösteriniz için burada değiliz. Zaten yapamayacağınız şeyleri siz yapmıyormuşsunuz da bir lütufmuş gibi önümüze sermeyi bırakın. Geliş amacımız oğlunuzun tenhada yaptığı efeliğin affı olmayacağını sizin kalabalığınızda anlatmak."
Alin'e doğrultulmuş silahların bütün hedefini üstüne almış ve bunu yüzünde gururlu bir gülümseme ile karşılamıştı İzge. Korumaların da bakışları aynı Cihat Ağa gibi öfkeye bürünmüştü.

"Kısacası sizi bir daha Su'yun etrafında ya da herhangi bir şekilde onu tehdit ederken bulursak başka bir ikazda bulunmayacağız." Alin dediğini yaparak geliş amaçlarını kısaca özetlemişti.

"İkazınızı dinlemez ve başka bir ikaz daha istersek ne olur peki?"
Cihat Ağa bakışlarını asla Tuğra'dan çekmediği gibi sorusunu da ona yöneltmişti.

"Hoşuna gitmeyecek şeyler olacağını sen de biliyorsun Cihat Ağa, tasladığın ağalığın kanun önünde bir işlevi olacağını mı sanıyorsun? Ya da benim ve adamlarımın silahı yerinden çıktığında işleyeceğini mi düşünüyorsun?"

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 02 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

DİLHUN Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin